Murat KUTER

Murat KUTER

muratkuter@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Üniversite ve hekimlik konusu
27 Aralık 2017 Çarşamba, 07:59

Tüm mesleklerin içinde hekimliğin ayrı bir yeri vardır. Zorlu süren bir eğitim süreci, ardından daha zorlu geçen bir uzmanlık süreci. Daha sonraki yan dal ile başlayan akademik süreçten söz etmiyorum. Ülkemizde tüm mesleklerde talebin üzerinde bir arz söz konusu iken, hekimlikteki arz hep talebin altında kalmıştır.
Hekimlik mesleği hep saygı duyulan ve imrenilen bir meslek iken, yıllar içinde toplumumuzdaki her alandaki yozlaşmaya o da uğramış, adeta itibarsızlaştırılmaya çalışılmıştır. Kuşkusuz her mesleğin içinde olduğu gibi bu mesleğin içinde de etik davranışları olmayan ve mesleğini iyi yapmayan insanlar da söz konusudur.
Çaresiz düştüğümüz anda soluğu yanlarında aldığımız hekimlerimiz ülkemizde en zor yetiştirilen meslek grubundadır.
Ayrıca, hekimlik mesleği özelinde ciddi bir erozyon ve yetersiz eğitim tehdidi ile de karşı karşıyayız. Çeşitli yasalar, özel hastanelerin süratle artan sayıları, özel üniversitelerin süratle artan sayıları, zaten talebi karşılamayan arzın iyiden iyiye dağılmasına ve verilen eğitimlerin niteliğinin olumsuz yönde etkilenmesine neden olmuştur.
Somut örneklerle açıklamaya çalışırsak, kimi çeşitli yasal zorunluluklardan, kimi yönetimin çıkardığı zorluklardan, kimi ekonomik nedenlerden, kimi özel üniversite ve özel hastanelere geçişten şu anda Uludağ Üniversitesi'nde Tıp Fakültesi'nin çeşitli kürsülerinde bulunan çok sayıdaki değerli bilim insanımız 2000'li yılların başlarından itibaren üniversitemizden uzaklaşmıştır. Rakamsal örneklemeyle 10 profesörün olduğu bir bölümde, şu anda 2 profesör bulunmaktadır. Bu sadece bir dalda söz konusu değildir, nerede ise her dalda söz konusudur.


Bu sorun yetişecek hekim adaylarını ve uzmanlaşan hekimleri ciddi biçimde olumsuz yönde etkileyen bir sorundur.
Hekimlik bir sanattır. Hem de usta çırak ilişkisine dayanan bir sanattır. Ehil ellerde yetişmeyen hekimler, yeminlerindeki temel söylem olan "Önce zarar verme" ile karşı karşıyadır. Bunları yazarken şu anda üniversitemizdeki hocalarımızın yetersizliğinden söz etmiyorum. Ama öğrenci başına düşen öğretim üyesi (özellikle de profesör sayısı) sayısındaki azalmadan söz ediyorum. Çeşitli alanlarda gerek nicel, gerek niteliksel eksiklerimizin süratle arttığından ve bu sorunun ülkemizin sorununun bir parçası olduğundan söz ediyorum.
Gözden, ortopediye; dahiliyeden, ürolojiye uzanan bir yelpaze içinde çok değerli birçok hocamız ya özel hastanelere, ya özel muayenehaneye, ya da özel üniversitelere geçmiştir.
Bir an önce bu konuya el atılmalıdır. Gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Çünkü ortaya konulacak eylem planının hayata geçmesi ve durumun iyileştirilmesi en az 20 yılımızı alır.
Ne yapıp, ne edip bir biçimde üniversite dışında kalan bu değerlerimizi (part time de olsa) üniversitelerimize kazandırmalıyız.
Beni yanlış anlamayın ama bugün üniversite dışında kalmış bazı hocalarımızın bir yıl içinde yaptığı bilimsel çalışmalar, nerede ise üniversitedeki ilgili bölümün çalışmalarından daha fazla.
Evet, bu zorlu konu bir biçimde bir an önce çözülmeli.