Bursa Hakimiyet

23 Nisan nedir?

23 Nisan’ı dün kutladık. Bu kutlamalar belleklerimizde nasıl kalıyor, diye düşündüm. 23 Nisan dediğimizde neler anımsıyoruz?
Çocukların vali, belediye başkanı ve bakanların koltuklarına oturduğu bir gün. Çevrenin bayraklarla donandığı bir gün. Giderek azalsa da, bayrakların evlere asıldığı bir gün. Balonlarla kutlanan bir gün.  Törenlerle kutlanan bir gün. Hamasi nutukların atıldığı bir gün...
Peki, 23 Nisan nedir? Sadece bu yukarıda sıraladığım sıradanlıklar mıdır?
Sizlere biraz gerileri anımsatmak istiyorum. 23 Nisan’ın ne olduğunu daha iyi anlamamız için. İstanbul, 16 Mart 1920’de işgal edildi. Bu işgalin ardından  Osmanlı Mebusan Meclisi, İngiliz askerlerince basıldı ve bazı vekiller tutuklandı. Mustafa Kemal, görev yapamaz hale gelen Osmanlı Mebusan Meclisi’nin yerine Milli Meclis’i toplama çalışmalarına başladı. Milli Meclis için 232 milletvekili seçildi. İstanbul, Yunanistan ve Malta’dan katılacak milletvekilleri ile Milli Meclis’in milletvekili sayısı 337 oldu. 23 Nisan 1920’de “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” diyerek toplanan Meclis’e ancak 115 milletvekili katılabildi.
23 Nisan, o tarihten sonra “Hakimiyet-i Milliye Bayramı” (Ulusal Egemenlik Bayramı) olarak kutlanmaya başladı. 1929’da, “Himaye-i Etfal Cemiyeti” (Çocuk Esirgeme Kurumu) bu günün Çocuk Bayramı olarak kutlanılması için girişimlerde bulundu. Atatürk tarafından çocuklara armağan edilen 23 Nisan Bayramı, 1935’ten itibaren “Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” adıyla kutlanmaya başladı. 23 Nisan tarihi 1979 yılında ise Birleşmiş Milletler tarafından “Dünya Çocuk Yılı” olarak ilan edildi...
23 Nisan’ın hepimize kutlu olmasını diliyorum. Ve Ferit Edgü’den  “Uykuda Çocuklar” dizelerini sizlerle paylaşmak istiyorum. Dileğim ve dileğimizin çocukların ölmediği, özgürce düşündüğü ve de yaşadığı, sağlıklı bir çevre ve dünya olması dileğiyle...
“Çocukları yatırdın mı? dedi adam.
Çoktaaaaann, dedi kadın.
Kimbilir nasıl bir düş görüyorlardır şimdi.
dedi erkek.
Kimbilir, dedi kadın. Git kulaklarına fısılda
istersen.”
Evet, çocuklarınızın kulaklarına “kardeşlik, barış, yaşanabilir bir çevre ve de sevgi” fısıldayın.  Bilge kızılderili  Hehaka Sapa’nın sözleriyle yazımı sonlandırıyorum:
“Bizim şarkılarımız çoğunlukla yağmur üzerinedir. Çünkü bizde yağmur çok az yağar ve çok istenilen, özlenilen bir şeydir. Dikkat ettim; siz beyazların şarkılarının çoğu da ‘aşk’ ve ‘sevgi’ üzerine...”