Merve Yıldırım

Merve Yıldırım

merveguney66@gmail.com
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Ümitsizlik yok
20 Mart 2020 Cuma, 08:02

Sen de haklısın. Bu sene başından beri aksilikler, tatsız hadiseler ülkemizden eksik olmadı. Elazığ depremi, uçak kazası, çığ felaketi, şehit haberleri, mülteci problemleri şimdi de koronavirüs diye adlandırılan kovid-19.
Evet, bu aralar canımızı sıkacak olaylarla karşılaşıyoruz. Peşi sıra gelen bu olayların acısı henüz dinmemişken; bir yenisi daha ekleniyor maalesef. Sanırım biz kendimizi bu kadar çeşnili duygu karmaşasına hazırlamamıştık.
Daha önce deprem, çığ, kaza, ya da şehit haberlerine aşinaydık fakat virüs salgınının böylesine hiç şahit olmamıştık. Devletimizin bu denli kesin kararlar almasıyla birlikte bizleri de evden çıkamayacak kadar ciddiyete davet eden bir durumla da karşılaşmamıştık. Bu yaşadıklarımız bizi kastı ve her yaştan insanı ayrı türde etkiledi tabii.
Bu durumdan başta sağlık olmak üzere, ekonomi ve eğitim gibi birçok alan etkilendi doğal olarak. Yeri gelmişken gecesini gündüzüne katıp, ailesinden ayrı kalan başta çok değerli bakanımıza ve tüm sağlık çalışanlarına çok teşekkür ediyorum.
Olay gerçekten ciddi ve biz üzerimize düşen neyse vatandaş olarak yapmak durumundayız. Allah'a çok şükür ki; güçlü bir devlete ve güçlü bir millete sahibiz. İnanıyorum ki çok kısa bir sürede bunun da üstesinden geleceğiz...
Ortalıkta çeşitli komplo teorileri dolaşmakta: Özellikle sosyal medyada sıkça okuduğumuz ve bunun bir oyun olmakla birlikte baronların işi olduğu, dronelarla yayıldığı, yahut gelecek aşılarla genler ile oynanacağı yönünde fazlaca yazı var. Söylenenlere katılın ya da katılmayın bunlar ilk değil ki. Zaten ülkelerin asırlardır şirketlerle savaştığını ve genlerimizle oynandığını söylememize gerek yok herhalde. Bakalım bu sefer hangi ülke bu yeni değişime öncü seçilmiş, hep birlikte göreceğiz.
Önümüzde duran çok ciddi ve öncelikli bir mesele var: Salgın!
Önce hayat, önce sağlık... Ne yapabiliriz, bunları konuşalım. Bizden istenen belli bir süre evden çıkmamak, temizliğe dikkat etmek falan. Öyleyse bunlara harfiyen uymak zorundayız. Devlet her şeyin üstündedir ve söylenenlere uymak dışında başka bir seçeneğimiz yok böyle bir durumda. Tabii olay bundan ibaret değil. Ekonomik olarak da bundan etkileneceğiz. Çünkü sokakta insan yok; dolayısıyla esnafımız ne yapacak? İşçilerimiz ne yapacak? Ailesini nasıl geçindirecek? İşte bütün bunlara-inanıyorum ki; devletimiz bir çözüm yolu bulacaktır. Yalnızca biraz sabır...
Camilerimizin cemaatle namaza ara vermesi durumuna gelirsek: İmanımızın gereği olarak başta kendi sağlığımızı sonra diğer insanların sağlığını tehlikeye atmamak için bu kurala da uymak zorundayız. Sağlık olsun ki ibadetlerimiz aksamasın. İsteyenler ferdî olarak camide kılabilecek denildi. Kâbe'nin de boş kalması ile gönlümüz tarifsiz bir acı içinde olsa da her şerde bir hayır vardır diyerek, inşallah sonrası için hayırlara vesile olsun diyelim...
Sevgili okurlar!
Kolay olmayacak biliyorum ama tavsiyem şudur ki: Bu durumu geçici kabul etmeli; stres, uykusuzluk, panik atak, isteksizlik, fobi gibi bir hale çevirmemeliyiz. Bu bizim elimizde olan bir vakıa değildi. Allah'ın takdir ettiğinin ötesine geçilmez. Bize düşen tedbir, teslimiyet ve dua...
Bence bu molayı bir fırsat bilelim; hızla akıp giden zamanı kısa süreliğine yavaşlatmak ve yavaşlamak, akabinde kendine doğru yolculuğa çıkmak vesilesi olarak görelim. Elimizde bulunanların kıymetini anlayıp; ihmal ettiklerimizin farkındalığıyla bilinçli bir dönem geçirelim. Daha çok okuyalım ve sevelim. Eksiklerimizi görelim... Ve ahir kelam...
Yeniden var olmak için Rabbe açılan bir kapının eşiğindeyiz. Eşikte kalmak yerine kapıdan içeri girmeyi deneyebiliriz. Huzuruna huzur bulmaya gidebiliriz. Herkes kapıyı bir gün kapatır da yalnızca Allah açar diyebiliriz. O' nunla bağımızı kuvvetlendirip yeniden doğabiliriz. O halde aynı fikirdeysek yeniden dirilmeye var mısın?