Murat KUTER

Murat KUTER

muratkuter@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Sadberk Hanım Müzesi ve Bursa
26 Şubat 2018 Pazartesi, 07:29

İstanbul'da geçen çocukluğum ve gençliğimin ilk dönemlerinde okuldaki en önemli etkinliklerimiz müze gezmeleriydi. Resim ve Heykel Müzesi, Dolmabahçe Sarayı, Yıldız Sarayı, Topkapı Sarayı, Ayasofya, Yerebatan Sarayı v.d.
Öğretmenlerimiz eşliğinde bu gezilerimizi yapardık. Bu gezilerin bilincinizde ve bilinçaltınızda oluşturduğu pozitif gelişmelerin ne kadar önemli olduğunu ileri yaşlarımda fark ettim.
Dolmabahçe Sarayı, Atatürk'ün odası ve 4.5 tonluk avize beni çok etkilemişti. O avize benim çocukluk yaşlarımdaki büyük kavramı ile eşdeğerdi. Daha sonra Bursa'ya yerleştiğimizden birkaç yıl sonra gazeteciliğe başladım. Spor muhabiri olarak Tofaş'la tanışmam, 1 milyon metrekarelik bir alan üzerine kurulu ve 350 bin metrekarelik kapalı alana sahip fabrika, büyük kavramımı değiştirdi.
Tarih kitaplarında okuduğumuz savaşların nerede ise hepsine katılmış, Atatürk döneminde Harp Okulu mezunu dedemin bana mirası gittiği yerlerden topladığı kartpostallar olmuştu. Anlamını bile bilmediğim bu konu ile ilk böyle tanıştım. Sonra bizim kuşağın pul koleksiyonu merakı başladı. Bankalar Caddesi ve Tünel'de filatelistler, sonrasında ise para koleksiyonu.
Evet, küçük çapta da olsa bir koleksiyoner, bir meraklıydım/meraklıyım.
Geçtiğimiz hafta Tofaş'ın CEO'su Cengiz Eroldu ile müzeler üzerine sohbet ederken, bana Hüseyin Kocabaş'ı tanıyıp, tanımadığımı sordu. Tanımıyordum. Sonra bana Hüseyin Kocabaş'ın Bursalı çok önemli bir koleksiyoner olduğunu ve Vehbi Koç Vakfı'nın Sadberk Hanım Müzesi'ndeki önemli koleksiyonundan söz etti.
Sonra konuyu araştırmaya başladım. İlk adresim Ahmet Erdönmez oldu. Ondan aldığım bilgilerin ardından web'teki taramalarla hele hele Bursa ile ilgili çok sayıda kitap yazan biri olarak Hüseyin Kocabaş'ı tanımadığım için utanmaya başladım.
1909 yılında Bursa'da doğan ve dokuz yaşında antikaya ilgi duymaya başlayan, geçimini tüccar terzilikle sağlayan, ülke ve savaş koşulları nedeniyle ilkokulu bitiremeyen, ama ardından alanı ile ilgili 24 kitap yazan, hakkında çeşitli dillerde 14 kitap yazılan ve koleksiyonlarının devletin ve özel müzelerin çoğunda yer aldığı bir Bursalı.
Rahmi Koç'un "O, tam bir dâhiydi. Hüseyin Bey, tanıdığım müstesna insanlardan birisidir. Yabancı üniversiteler ve bilim çevreleri de dahil, herkesin gerektiğinde kendisine başvurduğu bir uzman, uygarlık tarihi konusunda bir dâhi ve bir medeniyet bilgini idi. Türkiye'de Hüseyin Bey bu işin borsası ve en büyük otoritesidir" diye tanımladığı Sevgi Gönül'ün ise "Hüseyin Bey, Anadolu toprağının en halis evladıdır bence. Kocabaş Koleksiyonu, sadece Sadberk Hanım Müzesi'ni zenginleştirmemiş; dünyanın gözünde, Türk kültürüne itibar kazandırmıştır" sözleri ile ifade ettiği bir hemşerimiz.
Evet, Vehbi Koç Vakfı Sadberk Hanım Müzesi, 14 Ekim 1980 yılında Türkiye'nin ilk özel müzesi olarak Sarıyer Büyükdere'deki, Azaryan Yalısı diye adlandırılan yapıda ziyarete açılır. Başlangıçta Vehbi Koç'un eşi Sadberk Koç'un kişisel koleksiyonundan oluşan Müze'deki eser sayısı, bugün Türk-İslam eserleri ve arkeolojik eserlerle birlikte 20.000'e yakındır. 1950 yılında Koç Ailesi tarafından satın alınan ve yazlık olarak kullanılan bu yalı 1978-1980 yılları arasında, Sedat Hakkı Eldem'in hazırladığı bir restorasyon projesinin uygulanmasıyla Sadberk Hanım Müzesi'ne dönüştürülür.
Önce Sadberk Hanım'ın koleksiyonun bulunduğu müzeye 1983 yılında Türkiye'nin büyük koleksiyonerlerinden Hüseyin Kocabaş'ın vefatından sonra, bazı koleksiyonları Sadberk Hanım Müzesi koleksiyonuna katılır.