Murat KUTER

Murat KUTER

muratkuter@yahoo.com
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Küresel tehdit ve sağlık ilişkileri
14 Aralık 2018 Cuma, 08:22

İnsan uygarlığını tehdit eden en büyük tehlike küresel ısınma. Bilindiği gibi dünyaya çarpan güneş ışınlarının geri dönüşünde bir kısmını tutarak özünde dünyanın canlı yaşamına olanak sağlayan sera gazlarının oranı artınca, yaşamı tehdit eden boyutlara varıldı.
Sanayi Devrimi sonrasında (1770-1850) önce Avrupa'da, yaklaşık yüzyıl sonra da dünyanın diğer bölgelerinde üretimin temel kaynağı fosil yakıtlardı. Bu fosil yakıtlara (kömür, petrol, doğalgaz vs.) talep hızla artınca, bu da beraberinde bugünkü tehdidi doğurdu..
Sanayi Devrimi ve buhar gücünün icat edilmesinden (1781) önce insanlık hemen bütün tüm gereksinimlerini doğal olanakları kullanmak suretiyle gerçekleştiriyordu. Sanayi Devrimi sonrası ana kaynaklar fosil yakıtlar oldu. Sanayi Devrimi sonrası fosil yakıtların aşırı kullanımı ve ormanların yok edilmesi gibi etmenler yaklaşık bir düzine farklı elementten oluşan sera gazlarının artış dengesini bozdu.

RESMİ RAKAMLAR

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından 2017 yılı Nisan ayında yayınlanan son Sera Gazı Emisyon İstatistikleri (1990-2015); CO2 eşdeğerliği açısından 2015 yılı toplam sera Gazı emisyonunun 1990 yılına göre %122 arttığını, 1990 yılında kişi başı 3.88 ton/kişi olan CO2 değerinin 2015 yılında 6.07 ton/kişiye çıktığını göstermektedir.
Bu durum sadece küresel iklim değişikliğini etkilememekte. Ortaya çıkan hava kirliliği, çeşitli hastalıkların oluşmasına neden olmakta.

İKLİM ANLAŞMALARI

Soğuk savaş döneminde farkındalığı yükselen bu konuda BM bünyesinde çeşitli toplantılar yapıldı. Bu toplantılara Dünya Sağlık Örgütü de katıldı. Toplantılar Hükümetler Arası İklim Değişikliği Zirveleri formatındaydı.
2016 yılının başında Paris'te imzaya açılan Paris Anlaşması'nın amacı, tüm insanlığa, karşı karşıya kalınan tehdidin gösterilmesiydi. Bu sayede yerüstü doğal, yenilenebilir kaynakların kullanımının artırılması amaçlanıyor.
Ülkemizden de 2016 yılında Çevre ve Şehircilik Bakanı Fatma Güldemet Sarı, New York'taki Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu'nda düzenlenen törende Paris İklim Anlaşması'nı Türkiye adına imzaladı.
Paris Anlaşması hedeflerinin gerçekleştirilmesi, sadece hava kirliliğinin azaltılmasına bağlı olarak 2050 yılına kadar yaklaşık bir milyon kişinin hayatını kurtarabilir. Dünyanın önde gelen uzmanlarının son tahminlerine göre, iklim eylemine bağlı sağlık kazanımlarının değeri emisyon azaltım politikalarını hedefleyen iklim eyleminin maliyetinin yaklaşık iki katı.
Çin ve Hindistan gibi ülkelerde ise fayda maliyet oranı daha yüksek.
Birkaç gün önce Polonya'nın Katowice kentinde Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı'nda (COP24) açıklanan Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) raporunda, sağlık konularının iklim eyleminin geliştirilmesindeki hayati önemi vurgulandı ve politika yapıcılar için kilit nitelikte öneriler sunuldu.
Hava kirliliği dünyada her yıl 7 milyon ölüme ve 5,11 trilyon ABD Doları değerinde ekonomik hasarın kaynağını oluşturuyor. En yüksek sera gazı emisyonu değerlerine sahip 15 ülkede hava kirliliğinin ortaya çıkardığı sağlık maliyetinin, ülkelerin GSYİH'larının %4'üne denk geldiği tahmin ediliyor.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus "İklim değişikliği hepimizin sağlıklı olmak için ihtiyaç duyduğumuz en temel unsurlar olan temiz hava, temiz içme suyu, yüksek besin değerli gıdalar ve güvenli barınmayı tehdit ediyor ve bu konuda küresel sağlık alanında on yıllardır kaydedilen gelişmeleri sekteye uğratıyor. İklim eylemini daha fazla geciktirme lüksümüz yok" diyor.
Bu konudaki tek çare yenilenebilir enerji(güneş, rüzgar ve su) kaynaklarının kullanımı.