Bursa Hakimiyet

Ayhan Kızıl = Sevgi + Hümanizm + Doğa

Ayhan Kızıl Hocayı, Tıp Fakültesi Dekanlığı sırasında tanıdım. O günden beri benim Ayhan Hocam oldu. En sinirli anında bile yüzü gülen bir insandı. Son olarak 3 hafta önce 2 saat kadar söyleşme fırsatımız olmuştu. İyi ki de söyleşmişim.
Bursa’da tanıdığım ender entelektüel insanlardan biriydi. İyi bir sporseverdi ve spor yapan bir insandı. Kampus içinde eşofmanlarını giyer ve sporunu yapardı. Yanında ne koruma, ne eskort olurdu. Her türlü sporla yakından ilgilenir ve takip ederdi. Karşılaştığımızda “Şu tenis maçını akşam izledin mi?” diye sormayı ihmal etmezdi. Bursaspor’a her zaman büyük katkı ve emekleri oldu.  Bursaspor yönetim Kurulu üyeliği yaptı. Kayak Federasyonu’nda görev aldı.
O sadece iyi bir sporsever değildi. Bir kültür ve sanat insanıydı. Bugün Bursa’da bir Devlet Bölge Senfoni Orkestrası var ise, Ayhan Kızıl’ın ve Erdem Saker’in eseriydi. Onun başlattığı bu çalışmayı oğlu Ömer Kızıl yarım bırakmadı.
Ayhan Kızıl, herkesin ulaşabildiği bir insandı. Makamının hiçbir zaman arkasına saklanmadı. Düşüncelerini açıklıkla ifade etti. Bursa sosyal yaşantısının da önemli aktörlerinden biriydi. Örnek bir aile reisiydi. Onun için üniversitede düzenlenen törende söylenen şu söz çok çarpıcıydı:
“Hayırada hayır olur, şerre de hayır olurdu”
Üç dönem Tıp Fakültesi dekanlığı, 2 dönem Uludağ Üniversitesi Rektörlüğü yaptı. Bir dönem de Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı. Her düşüncesini dile getiren ve dinlemesini bilen bir insandı. Kızıl, Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı yaptığı dönemde, dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ‘e yazdığı mektupta üniversitelerle ilgili düşüncelerini açık yüreklilikle dile getirdi.
İnsana dokunan bir kişiliğe sahipti. Herkesle barışıktı. Para pul ile işi yoktu. Adı hiçbir şaibeye karışmadı. Herkese sağlık konusunda yardımcı oldu. Burada zengin, fakir; güçlü, güçsüz gibi bir ayırım yapmadı. Ettiği Hipokrat yeminin arkasında durdu. Sayısız yoksulun yanında oldu. Onların hastalıklarına çare oldu. Yaşamlarına yardımcı oldu. Nereden geldiğini ve köklerini hiç unutmadı.  Anma törenindeki Prof.Dr.Mustafa Özyurt’un sözleri  çarpıcıydı:
“Ben Ayhan Kızıl hocayı hepinizden önce tanıdım. Adapazarı’nda sokağa çıktığımızda herkesin tanıdığı ve birbirine gösterdiği iki tıbbiyeliden biriydi.”
İnançlı bir insandı ve bunu kendi içinde yaşardı. Reklamını yapmazdı. Yine törende Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Abdurrahman Çetin’in sözleri bunların kanıtıydı:
“Onun rektörlüğü döneminde ilahiyat yüksekokul müdürüydüm. Tek isteğimizi geriye çevirmedi. Hem tatbikat camisini, hem de kampus içindeki camiyi o yaptırdı. Açılışında Cuma namazını birlikte kıldık.”
Çağdaşlığı, laikliği ve Atatürkçülüğü tartışılmaz bir insandı. Çağdaş Eğitim Kooperatifi’ne önemli katkılarda bulundu. Bir dönem başkanlığını yaptı. Görükle’deki yurdun yapımında Bursa sanayi, ve iş dünyasından sağlanan katkılarda büyük rol oynadı.
Türkiye Kolon ve Rektum Cerrahisi Derneği’nin kurucularındandı. Önümüzdeki aylardaki kongreye hazırlıkları içinde aktif rol alıyordu. Bu dernek 3 Mayıs’ta Prof.Dr.Ayhan Kızıl için bir anma töreni yapacak.
Ayhan Hoca’nın yüreği sadece insan sevgisi ile değil, aynı zamanda doğa ve hayvan sevgisi ile de doluydu. Oğlu Ömer’in her taşındığı eve ağaç ve çiçek götürür, onları kendi elleri ile diker ve sonra da kontrol ederdi. Ziraat Fakültesi eski dekanı Prof.Dr.Abdürrahim Korukçu şöyle anlattı:
“Sürekli çiftliklerimize gelir. Onları gezer. Sürekli sorular sorardı.”
Evet, artık Ayhan Hoca yok. O anılarımızda ve geride bıraktığı eserlerle yaşayacak. Buradan  Kızıl ve Erbak Aileleri’ne, Uludağ Üniversitesi camiasına, Bursaspor camiasına, dostlarına, arkadaşlarına ve Bursamız’a başsağlığı diliyorum.