Bursa Hakimiyet

Endüstriyel ilişkiler ve grev

Endüstriyel ilişkilerde krizlerin doruk yaptığı dönemler grev ve lokavtların olduğu dönemlerdir. Bunu özellikle 1980 öncesi dönemde işçi veya işveren taraflarında olanlar iyi bilir. Yaşı ellinin üzerinde olanların da bu konuda en azından bir fikirleri vardır.
Sizleri biraz gerilere götürmek istiyorum. 1978-79’lu yıllar Ecevit başbakandı. Türkiye’de DİSK’e bağlı Maden İş büyük bir genel grev başlattı. Türkiye çapındaki grev oturma eylemleri ile başladı. Doğal olarak da Bursa’da ağırlıklı olarak otomotiv, otomotiv  yan sanayi, makine gibi sektörler de bundan nasibini aldı. 
Ülke bu sektörlerin başını çektiği nerede ise bir yıla varan bir grevler dönemini yaşadı. Bu dönemde Bursa’da sadece iki kuruluş  grevlerden kurtuldu. Tofaş ve Coşkunöz. Önce Tofaş birkaç günde bu grevden kurtulurken, ardından Kemal Coşkunöz’ün başında olduğu şirket grevden kurtulup, üretime başladı. (Laf aramızda bu konu başlı başına üniversitelerde tez konusu olacak bir konudur).
Bursa ve Türkiye’de diğer şirketler de aylarca grev yaşadı ve üretim yapamadı. Tofaş üretim yaparken, onun en büyük rakibi Renault aylarca üretim yapamadı.
Sonra bu süreç ülkeyi 12 Eylül darbesine götürdü.  Darbe sonrası ülke yönetimine el konulmasından sonra yasama ve yürütme yetkilerini kullanmak üzere  kurulan TSK’nin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Nurettin Ersin, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Tahsin Şahinkaya, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Nejat Tümer ve Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Sedat Celasun’dan oluşan Milli Güvenlik Konseyi çıkardığı ilk 10 karar içinde fabrikalardan işçi çıkartılmasının yasaklanması vardı. Bu yasak sadece bir kuruluş için geçerli değildi. OYAK’ın ortağı olduğu Renault için.
1980 sonrası ülkemizdeki endüstriyel ilişkiler farklı bir döneme girdi. Sendikaların pasifize edildiği, toplumun apolitize edildiği bir dönemdir, bu dönem. Arada yaşanan çok küçük birkaç grev ile aradan 35 yıl geçer. Ve birdenbire onbinlerce işçiyi kapsayan bir grevler dizisi başlar.
Çıkış noktası aynı sendikaya (Türk Metal İş) bağlı farklı bir fabrikada (BOSCH) işçilerin aldığı zam oranı görünmektedir.
Olayın bir başka boyutu da şu anda fabrikalarda endüstriyel ilişkileri yönetenlerin hiçbiri, bu görevde oldukları süreçte böyle bir grevle karşılaşmamışlardır. Aynen bu fabrikaların CEO’ları da bunu yaşamamıştır. 
Olayın diğer tarafında işçi sendikalarını yönetenlerin, yönetici pozisyonda oldukları dönemlerde de böyle bir kriz yaşamamışlardır.
Grev ve lokavt birer demokratik haktır. Ama olay bu sürece geldiğinde olayın aynen savaşta olduğu gibi kazananı yoktur. Tarafların ve paydaşların hepsi kaybeder.
Buradan çıkarılacak dersleri iyi analiz etmek gerekir. Her taraf için çıkarılacak ders vardır. Özellikle işçilerin sosyal medyadaki paylaşımları iyi analiz edilmelidir. Çünkü, onlar duygularını paylaşmaktadır. 
İşçi de, işveren de bir makine değildir. Aynı geminin içinde olan bir bütünün parçalarıdır. İyi bir yönetişim önemlidir. Avrupa’nın en kaliteli üretim merkezlerinden biri olan kentimizde bu sorun, umarım endüstriyel ilişkilerdeki son sorunumuz olur.