Bursa Hakimiyet

Cumhuriyetimizin 90. yaşı

Yaşam ilginçtir. İnsanoğlu genelde para ve güce tapar. Bu nedenle genelde para ve güç sahibi olmak ister. Bunun için de yine genelde her yolu mübah görür. İlke tanımaz, ilkeli davranmaz. Ego aklın önünde yürür, her hatası ve hatalı davranışı için gerekçe üretir ve o gerekçeye bir süre sonra gönülden inanır. O noktadan sonra insanları değiştirmek, bunun için mücadele etmek zordur. Yıkılası paradigmaların yıkılması için verilmesi gereken bireysel iç savaşın gerekliliğinin farkındalığını bile insanoğlunun şanslısı yıllar sonra yaşar…
İnsanın bir diğer zaafı da sahip olduklarının farkında olmamasıdır. Ancak sahip olduğunun kıymetini kaybettiğinde veya kaybetme olasılığı  arttığında fark eder…
Dünya son yüzyılda ve özellikle son çeyrekte büyük bir değişim içinde. Bu değişimi fark edenler, yol haritalarını ona göre formatlamakta. Varmak istedikleri hedefte önündeki fırsat ve tehditleri ona göre analiz etmekte. Zayıf ve güçlü yönlerini ortaya koyduktan sonra, zayıf yönlerini geliştirmeyi değil, güçlü yönlerini daha da güçlendirmeyi tercih edenler bir ileri aşamaya geçmekte…
İŞİNİ İYİ YAPMAK
60 yıla yaklaşan yaşamımda bir şeyi öğrendim. Bir insanın kendi işini iyi yapmasına sistem ne olursa olsun, hiç bir şeyin engel olamayacağını, öğrendim. Konuyu örneklerle açmaya çalışırsak bir öğretmenin, bir bilim insanının, bir çiftçinin, bir gazetecinin, bir sporcunun, bir askerin, bir politikacının, bir yöneticinin koşulları ne olursa olsun, o koşullar içinde asli ve tarif edilmiş işini iyi yapması. Sözünü ettiğim konu bu kadar basit…
Bu ülkede yaşayan herkesin bana göre kendine sorması gereken ilk soru “Ben işimi nasıl yapıyorum veya yaptım?” sorusudur. Tarih ve mitoloji bize iyi ve kötünün savaşında bir gün mutlaka iyinin/iyiliğin kazanacağını öğretti. Kuşkusuz konunun felsefi boyutunda genel iyi ve genel kötü kavramlarının tartışılabilirliği ayrı bir konudur…
TARİHİ YARGILAMAK
Bireysel gelişim kitapları bizlere dünün ölü olduğunu ve değişmeyeceğini, bugünün yaşandığını , yarının ise olup olmayacağını bilinmediğini öğretir. Ama bizler dünü sanki yaşıyormuşcasına “keşkelerle” yargılayıp, duruyor ve kendimizi huzursuz ediyoruz. Ve bugünü yaşamadan “carpe diem”i hayata geçirmeden yarının planlarını yapıp, stratejiler belirliyor, senaryolar oluşturuyoruz…
Hele hele tarihi ve geçmişimizi ortaya koyup, onu yargılamayı önemli bir işmiş gibi sunmayı düstur ediyoruz. Tarih koşulları içinde değerlendirilir ve ondan sadece ders çıkartılır. Tarihi ve tarihi yazanları yargılamak bizlerin işi değildir. Sadece orada yaşanmış ve çıkarılması gereken derslerin farkına varmak gerekir. Olumsuz örneklerden ve olumlu örneklerden çıkarılacak derslerden söz ediyorum…
SONSÖZ
İçinde yaşadığımız topraklarda insanoğlunun 2 milyon yıllık dünya macerasında binlerce uygarlık kuruldu. Bu topraklar ve çevresinde atalarımız 600 yılı aşkın  süren  büyük bir imparatorluğu kurdu. 90 yıl önce de parçalanmış, bölünmüş ve paylaşılmış bir imparatorluktan bizi Mustafa Kemal ve arkadaşları özgürlüğe taşıdı ve Cumhuriyetimizi kurdu. Dün onun 90. yaşını kutladık…
Bu yazıyı Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün sözleri ile bitirmek istiyorum:
“Ben size özgür olmayı öğrettim… Uygar yaşamı seçin ve medeniyeti yaşayın diye…”
Cumhuriyetimizin 90. Yaşı kutlu olsun…