Bursa Hakimiyet

Birey, bireysellik ve mülkiyet

Bireyin ve toplumun tam gelişmesi, o toplumu oluşturan tüm insanların kendi hak ve istençlerinin bilincine varmaları ile mümkündür. Bu gelişmiş demokrasinin vazgeçilmezidir.
Burada yurttaşlık temelinde bireysellik yatar. Yurttaşlığa uzanan yoldaki bireysellik beraberinde  insanın onları insanaltı durumda tutan ideolojik diktatörlüklerin ve boş inançların denetiminden kurtulmalarını ve aralarındaki sınıf ayrımlarının sıfırlanmasını getirir.
Ortada biz değil, ben vardır. Bendeki bireysellik bir mülkiyettir. O mülkiyet rasyonelliğe dayalı bir yurttaşlığı getirir. Bu mülkiyetin dışına çıkılıp, benin  bize dönüşmesi; bireyin aklının dışarda kalması ve aklın bir bağlamda  başkaları tarafından kontrol edilmesini, bireyin kiralanmasını getirmektedir. Bu durumda birey ideolojik diktatörlüklerin ve boş inançların kontrolü altına girer.
Yani yurttaş olmaktan çıkıp, eskilerin deyimiyle kul olur. Veya bu tür bireylerin oluşturduğu toplum ümmete dönüşür. Yani kula, kulluk etmeye başlar. 
Halbuki bu toplumun genelini oluşturan inanç sistemi içinde bu günahların en büyüğüdür. 
Yaşanan budur.

Karşı devrim girişimi

Osmanlı’da tanzimat ile başlayan ve Cumhuriyet ile taçlanan süreç, kulluktan ve ümmetten çıkıp; birey ve topluma dönüşümdür.
15 Temmuz darbe girişimine bu bağlamda baktığınızda Cumhuriyete karşı yapılmış bir karşı devrim girişimidir.
Nedeni ne olursa olsun toplumun bu girişime karşı koyması ülkeyi büyük bir geri dönüşten kurtarmıştır.

Sistem kurma fırsatı

Ülkenin içinde bulunduğu durum tüm sıkıntı ve tehditlerine rağmen bize büyük bir fırsat sunmaktadır. Bu fırsat sistemimizi gözden geçirme, revize etme ve iyileştirmelere açık bir hale getirme fırsatıdır.
Bunu yaptığımızda ve bunları yaparken liyakatın ön planda tutulması, devletimizi güçlendirecektir.
İyiyi ve doğruyu bulmada en akılcı yol, herkese eşit bir kapsayıcılık içinde toplumun tüm görüş farklılıklarını bir zenginlikmiş gibi algılayıp, bunları  ülkenin gelişmesi yolunda değerlendirmektir.