Bursa Hakimiyet

Zekatın hikmetleri

Kur’an-ı Kerim’in pek çok yerinde namaz ile birlikte anılan zekât; malı temizler ve bereketlendirir. Ayrıca kişinin mala olan hırsını da azaltır. Zekât sayesinde insan, cimrilik, bencillik, gurur ve mala karşı aşırı istek gibi kötü huylardan da kendini temizler.
Kendisinin sadece bir emanetçi olduğunu bilen insan, elindeki servetin gerçek sahibinin Allah olduğunu bilir. Dolayısıyla kendisine verilen nimetler için, Yüce Allah’a teşekkür eder. Teşekkürün ise sadece kuru bir söz ile ol(a)mayacağının idrakinde olan Müslüman, sahip olduğu malı Allah rızası için fakir ve yoksullarla paylaşır.
Bu paylaşma içindeki toplum, huzur toplumu olur. Zekât, zenginle fakiri birbirine bağlayan en kuvvetli bağdır. Zekât sayesinde zengin ile fakirin kalpleri birbirine ısınır ve kaynaşır. Zengin, paylaşmanın ve yardım etmenin sevincini yaşarken, fakir de zengine karşı büyük bir sevgi ve muhabbet besler. 
Zekât, sosyo-ekonomik adaletin sağlanmasına ve zengin-fakir arasındaki maddi uçurumun kapanmasına vesile olduğu gibi, aynı zamanda anarşiyi önleyen, toplumun da asayişini temin eden bir ibadettir.
Zekâtsız toplumlarda, fakir ve yoksullar büyük bir maddi sıkıntı içinde yaşarlar. Bu sıkıntı onları kötü düşüncelere sevk eder. Fakirler zenginlere kin ve nefret besleyerek, her fırsatta onlara zarar vermeye çalışırlar.
Zekâtın verilmediği toplumlarda fakir, yetim ve gariplerin yüzleri gülmez. Devamlı bir ümitsizlik ve karamsarlık içinde yaşarlar. Hakir görüldükleri ve ezildikleri düşüncesiyle, dünyaya kahrederek, yaşamak istemezler.
Zekat verilmeyen toplumlar, zenginin sadece kendini düşündüğü toplumlardır. Fakiri görmezlikten gelmek, onu açlığa mahkûm etmektir. Aç kalan insanın ruh hali bozulur. Ruh hali bozuk olan insan, her türlü suçun ve günahın içine girebilir. Bu tür toplumlarda fuhuş, gasp, yalan, dolan, talan, bozgun, isyan, yağma, tehdit, adam kaçırma ve cinayet gibi her türlü suç işleme gafletine ve yanlışına, insanlar rahatlıkla düşebilir.
Zekât vermek ise fakire, yetime, düşküne sahip çıkmaktır. İnsanların gayri meşru yollara girmelerine engel olmaktır. Fakiri olmayan veya en az olan toplum huzurlu ve mutlu toplumdur. Zekât sayesinde fakirler ve düşkünler kalkındırılır ve topluma kazandırılır.
Zekat veren toplumlarda zekatı veren de, alan da mutludur. Zekât verenlerin sayesinde, zekât alanlar yaşamında bir hareketlenme olur. Ellerine geçen parayla küçük çapta işler yaparak, kendi alın terleriyle kazanmak isterler. Parayı değerlendirmek veya harcamak suretiyle de, ülke ve piyasa ekonomisine büyük katkı sağlamış olurlar. Böylece o toplum yaşanacak, huzurlu, mutlu bir sevgi toplumu haline gelir.
Zekât malın sigortasıdır. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v): “Mallarınızı zekâtla koruyunuz.” buyurmuştur.