Bursa Hakimiyet

Türkiye şehitleri için ağıt yakıyor

İstiklal şairimiz M. Akif Ersoy’un ifadesiyle:
“Enbiya yurdu bu toprak, şüheda burcu bu yer,
Bir yıkık türbesinin üstüne Mevla titrer!”

Öyle meşbû-u şehadet ki bu öksüz toprak,
Fışkıran toprağı bir sıksa adam, kan çıkacak!”
Anadolu toprakları enbiya ve evliya yurdudur. Anadolu toprakları mübarek ve mükerremdir. Anadolu toprakları şehitlerin kanlarıyla sulanan mukaddes topraklardır. 
Anadolu toprakları binlerce, milyonlarca şehidi bağrında bulundurmaktadır. Üzerinde yaşadığımız bu kutsal topraklar, şehit kanlarıyla yoğrulmuş ve kazanılmıştır. Bu gerçeği İstiklal şairimiz M. Akif şöyle dile getirmiştir: “Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda!”
Şehidin kanı istiklal ve hürriyetin, millet ve devlet olmanın sırrıdır. Şehidin kanı bu toprakların desen desen nakşı, gönüllerdeki nokta nokta aşkıdır. Şehidin kanı, bu toprakların cennet kokmasının sebebidir. Şehidin kanı, bu toprakların senedidir.
Şehit; din, vatan, ezan, bayrak gibi mukaddes değerler uğrunda ölenlere denir. Bir Müslüman’ın dünya hayatında elde edebileceği en yüksek mertebe “şehitlik makamı”dır. Çünkü Peygamberlerden sonraki en yüce makam şehitlerindir. Şehit olmak herkese nasip olmayan büyük bir şereftir.
Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de buyuruyor ki: “Allah yolunda öldürülenlere ‘ölüler’ demeyin. Bilakis onlar diridirler, lâkin siz anlayamazsınız” (Bakara-154)
Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) şehit olmanın fazileti hakkında şöyle buyurmuştur:
“Cennete giren hiç kimse, dünya üzerindeki her şey kendisine verilse bile dünyaya dönmek istemez. Ancak şehit müstesnadır. O, göreceği ikramdan dolayı tekrar dünyaya dönüp on defa öldürülmeyi (şehit olmayı) temenni eder.”  
Türk milleti “şehitlik” rütbesine o kadar aşina ve o kadar meftundur ki, bu asil milletin tarihini şehitsiz düşünmek mümkün değildir. 
Türkiye’nin en batı ucundan en doğu ucuna kadar bir karış yoktur ki, şehit kanıyla sırılsıklam olmamış olsun. Üzerinde yaşadığımız bu mukaddes topraklara “cennet vatan” denmesinin sebebi, bağrında yaşayan ölümsüz dirilerden dolayıdır.
Vatanımıza “namahrem eli” değmesin diye dün olduğu gibi bugün de yiğitlerimiz canlarını feda edip, şehit oluyorlar.  Ciğerlerimiz yanıyor, yüreklerimiz kan ağlıyor. 
Milletimiz son günlerde “vatan için kurban” olan yiğitlerin tabutlarıyla kucaklaşıyor! Yüce Allah’ın rahmeti şehitlerimizin üzerlerine inerken, şehitlerimizin ruhları da Yüce Allah’ın katına yükseliyor.
Türk milletinin kalbi din, vatan, ezan, bayrak, istiklal ve hürriyet için çarpar. Bizler; din ve vatan uğrunda kanlarıyla destanlar yazan şehit ve gazisi bol bir milletiz. Bizler; din ve vatan uğrunda kanlarıyla destanlar yazan şehit ve gazilerin torunlarıyız. Bizi şefkatli bir ana kucağı gibi bağrına basan ve besleyen bu mübarek toprakları ebediyen korumak, ay yıldızlı bayrağımızı ilelebet göklerde dalgalandırmak, ezan-ı Muhammedi’yi kıyamete kadar okutmak hem dini hem de milli bir görevimizdir.
Yazımı bir hadisi şerif ile noktalıyorum:
“Allah katında iki çeşit damladan daha sevimli hiçbir şey yoktur. Bunlar; Allah korkusundan dolayı akıtılan gözyaşı damlası ile Allah yolunda dökülen kan damlasıdır.”