Murat KUTER

Murat KUTER

muratkuter@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Bir daha 15 Temmuzlar olmasın!
15 Temmuz 2017 Cumartesi, 08:12

İnsanoğlunu diğer canlılardan ayıran en temel özellik düşünebilmesidir. Bu süreçte veri, enformasyon, bilgi, kanıt, inanç ve duyumlar toplanır. Düşünme sırasında mantık, sağduyu veya yaratıcılık etkisi altında, akıl yürütme, sezme ya da düş kurma süreçlerinden biri ya da birden fazlası devreye girer. Özetle bunların hepsi paradigmalarımızdan oluşan süzgeçten geçer. Bu süreçlerin çıktısı ile rasyonel (akılcı) ya da irrasyonel (akıl dışı) düşünceler doğar. Biz de bu düşüncelerle eyleme geçeriz.

Ülkemiz tarihinin en trajik olaylarından birisi olan 15 Temmuz darbe girişimi bu noktada tam bir akıl tutulması örneğidir. Bu akıl tutulması o oranda büyüktür ki, bireyselliği geçmiş ve bir kesimde toplumsal bir akıl tutulmasına dönüşmüştür.

Burada olan aynen güneş tutulmasındaki güneşle, dünyanın arasına ayın girmesi gibi; düşüncenin üretilmesi noktasında akılcı düşünmenin bertaraf edilip, akıldışılığın ön plana çıkarak, akıldışı eyleme dönüşmesidir. Akıldışı eylemler facialara, kapanmaz yaralara ve bireysel-toplumsal travmalara yol açar.

İşte akıldışılığın, irrasyonel düşüncenin ortaya çıktığı durumlar ağırlıklı olarak ruhsal bozukluk halleri, fanatizm ve dogmaya olan aşırı tutku durumlarıdır.

Bunun hem bireysel, hem de toplumsal bazdaki tek ilacı bilimdir. Bilimsel düşüncedir. Temelinde objektifliğin yattığı bilimsel düşünme beraberinde akılcı düşüncelerle, sağlıklı eylemleri getirir.

15 Temmuz darbe girişiminde yaşadığımız travmaya neden olan kesimin eğitimli bir kesim olduğu halde bilimsel düşünceden ne kadar uzak olduğu ve çeşitli dogmalarla hareket ederek ortaya koydukları akıldışı eylemler, olayın boyutunun ne oranda tırmanabileceğinin de bir göstergesidir.

Aklın yolu birdir. Akıldan uzaklaştıkça, bilimden koptukça insanların ortaya koydukları akıldışı eylemleri yarattığı travmaların ortadan kalkması, o yaraların sarılabilmesi uzun yıllar almaktadır.

Bu bir insanın, bir grubun, kendi insanına yapabileceği en büyük kötülüktür. Bu durumun yarattığı maddi ve manevi hasarların tamir edilmesi yıllar sürecektir. Bunun yanında ülkemizdeki saygın kurumlarımızın itibarsızlaştırılması, insanların devletin kurumlarına olan inanç ve güvenlerinin yitirilmesi yıllarca sürecek bir iyileşme sürecini beraberinde getirecektir.

Ülkemiz son bir yıldır böyle bir ortamdadır.

"Her şerde (kötülükte) bir hayır olduğu" söylenir. Yaşadıklarımızdan çıkartacağımız dersler büyük önem taşımaktadır.

Burada bu ülkedeki siyasilerin (iktidarı ve muhalefeti ile), başta asker, güvenlik güçlerimiz, istihbaratımız olmak üzere, hukuku oluşturan tüm kurumlarımızın, devleti oluşturulan ve temsil eden tüm mekanizmaların olup, bitenlerden çıkarmaları gereken dersleri çıkarmaları gerekir. Bunun ötesinde buradaki tüm yapıların aklın bir olan yolundan, bilimselliğin getirdiği objektiflikten ayrılmaması önemlidir.

Adama göre iş değil, işe göre adam aranırken en temel göstergenin liyakat olduğunun ihmal edilmesinin ortaya çıkardığı sonuçlara hepimiz tanık olduk. Liyakatin ön planda olduğu ortamda adam kayırıcılık, akıldışılık yok olmaya mahkûmdur. Çünkü değişen iktidarlara değil, devletine ve ülkesine hizmet etmenin onuru her şeyin üzerindedir.

Uluslararası normları, evrensel değerleri bir kenara bırakın; içinde yaşadığımız Anadolu topraklarında köklerimiz, atalarımız bizlere "kul hakkı yememeyi, herkese adaletle davranmayı, herkese yardımcı olmayı ve 'Ne olursan ol, yine gel' derken farklılıklara saygı duymayı" miras bırakmadı mı? Bizler ne çabuk bunları unuttuk. Çünkü bu değerler toplumun bağışıklık sistemini oluşturur. Bunların yitirilmeye başlanması, bağışıklık sistemini çökertirken, toplumu yozlaştırır.

Manevi dünyamızda ise Kuran bizlere yol gösterirken; neden aracılara ihtiyaç duyduk?

Devlet, ahlak, din hep insanlar içindir. İnsanı unuttuğunuzda her şey bir domino etkisi gibi birbiri ardında yıkılmaya başlar.

Evet, Türkiye'ye yapılan en büyük kötülüklerden biri olan bu akıl tutulmasının son olmasını diliyorum.

Ülkemizin geleceğinde bir daha 15 Temmuz'lar olmasın. Onu doğuran akıldışı düşünceler bertaraf olsun.

Akıl ve bilim anayolumuz olsun.