Bursa Hakimiyet

Vicdan ve iman

Yakın geçmişte kaleme aldığım bir yazımda “Herkesin polisi kendi vicdanıdır” sözünü çok beğendiğimi ve önemsediğimi belirtmiştim. Bu güzel söze bir eklemeyi lüzumlu görmüş ve vicdanın da bir bekçisinin olduğunu yazmıştım. Evet yineliyorum: Vicdanın bir bekçisi vardır ve bu bekçinin adı “iman”dır.
    Vicdan her insanda vardır. Bundan dolayıdır ki, neyin doğru veya ahlaki neyin yanlış veya gayri ahlaki olduğu hususunda vicdan herkese aynı şeyi söyler. Ancak kimi insanlar vicdanın sözünü dinler, kimi insanlar dinlemez. Herkesin vicdanı kendi anlayış ve iradesine bağlı olduğundan dolayı, doğru değerlendirme-karar verme ve sonuç almada “iman” faktörü önemli bir rol oynar. Çünkü vicdanın sesini dinlemenin temel faktörü “iman”dır. Haliyle ALLAH SEVGİSİ ve ALLAH KORKUSU’dur.
    Allah insanı yaratmış ve ona nefis vermiştir. İnsanda bir “fücur” yani sınır tanımayan kötülük vardır, bir de kötülükten sakınmayı sağlayan “vicdan” vardır. 
    Fücur; inkar etmek, Allah’a ortak koşmak, isyan etmek ve günah işlemek anlamlarına gelir. Kur’an’da; “iman, ibadet, itaat ve takvanın” zıddı olarak kullanılmıştır. 
    Vicdan; insanın kalbine doğan gizli bir his olup iyilik işlemekten hoşlanan, kötülük etmekten huzursuz olan, iyiyi kötüden ayıran ve seçici bir yapıya sahip olan duygudur.
    İnsan şuur sahibidir ve her insan imtihandadır. İnsanlıkları ile örnek olanlar olduğu gibi, insanlıktan çıkanlar da vardır. İnsan nefsindeki fücuru (günahı, isyanı ve çirkinliği) ile sınır tanımayan kötülükler yapabilir.  Bu tür insanlar hayvanlar aleminde dahi görülmeyen vahşetleri yaparlar. Bu kişileri kötülükten alıkoyacak güç vicdanlarıdır. Vicdanlarını iman ile besleyenler ve koruyanlar, Allah’ı sever ve Allah’tan korkarlar. Allah’ı seven ve Allah’tan korkan bir kişi, hesap gününe iman eder. Hesap gününe iman eden bir kişi, ALLAH’ın razı olacağı işler yapmaya gayret gösterir. 
    Yanlış yapan veya günah işleyen bir kişinin vicdanı rahat değildir. Günlük deyimlerde de “vicdanı sızlamak” veya “vicdan azabı çekmek” ifadelerini sıkça kullanırız. Vicdanın sızı duyması ve azap çekmesi bir suç/günah işlendiğinde başlar. Nice suç/günah işleyenlerin var olduğu ancak vicdanlarının sızlamadığı görüşünü savunanlar olabilir. Unutmamak gerekir ki; günahların alışkanlığa dönüşmesi ile vicdani rahatsızlık zamanla zayıflar ve hiçbir suça/günaha tepki vermez olur. İşte bu duruma “vicdanın ölmesi” denir. Vicdanın ölmesi demek, ahlakın ölmesi demektir. Ahlaken ölmüş bir kişi Kur’an’ın ifadesiyle “esfele-i safilin” yani “aşağıların en aşağısı” derecesindedir. 

Vicdan huzura ermenin adıdır

Vicdan; insanın en güvenilir ahlak öğretmenidir. Vicdan; insandaki ahlaki bilincin adıdır.
Vicdan; kişinin şer ve kötülükten rahatsız olmasıdır.
Vicdan; haksızlığa boyun eğmemektir. Haksızlıklar karşısında hakkın ve adaletin gür sesidir.
Vicdan; hayatı solan insanlara umut, medet bekleyenlere bir umardır
Vicdan; aç kalmış bir insanı doyurmanın ve ağlayan bir çift gözü silmenin adıdır.
Vicdan; ruhu karanlıklardan kurtarmak ve nefsin kurduğu tuzaklardan kurtulmaktır.
“Ben ALLAH’ı SEVER ve ALLAH’tan KORKARIM” duygusunun vicdanlara hakim olması dileklerimle…