Bursa Hakimiyet

Sır saklamak

Hz. Enes (r.a) anlatıyor: Resulullah (s.a.s) bir iş için beni bir yere göndermişti. Bu yüzden evime gitmeye gecikmiştim. Eve gelince annem:
“Niçin geciktin?” dedi.
“Resulullah (s.a.s) beni bir iş için gönderdi” dedim.
“Ne işiydi o?” diye annem sordu.
“Sırdır, söyleyemem” dedim.
Annem: “Resulullah (s.a.s)’ın sırrını sakın kimseye söyleme” dedi.
Sır; gizli kalması, başkalarına açıklanmaması gereken bilgi, haber ve olaya denir.
Sır saklamak bir erdemliliktir. Sır dediğimiz özel hayatı ilgilendiren bilgiler, bir emanettir. Emaneti korumak ise İslam’ın emridir.
Bazı sözler ve bilgiler vardır ki; kişinin, ailenin ve toplumun selameti açısından uluorta konuşulmaz. Gizli kalması gereken bu sırları korumak İslam ahlakına uygun bir davranıştır.
Başkasına sır verirken çok dikkatli ve hassas olmak gerekir. Güvenilirliğinden emin olmayan kişilere sır vermek, çok büyük bir hatadır. Güvenilir olmayan kişilere sır verenler, sonradan büyük pişmanlıklar duyarlar.
Kendisine verilen sırları, başkalarıyla paylaşmak çok çirkin bir davranıştır. Aynı zamanda emanete ihanettir. Emanete ihanet ise, münafıklık alametidir.
Müslüman kişi, kendisine tevdi edilen sırları kimseyle paylaşmaz. Çünkü sır saklamak, aynı zamanda verilen bir sözü yerine getirmektir. Verilen sözü yerine getirmek ise, Kur’an’ın bir emridir. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de:
“Sözünüzü yerine getiriniz; zira verdiğiniz sözden mesulsünüz.” (İsra-34) buyrulmaktadır.
Bazı bilgiler vardır ki, devlet sırrıdır. Devletin sırlarını ifşa etmek, ihanet sayılır. Çünkü bütün bir ülkenin ve milletin zarar görme ihtimali vardır.
Bazı sırlarda vardır ki, aile sırlarıdır. Müslüman kişi, hem kendisinin hem de kendisine tevdi edilmiş aile sırlarını korumakla mükelleftir.
Bir ailenin kendi fertleri dışında başkalarının bilmemesi, duymaması, görmemesi gereken birtakım söz ve davranışları vardır. Bu söz ve davranışların başkaları tarafından bilenmemesi gerekir. Genel ve özel hallerde aile sırlarının gizlenmesi ve korunması konusunda Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) şöyle buyurmaktadır:
“Kıyamet günü, Allah nezdinde derecesi en kötü olan insan, karı-koca olduktan sonra eşinin (yataktaki) sırlarını yayandır.”
Sırrı açığa çıkarmak dedikoduya, fitneye, kargaşaya, aile bireyleri veya kişiler arasında geçimsizliğe yol açar. Bu konudaki atasözlerimizde birisi de şöyledir:
“Sırrını söyleme dostuna, dostun söyler dostuna.”