Bursa Hakimiyet

1 Mayıs ve yeni bir sol arayış

İlk kez  1856’da Avustralya'nın Melbourne kentinde taş ve inşaat işçileri, çalışma saatinin 8’e indirilmesi için Melbourne Üniversitesi'nden Parlamento Evi'ne kadar yürüdü.
1 Mayıs 1886’da Amerika İşçi Sendikaları Konfederasyonu önderliğinde işçiler günde 12 saat, haftada 6 gün olan çalışma takvimine karşı, günlük 8 saatlik çalışma talebiyle iş bıraktı
14-21 Temmuz 1889’da toplanan II. Enternasyonal’de Fransız bir işçi temsilcisinin önerisiyle 1 Mayıs gününün tüm dünyada "Birlik, mücadele ve dayanışma günü " olarak kutlanmasına karar verildi.
Ülkemizde 1 Mayıs ilk kez 1923'te resmî olarak kutlanmıştır. 2008 Nisan'ında,  "Emek ve Dayanışma Günü" olarak kutlanması kabul edildi. 22 Nisan 2009 tarihinde TBMM'de kabul edilen yasa ile 1 Mayıs resmi tatil ilan edilmiştir.
1 Mayıs 1977 günü İşçi Bayramı`nı kutlamak üzere çeşitli illerden İstanbul Taksim’e gelen yaklaşık 500 bin kişi DİSK`in organizasyonunda bir mitinge katıldı. Saat 19.00 sularında dönemin DİSK Başkanı Kemal Türkler konuşmasının sonuna geldiğinde etraftan silah sesleri duyulmaya başlandı. 28 kişi ezilme ya da boğulma nedeniyle, 5 kişi vurulma nedeniyle, 1 kişi de panzer altında kalarak yaşamını yitirdi. Yaklaşık 130 kişi de yaralandı. 

İnsanları unutmamak

19. yüzyılda Marksizm ile başlayan, anahtarı modernleşme olan ve Lenin ile siyasal bir harekete dönüşen solu artık günümüzde yeniden tanımlamak gerekiyor.
Bu tanımlamayı yaparken 1 Mayıs tarihli yazısında Hasan Bülent Kahraman’ın anlattığı gibi Stalin döneminde 20 milyon, Mao döneminde de 45 milyon kaybolup giden insanı unutmamak gerekiyor.
Artık yeni bir şeyler gerekiyor. Yeni söylemler gerekiyor. Teknoloji ve bilişim had safhada bir gelişim içinde. Muhafazakar kuşağın ve baby boomer kuşağının söylemleri ile X kuşağına, hele hele Y ve Z kuşağına bir şey anlatmak, onları yönetmek mümkün değil.

Yeni bir sol söylem

Sol yerinde sayarken,  SSCB'nin son döneminde Mihail Gorbaçov'un liderliğinde ülkede bilhassa ekonomik sorunlara son vermek amacıyla uygulanmış Glasnost (açıklık) politikaları 1985'te uygulanmaya başlamış ve 1991’de Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla son bulmuştu.
Bu olay ve globalleşme dünyayı tam anlamı ile liberal politikaların etkin olduğu bir hale getirdi. Sol susarken liberal demokrasi insan hakları, hukukun üstünlüğü, çevre, eğitim ve sağlık alanlarında politikalar üretti ve bu konulara dikkat çekti.
Tüm bunlarla beraber gelişen teknoloji yeni nesil üretim araçlarını devreye sokmaya başladı. Genel üretimdeki insanın etkinliği sanayi devrimi öncesi yüzde 90’ların üzerindeyken, günümüzde giderek azalmaya yüzde 15 oranlarına gelmeye başladı. 
Bu noktada gelişmişlik düzeyi, fırsat eşitliği, gelir uçurumları, büyüme ve istihdam konularında yeni bir sol söyleme gerek var.