Murat KUTER

Murat KUTER

muratkuter@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Kahverengi kazaklı çocuk ve CHP
26 Haziran 2019 Çarşamba, 08:15

Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Alpaslan Türkeş ve Necmettin Erbakan başta olmak üzere 1980 öncesinin siyasetçilerine siyaset yasağı getiren geçici anayasa maddesi 6.9.1987'de yapılan halkoylamasında kıl payı farkla kalkar.
ANAP lideri ve Başbakanı Turgut Özal aynı yılın 29 Kasım'ında baskın seçime gider. Sandıktan yine birinci çıkar. Ama yüzde 45 oyu, 36'ya inmiştir.
Ertesi yıl, normal zamanı Mart'89 olan yerel seçimlerin öne çekilip Kasım '88'e alınmasını gündeme getirerek referanduma gidilir. Ve 25.9.88 günü gerçekleşen halkoylamasında seçmenin yüzde 65'i "hayır" der. Bu seçimde evet oyları için "beyaz", hayır oyları içinse "kahverengi" pusula kullanılır.
Bu referandum öncesi yapılan mitinglerin birine o dönemler SHP içinde aktif siyaset yapan Sabahattin Anaç, oğlu Özer Anaç ile birlikte gider. Özer o zaman 7 yaşındadır. Annesi kendisine ve babasına kahverengi birer kazak örmüştür. Üstlerinde o kazaklar vardır.


Evet, CHP Bursa Nilüfer İlçe Başkanı Özer Anaç'ın siyaset ile tanışıklığı böylece başlamış olur.
İstanbul seçimlerinde en etkin çalışan illerden birisi de Bursa oldu. Bursa'daki hareket partiden resmi talimat gelmeden önce İmamoğlu'nun mazbatasının alındığı anda, CHP Bursa Nilüfer İlçe Başkanı Özer Anaç'ın ilçe başkanları ile yaptığı kimisi duygusal gözyaşları ile dolu telefon trafiği ile başlar. Anaç, konuştuğu her kişiye net bir mesaj verir, "pes etmemelerini" ister.
Sonunda İstanbul İl Başkanı Canan Kaftanoğlu başkanlığında il başkanları bir araya gelir. Canan Hanım şunu ister:
"İstanbul dışında 1 milyon 700 kişi var. Onları İstanbul'a getirelim."
Ardından Özer Anaç sosyal medyadaki ilk paylaşımını yapar. "Bir otobüs yetmezse 2 otobüs" diye.
Bursa özelinde CHP Bursa Nilüfer İlçe Başkanı Özer Anaç koordinasyonu sağlamakla görevlendirilir. Güney Marmara'da da etkinliğini sürdürür. İstanbul'a gidiş gelişler artar. Ve İstanbul Anadolu yakasında belirli bölgeler paylaşılır.
Özer Anaç süreci şöyle anlatır:
"Öncelikle bu sürecin tek merkezden yönetilmesinin gerektiğine inandık. Ben çalışmalarımızın Bursa özelinde İl Gençlik Kolları üzerinden yürümesinin doğru olacağına inandım. Onları devreye soktuk. Müşahitlik yapmak isteyen gönüllüleri İstanbul'a yönlendirdik. Her şey tek koordinasyon merkezinden yürütüldü.
Bursa özelinde odaklandığımız yer ilçemizdeki çoğunluğu üniversite öğrencisi olan Görükle oldu. Sabah çorbasından, kupanyasına, lojistiğine kadar her şeyi üstlendik. Sayım sürecinde gençlerimizin orada kalmasını istemedik. Onların sorumluluğu bizim üzerimizdeydi. Her birine seyahat sigortası yaptırdık. Düşünebiliyor musunuz, İstanbul'dan oyunu kullanıp, dönen ilk ekibimiz oradan 09.15'te hareket etti. Son ekibimiz ise 14.00'te hareket etti. Biz Bursa'dan küçük araçlarla hareket ettik. Hepsini oy kullanacakları okullara göre planladık, herkesin koltuk numarası da belliydi. Sonunda her şey güzel oldu."
Evet, kahverengi kazaklı çocuk öyküsünü böyle anlattı.