Bursa Hakimiyet

Toplum yetimleri

Şu tür haberleri okumak veya izlemek artık günlük alışkanlığımız oldu.
“… Madde bağımlısı bir kişinin saldırısına uğrayan…”
“…13-14 yaşlarındaki sokaklarda yaşayan bir çocuğa çantasını kaptıran…”
…“cami avlusuna terk edilen çocuğa UMUT ismi verildi”
Kalabalıklar içinde yalnızlık yaşayan çocuklar… Sokağa itilen ve kendi kaderlerine terk edilen sahipsizler… Umutları tükenmiş, hayalleri paramparça olmuş, kaldırım taşını başına yastık yapmış kimsesizler…
Kim bu çocuklar? Bunların anne ve babaları yok mu? Yoksa bunları sokaklar mı doğurdu? Ama sokaklar çocuk doğurmaz ki!
İzbe gibi yerlerde ve çok sağlıksız ortamlarda yaşayan bu çocuklar mantar gibi her gün nasıl da çoğalıyorlar? Bunların mutlaka bir adları olmalı! Hasan, Hakan, Sevgi, Sibel…
Bunların hepsinin ismi “Toplum Yetimleri”. Evet bunlar bizim çocuklarımız. Bu toplumun çocukları…
İnsanlık günümüzde çok büyük bir tehlike ile karşı karşıya. Bu tehlikenin adı: “Vicdan Kuraklaşması”
Gündelik telaş içinde hayatın her alanını göremiyor ve algılayamıyoruz.  Günümüzde hayat şartları, insanları çeşitli keşmekeşlikler içerisinde sürüklüyor. Sokağımızda, mahallemizde, semtimizde, kentimizde, memleketimizde sıcak bir çorbaya, bir dilim ekmeğe, sırtına giyebilecek bir elbiseye hasret nice insanlar yaşıyor. Cami avlularında, parklarda, mezarlıklarda, bankamatik kulübelerinde vb yerlerde yaşayan nice sahipsizler var. 
Bir tarafta her çeşit oyuncağa sahip çocuklar, diğer tarafta sırtlarında giysileri bile olmayanlar. Bir tarafta açlıktan kıvrananlar, bir başka tarafta zevk peşinde koşanlar… Bu içler acısı durum, toplumumuzun sinesinde kanayan bir yaradır.
İslam dini sosyal yardımlaşma ve dayanışmaya büyük önem verir. Bu nedenle Müslüman yaşadığı toplumun sosyal dengesi ve dayanışmasıdır. Zira Müslüman, diğer Müslümanların dertlerini kendisine dert edinen, onların sıkıntılarını gidermeye çalışan kişidir.
İslam dinine göre, toplum tek bir vücut gibidir. Toplum içindeki bir mesele herkesi ilgilendirmeli, problemler birlikte çözülmelidir. İslam’ın sosyal adalet anlayışını Sevgili Peygamberimiz şu sözleriyle ne de güzel ifade etmiştir:
“Kendi nefsiniz için istediğinizi bir başkası için de isteyiniz. Kendi nefsiniz için istemediğinizi ise bir başkası için de istemeyiniz.”
Sokaklar çeteler, uyuşturucu satıcıları ve fuhuş pazarlayıcıları ile dolu. Sokaktaki çocuğun öğrenecekleri de hırsızlık, gasp, uyuşturucu, kısaca her türlü suçtur.
Sokaktaki çocuklar bizim çocuklarımızdır. Bunlara sahip çıkmak ve yükselen feryatlarını dindirmek hepimiz için İslami ve insani bir görevdir.
Küçücük bir tebessüme ve şefkatle bakan bir çift göze hasret “toplum yetimleri”ne ellerimizi uzatalım. Devlet ve milletçe dertlerine derman, yaralarına merhem olalım.
24-30 Mayıs “Sokak Çocuklarına Şefkat Haftası”dır. Onların yaşlı gözlerini silmek veya onları kendi hallerine bırakmak elbette ki kişinin kendi tercihidir. Ama bu terk ediş sevgiyi ve paylaşımı terk ediştir. Bu terk ediş aslında kendimizi terk ediştir.
Selam ve dua ile…