Bursa Hakimiyet

CHP, umut, değişim ve genler

 Çünkü, anamuhalefet partileri, toplumun büyük bir kesiminin umudu demektir. Eğer umut, yeterli bir performans ortaya koyamaz ise, bu durum beraberinde bir umutsuzluğu ve hayal kırıklığını getirir...
Hayal kırıklığı ve umutsuzluğun devamı ve tekrarı, beraberinde ister istemez kanıksamayı getirir. Kanıksama  hoş bir şey değildir. Kanıksanmışlık süreçte, genlere işler. Aynen Türk toplumunun en önemli travmalarından biri olan “Bizden adam olmaz” mantığı kanıksanmışlığın, genlere işlenmiş formatıdır ki, bu kolay kolay değiştirilmeyen bir paradigmayı yaratır...
CHP de özellikle belirli bir yaşın üzerindeki seçmeninde nerede ise artık genlerine işlenen bir kanıksanmışlığı yaratmıştır. Bu kanıksanmışlık “CHP iktidar olmak istemiyor. CHP iktidarın sorumluluğunu almak istemiyor” paradigmasıdır...
Böyle bir kanıksanmışlık algısı; bu algıyı yaratan partinin yani CHP’nin seçmen tabanı kadar, iktidarı da rahatsız eder. İktidar partisi hele hele tek başına iktidarda uzun süre kalan bir parti, kendini zorlayacak bir muhalefet ister. Böyle bir durum parti içinde dinamikleri, bütünleşme ve ortak paydalarda birleştirme noktasında çimento görevi görür. Ama güçsüz ve iktidar olma olasılığı olmayan bir ana muhalefet partisi karşısındaki güçlü iktidar partisi içindeki dinamikler, farklı paydalarda birleşebilirler. Bu da partileri parçalar. Bu nedenle tek başlarına iktidar olan partiler, her zaman güçlü bir ana muhalefetten yanadır...

HASAN ERTÜRK’ÜN ZİYARETİ

Bu yukarıdaki girişi neden mi yazdım?
Geçtiğimiz günlerde CHP Bursa İl Başkan Yardımcısı Prof.Dr.Hasan Ertürk ve CHP Bursa İl Sekreteri Engin Saban gazetemize ziyarete geldiler. Yoğun gündem içinde onlarla yapmış olduğumuz sohbete gazetedeki yazımda yer vermemiştim...
Ziyaretin temel amacı kentsel dönüşüm üzerineydi. Aynı zamanda çevre konusunda da birçok çalışması ve kitabı olan Hasan Ertürk bizlerle “Toplumsal İçerikli Kentsel Dönüşüm için Kentin Ruhunu Anlamak Gerekir” başlıklı bir makalesini paylaştı. Ayrıca “6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun” ile “Büyükşehir Belediyesi Kanunu ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmündeki Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarı” üzerindeki düşüncelerini ve görüş farklılıklarını dile getirdi...
Hasan Ertürk’ün söylemlerinin içinde çağdaşlık ve demokrasi ağır basmaktaydı. Çağdaşlık ve demokrasi ortak paydasındaki görüşlere katılmamak olası değil. Ama ortada bir başka konu var. O da “Çağdaşlık ve demokrasiden söz ettiğinizde temsil ettiğiniz siyasi parti çağdaş bir yönetim anlayışıyla yönetilecek ve de her örgütünde olduğu gibi genel merkezi içinde de  parti içi demokrasi tam anlamı ile hayata geçirilecek” konusudur...

SONSÖZ

Bugün insanların en kolay ulaşabildiği “bilgi”dir. Bilgiye sahip olmak ve ona ulaşmak sorunu çözmez. Analitik bir bakışla sürecin ikinci aşaması “o bilgiyi nerede kullanacağınızı analiz etmektir”. Bunu yaptığınızda ise sürecin en zor olan üçüncü aşaması başlar. O da “Hayata geçirmektir”. Bir bilgiye sahip olup, onu nerede kullanacağını belirleyen ve onu kullanmaya başlayan insanlar, kurumlar; bilgiyi ve bilimi kullanıyor demektir...
Sürekli demokrasiden söz edip, parti içi demokrasisini çalıştıramayan ve demokrasiyi kendi içinde hayata geçirmeyen bir parti, doğru bir model oluşturamaz. Değişmemiştir. Statüko içinde kalmıştır ve kalmaya devam edecektir...
CHP içinde fazlasıyla bilgi, fazlasıyla bilgiye sahip insan ve de fazlasıyla bu bilgiyi nerede kullanması gerektiğini bilen insan vardır. Ama bunları pratiğe geçirecek, hayata geçirecek bir merkezi otorite veya bu vizyonu görebilen  (ve/veya görmek isteyen) lider yoktur...
Buradan şu sonucu çıkarabiliriz. Ya CHP’nin bugüne kadar gelmiş geçmiş lider kadrosu bu vizyonu görememekte, ya da işlerine gelmemektedir...
CHP’nin yolu açık olsun...