Murat KUTER

Murat KUTER

muratkuter@yahoo.com
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Pandemide tiyatromuzun durumu
26 Kasım 2020 Perşembe, 07:57

2019 Aralık ayında Çin'in Yuan kentinde başlayan salgın tüm dünyayı vurmaya devam ediyor. Bu salgın yaşamın her alanını etkilerken; getirdiği karantina ve önlemler çerçevesinde de hem sosyal, hem ekonomik, hem de kültürel yaşamı alt üst etti.

Ezberler bozuldu. İş yapış şekilleri değişti, toplantı ve iş dünyasındaki birçok enstrüman sanala taşındı.

Böyle bir ortamda en çok etkilenenlerden biri de sanatsal etkinlikler oldu. Sergiler açılamadı, tiyatrolar oynanmadı, sinemalar kapandı. Kuşkusuz bu noktada en çok zarar gören sanatların arasında tiyatrolarımız da yerini aldı.

BAYRAKTUTAN NE DİYOR?

Geçtiğimiz gün Bursa Devlet Tiyatrosu Müdürü Arzu Tan Bayraktutan ile pandemi döneminde tiyatromuzun yaşadıklarını konuştum.

"Mart ayının ikinci haftasında, Bursa Devlet Tiyatrosu olarak Balkan Ülkeleri Tiyatro Festivalimiz'in henüz dördüncü günündeyken, Sırbistan ekibini izledik ve final yaptık ve tüm dünya gibi biz de perdeleri kapattık.

Evlere kapandık, ama bir şeyler yapmak lazımdı, Kültür Bakanlığı sanatseverlerin tiyatro özlemini gidermek, kasvetli günlerine bir nebze ışık olabilmek için youtube kanalından tiyatro arşivini açtı, tiyatro ve opera sanatçıları online yayın aracılığıyla seyircilerle buluştu.

Normalleşme süreciyle birlikte Kültür Bakanlığı bünyesindeki kurumlarla birlikte biz de kolları sıvadık ve ilk olarak dört aylık bir arada sonra Temmuz ayında seyircimizle Kültürpark Açıkhava Tiyatrosu'nda buluştuk. Genel Müdürlüğümüzün 'Açık Hava Yaz Oyunları ' projesi kapsamında Bursa Büyükşehir Belediyesi ve BKSTV'nin işbirliğiyle 17 Temmuz-27 Temmuz arasında, maske, mesafe, hijyen kurallarına uyarak Açıkhava'da Keşanlı Ali Destanı ile Akide Şekeri oyunlarını oynadık. Akide Şekeri ayrıca Kaleiçi Etkinlikleri kapsamında Bodrum Kalesi'nde sahne aldı.

Devlet Tiyatroları bu dönemde ayrıca 'Kamyon Projesi' kapsamında önemli bölümü doğu ve güneydoğuda olmak üzere 25 ilde hiç oyun izlememiş yaklaşık 12 bin çocuğu tiyatro ile buluşturdu.

Pandemi etkisini artırarak sürdürse de biz Devlet Tiyatrosu olarak görev ve sorumluluğumuz çerçevesinde çalışmaya devam ediyoruz. Ana sezonumuzu her zaman olduğu gibi Ekim başında değil de, bu döneme mahsus Eylül'de açtık. Açılış oyunu olarak Efraim Kishon'un yazdığı Ali Volkan Çetinkaya'nın yönettiği Tarla Kuşuydu Jülyet adlı komediyi seçtik.

Haftada beş gün altı temsil oynarken şimdi haftada üç gün üç temsil oynuyoruz.

AVP sahnemizde her bir koltuk arasını boş bırakarak 340 kişilik salonumuzun kapasitesini yarıya indirdik, ateş ölçümü, antiseptik, maske kontrolü, fiziksel mesafe ve maske anonsları, sahne-fuaye temizliği gibi konulara özen gösteriyoruz. Oda Tiyatromuzu kullanmaya ara verdik. Memurlarımız için esnek mesai uyguluyoruz. Hem oyuncu ve çalışanlarımızın hem de seyircilerimizin sağlığını düşünmek durumundayız.

Çok önemsediğimiz Feraizcizade Gençlik Kursları'nda yüz yüze eğitimimize üzülerek ara verdik, derslerimize şimdilik online devam edeceğiz. Sınavla aldığımız 20 kursiyer arkadaşımız var, birbirinden yetenekli ve hevesli. Hem çocuklarımızın hem de eğitmenlerimizin sağlığını düşünmek zorundayız.

Sıkıntılarımız var elbette. Virüse yakalanan, virüse yakalanmış hastaya temas eden, yakını pozitif çıkan çalışanlarımız oluyor ve biz vakit yitirmeden B Planı'mızı devreye sokuyoruz. Bu günleri en az hasarla atlatmayı umuyor, kısa zamanda sağlıklı, normal, sanat dolu günlere dönmeyi bekliyoruz."

Evet, bu zor günlerde tiyatromuz da bir mücadele veriyor. İçimden tiyatromuzu yalnız bırakmayalım demek geliyor, ama aklım evde kalın diyor. Böyle bir paradoks içinde yazımı sonlandırıyorum.