Bursa Hakimiyet

Türbe ziyaretlerinde şirk alametleri

Ülkemizde özellikle son yıllarda akıllara durgunluk verecek inanış ve davranışlar ortaya çıkıyor. Bu inanış ve davranışların hele hele bir ibadet olarak yapılıyor olması ise, biz inananlara çok büyük acı ve üzüntü veriyor.
Dini bir yönü olmadığı halde, dinin kendisindenmiş gibi zannedilerek uygulanan bazı davranış biçimleri, insanların şirke ve küfre düşme riskini son derece artırıyor. Son yıllarda toplumumuzda karşılaştığımız bu hurafelerin başında “türbe ziyaretleri” geliyor.
Türbe ziyaretleri ülkemizde öyle bir hal almaktadır ki, yaşananlar İslam’ın özüne ve tevhid anlayışına ters düşmektedir. İbadet aşkı ve heyecanı içerisinde yapılan, ancak dinimizin yüce ilkeleriyle ters düşen bu yanlış davranışlardan bazıları şunlardır:
Yüce dinimiz İslam’a göre, rızkı veren Allah’tır. Herhangi bir kabir veya türbeden rızık, iş, aş, ev, araba vs istenmez. Herhangi bir anahtarı türbe taşına sürterek, ev, araba, kasa, kese sahibi olmayı istemek…
İslam dinine göre şifayı veren Allah’tır. Türbe (yatır) taşına veya toprağına elini sürtüp sonra da hastanın ağrıyan yerlerine sürterek, şifa istemek…
Kısmetinin kapalı olduğunu ileri sürerek, türbeden kendisine evlenmek için bir eş istemek… 
Evlat veren ancak Allah’tır. Çocuğu olmayanların türbeden çocuk istemeleri. Hatta çocuk mutlaka olsun diye, eşinin ve kendisinin iç çamaşırlarını türbe taşına sürmek…
TEOG, YGS, LYS, KPSS gibi sınavlarda şıkları doğru işaretlemek için, kullanacağı kalemi türbenin taşına sürmek ve sınavı kazanmak için türbeden yardım talep etmek…
Kabe’de tavaf yapar gibi türbenin etrafını yedi (7) defa dönmek…
Bu tür istekler, İslam dininin şiddetle reddettiği inanış ve davranışlardır. Türbe ve kabirdeki zatları insanüstü varlıklar olarak görmek, onlara ihtiyaç ve istek iletmek, dilekte bulunmak; onlardan medet ummak, rızık ve şifa beklemek İslam’ın ana prensipleriyle asla bağdaşmaz.

Kabir ziyaretinin adabı

Kabir; insan ölünce, kıyamet günü dirilinceye kadar içinde bulunacağı yere denir. Kabir, Allah'ın emrettiği şekliyle görevlerini yerine getirenlerin istirahat edeceği bir mekan, görevlerini yapmayanların ise azap görecekleri bir çukurdur. Bu gerçeği Peygamber Efendimiz (s.a.s) şöyle zikretmektedir:
"Kabir, ya cennet bahçelerinden bir bahçe ya da cehennem çukurlarından bir çukurdur."
Kabirler ziyaret edilir. Kabir ziyaretlerinin bir sakıncası yoktur. Mezarlıklar bir anlamda ibret alınacak yerlerdir. Peygamber Efendimiz (s.a.s) buyuruyor ki:
"Kabirleri ziyaret ediniz. Çünkü kabirler size ahireti hatırlatır."
Kabir ziyaretlerinde dikkat etmemiz gereken hususlar vardır. Mesela; Mezardakilerden isteklerde bulunmamak, kabirlere doğru namaz kılmamak, kabirleri çiğnememek gibi.
Kabir ziyaretlerinde Kur'an okunup sevabı ölen kişinin ruhuna bağışlanır ve dua edilir. Kabristana girerken şöyle dua edilir:
"Ey kabir ehli! Allah'ın selamı üzerinize olsun. Bizlerde inşallah sizlere kavuşacağız. Allah'tan hem sizler hem de bizim için afiyetler diliyorum."

Akıllı mümin kimdir?

Bir adam Peygamber Efendimiz (s.a.s)'in huzuruna gelerek: "Ey Allah'ın Elçisi! Müminlerin hangisi daha faziletlidir?" dedi.
Peygamber Efendimiz şöyle cevap verdi: "Ahlakça en güzel olanlar."
Adam sonra: "Müminlerin hangisi daha akıllıdır?" diye sordu. 
Peygamber Efendimiz (s.a.s) şöyle buyurdu:
"Ölümü en çok hatırlayanlar ve ölümden sonrası için en güzel şekilde hazırlananlar."

Günün duası

"Allah'ım! Lezzetleri yok edeni (yani ölümü) çok hatırlayanlardan ve bizleri ahiret için hazırlananlardan eyle."