Bursa Hakimiyet

Barış endeksi ve Türkiye

İnsanlar kendilerini bir biçimde konumlandırır. Aynen insanlar gibi de ülkeler kendilerinin diğer ülkelere göre konumlandırır. Burada az gelişmiş veya bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde, daha doğru bir yaklaşımlar demokrasisi tam gelişmemiş ülkelerde siyasi söylemler ön plandadır. Çünkü, siyasilerin genel hesabı oy oranları ile ilgilidir.
Ama günümüzde bilim ve teknolojinin yoğun geliştiği, iletişim araçlarının her şekli ve kanalı ile yaşama egemen olduğu ortamlarda sizin kendinizi nasıl gördüğünüz değil, dışarıdan nasıl göründüğünüz önem taşır. 
Bu noktada uluslararası bağımsız ve saygın kuruluşlar eğitimden, sağlığa; ekonomiden, insan haklarına kadar aklınızın alacağı her alanda endeksler geliştirmişlerdir. 
Bu ve buna benzer konuların ülkemizde en çok bilineni sürekli değişen kredi notumuzdur. 
CHP Bursa Milletvekili Prof.Dr.Lale Karabıyık 2007’den beri her yıl, Avustralya merkezli sivil toplum kuruluşu Ekonomi ve Barış Enstitüsü tarafından verilen Küresel Barış Endeksi konusunda Türkiye’nin yerini değerlendirmiş. Bakın Karabıyık ne diyor:
“ Türkiye, 2014’e göre 7 basamak gerileyerek 162 ülke arasında 135. sırada yerini aldı. ‘Politik terör’ başlığında dünyanın en tehlikeli bölgeleri olarak puanlanan Suriye, Irak ve Sudan’dan sonra geldi. Ülke içinde ve bölgedeki çatışmaların yanı sıra, yolsuzluk, suç oranı, hapisteki insan sayısı, silahlara erişim, siyasi terör, seçim süreci, hükümetin işlevselliği, basın özgürlüğü ve işsizlik gibi 23 faktörün değerlendirildiği Küresel Barış Endeksi’nde geçtiğimiz yıla göre barışçı ülkeler sıralamasında tam 7 basamak geriledik. Listenin ilk sırasında İzlanda; ve son sırasında 162. olarak Suriye var.”
Evet, dileğimiz ve aklı selim sahibi herkesin ortak dileği bu endeksin en başında yer alma arzusu.

Birlikte yaşamak

Dünyanın en büyüğü, en büyük ekonomisi, en güçlü ülkesi sorularının karşısına Amerika’yı koyuyoruz. 
Bu ülkenin mayasını o ülkede doğmamış bir biçimde kendi ülkelerinden kaçmak zorunda kalmış, milyonlarca insan oluşturdu.
Farklı ırklar, farklı dinler ve farklı dillere sahipti, bu insanlar. Ama şimdi hepsi ellerini kalplerinin üzerine koyup “Amerika” diye haykırabiliyor. 
İnsan hakları beyannamesi temelinde oluşturulmuş, bir biçimde dünyanın en şeffaf sistemlerinden birini oluşturmuş bir ülke. Herkesin, sistemi denetleyebildiği ve kendi içinde en ağır eleştirilere maruz kalmış bir ülke. Farklılıkları, renklilikleri kendi içinde harmanlayan bir ülke.
Artık içinde yaşadığımız ülkede birbirimiz yaşama başlarken seçmeyeceğimiz ırkımız, dilimiz, dinimiz, mezhebimiz ve doğdumuz yerden ötürü yargılamayalım. Bunları seçme şansımız yok. İnsan olma ve Türkiye’de doğma kimliğimiz bize yetsin.
İçinde yaşadığımız bu cennet ülkede barış ve huzur içinde yaşayalım. İslam dünyasına laik, çağdaş ve gelişmiş bir demokrasi ile de yaşanabileceğini ve bölgesel önemli bir aktör olunabileceğini gösterelim.
Türkiye’den kaç ülke çıkacağının hesabını yapanları yanıltalım. Ancak bu şekilde büyük bir ülke olabiliriz. 
Kaynaklarımızı gelişmeye, eğitime ve refah düzeyimizi arttırmaya ayıralım. 
Bu yıl Kutlu Doğum Haftası’nın sloganları şöyleydi:
“Dünya bize, biz birbirimize emanetiz. Daha iyi bir dünya için sevgi, saygı ve merhamet.”