Bursa Hakimiyet

Şeytandan korunma yolları

Ilk insan Hz.Adem’dir. Allah ilk insan Adem (a.s)’i yaratınca meleklere, ona secde etmelerini emretti. Şeytan kendisinin ateşten, Adem (a.s)’in ise topraktan yaratılmış olmasını gerekçe göstererek secde emrini yerine getirmedi. Böylece ilk isyan, kibir, ayrılık ve düşmanlık böyle başladı. 
Şeytan, insanları Allah yolundan uzaklaştırmak için vesvese vererek, kötü duygu ve düşünceleri telkin ederek, günahları süsleyip güzel göstererek her türlü hile ve tuzağa başvurmaktadır. Bu gerçek Kur’an-ı Kerim’de şöyle zikredilir: “O, size ancak kötülüğü, hayasızlığı ve Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi emreder.” (Bakara-169)
Şeytan insana sapkınlığı, kötülüğü ve düşmanlığı emreder. Şeytan, insana kötü işleri güzel gösterir. Bu nedenle şeytan, insanın düşmanıdır. Bu gerçek Kur’an-ı Kerim’de defalarca zikredilmiştir. Bir ayeti kerimde buyruluyor ki: “…o (şeytan) sizin için apaçık bir düşmandır.” (Bakara-168) Bir başka ayeti kerimede de şöyle zikredilmektedir: “Şüphesiz şeytan sizin için bir düşmandır. Öyle ise (siz de) onu düşman tanıyın.” (Fatır-6) 
Mümin, şeytanın şerrinden korunmalıdır. Müminin görevi; şeytana mağlup olmak değil, galip olmaktır. İnsan, şeytanın şerrinden ve fitnesinden korunabilir mi? Elbette korunur. Şu ayeti kerimeler bizlere şeytandan korunma yollarını öğretmektedir: “Eğer şeytandan kötü bir düşünce seni etkileyecek olursa hemen Allah’a sığın.” (Fussilet 36) Bir başka ayeti kerimede de şöyle zikredilir: “De ki; Rabbim şeytanların dürtüklemelerinden (vesveselerinden) ve onların yanımda bulunmalarından Sana sığınırım.” (Müminun 97-98) Başka bir ayeti kerime ise şöyledir: “Kur’an okuduğun zaman o kovulmuş şeytandan Allah’a sığın.” (Nahl -98) Yine Felak ve Nas surelerinin okunması da şeytandan sığınma yollarından bazılarıdır.
Ancak şeytanın şerrinden korunmak için sadece sözle sığınmak yeterli değildir. Allah’a hakkıyla kulluk etmek, haramlardan sakınmak ve ihlaslı olmak da gerekir. Çünkü Yüce Allah, içtenlikle inanıp ibadet eden, yasaklarını çiğnemeyenler üzerinde şeytanın hiçbir hakimiyetinin olmayacağını beyan buyurmaktadır.

Günahlardan Sakınmak

Yüce Allah, diğer canlılardan farklı olarak insana akıl nimetini, iyiyi kötüden seçebilme özelliğini vermiştir. Kur’an-ı Kerim ve Peygamberimizin (s.a.v.) açıklamalarından nelerin günah, nelerin sevap olduğunu öğrenebilmekteyiz. Hayatımızın devamlı kayıt altına alındığını düşünerek, özellikle aklımızı ve irademizi de kullanarak günahlardan sakınmalıyız. Günahlardan sakınmanın yolu kuvvetli ve sarsılmaz bir imana sahip olmaktır. Günah işleyen bir mü’min pişmanlık duyduktan ve kul hakkı varsa helalleştikten sonra samimi bir şekilde tövbe etmelidir. 
Yaşantımızın kayıt altına alındığı ile ilgili olarak Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır: “Üstelik, biri insanın sağ tarafında, biri sol tarafında oturmuş iki alıcı melek de onun yaptıklarını alıp kaydetmektedir. İnsan hiçbir söz söylemez ki, onun yanında yaptıklarını gözetleyen ve kaydeden hazır bir melek bulunmasın.” (Kaf 17-18) Bir başka ayeti kerimde de şöyle buyrulur: “İşte kitabınız, size gerçeği söylüyor. Çünkü biz, yapmakta olduklarınızı kaydediyorduk.” (Casiye 29)
Bir ayeti kerimede buyruluyor ki: 
“Kitap ortaya konur.  Suçluları, kitabın içindekilerden, korkuya kapılmış görürsün. “Eyvah bize! Bu nasıl bir kitaptır ki küçük büyük hiçbir şey bırakmadan hepsini sayıp dökmüş!” derler. Onlar bütün yaptıklarını karşılarında bulurlar. Senin Rabbin, hiç kimseye zulmetmez.” (Kehf 49); Yine bir başka ayeti kerimede de şöyle buyrulur: “Oku kitabını! Bugün hesap sorucu olarak sana nefsin yeter” denilecektir.” (İsra 14)
 Peygamberimiz (s.a.v.): “Her insan hata eder. Hata işleyenlerin en hayırlıları tövbe edenlerdir.” buyurmuştur.
Bizlere düşen görev; bu ilahi uyarılar doğrultusunda günahlardan sakınmaktır.