Bursa Hakimiyet

Futbol, federasyon ve kupa

Zaman geçtikçe insanların ve toplumların uygarlaştığı, geliştiği olgunlaştığı düşünülür. Ama olup bitenlere baktığınızda, zamanın bu noktada çok önemli olmadığını görürsünüz. Bu noktada önemli olan bakış açısı ve kişisel, toplumsal olgunluk düzeyidir...

Sizlere bu konu ile ilgili aralarında 32 yıl gibi uzun bir fark olan iki ayrı olayı anlatmak istiyorum. Bilenlerin affına sığınırım ama bu konu olabildiğince sık anımsatılmalı. Çünkü, futbolumuzun nereden nereye geldiğinin veya gelemediğinin somut örneklerinden biridir, bu örnekler...

28 MAYIS 1980


1979-80 futbol sezonu. Türkiye Kupası'nda Altay ve Galatasaray finale kalır. İlk maç İzmir'dedir. Altay, Galatasaray'ı 1-0 yener. İstanbul'a gelinir. 28 Mayıs 1980'de maç Mithatpaşa Stadyumu'nda (İnönü Stadyumu) oynanır. Öner Kılıç (dk.11) Galatasaray'ı 1-0 öne geçirir. 62. dakikada da Mustafa Denizli durumu penaltıdan 1-1 yapar. Çok gergin bir maç olur. Hatta polis havaya ateş açmak zorunda kalır...
Federasyon yöneticileri gergin atmosferi dikkate alarak, Galatasaray taraftarlarının önünde kupa töreni yapmaktan kaçınır. Kupayı İzmir'deki bir maçtan önce Altay seyircisinin önünde düzenlenecek törenle vereceklerini söylerler. Altaylı yöneticiler itiraz etmez. Hatta yanlış anımsamıyorsam stadyumun elektrikleri de kapatılır...
Bu olayların üzerine Altay kaptanı Mustafa Denizli formasını henüz çıkarmamış, beyaz çoraplarıyla tünelin ağzında görünür. Seyircinin öfkeli tezahüratına aldırmadan çimlerin üzerinden yürür, şeref tribünün önüne gelip, tribüne tırmanır. Ve şöyle der:
"Ben, kazanan takımın kaptanıyım. Dürüst bir mücadele verdik. Maçı kazandık. Kupayı hak ettik. Hak ettiğim şeyi almadan buradan gitmem!"
Ve Altay kupasını Futbol Federasyonu üyesi Şevket Belgin'in elinden alıp, bir de şeref turu atar...

12 MAYIS 2012


Aradan 32 yıl geçer. Her şeyin pozitif yönde geliştiği, uygarlaştığı düşünülmektedir. Ama ortada değişen bir şey yoktur. Bu sefer aynı şey Galatasaray'ın başına gelir. Federasyon kupayı soyunma odasına götürmek ister. Düşünebiliyor musunuz, federasyon konuyu çözemeyince, Galatasaraylı yöneticilerden Abdürrahim Albayrak sonunda bu konuyu Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a kadar götürür. Başbakan Erdoğan duruma müdahale edip, sorunu çözer ve Galatasaray kupasını alır...

SONUÇ


Görevi Türk futbolunu yönetmek ve bu süreçte ortaya çıkan sorun ve krizleri çözmek olan Futbol Federasyonu etkisiz ve öngörüsüz diye nitelendirilebilecek bir tutum sergilemiştir. Bu konunun Başbakan’a kadar götürülmesi utanç vericidir...
Bu krizin olacağını tahmin edemeyecek kadar öngörüden yoksun olunabileceğini düşünemiyorum...

Gelişmiş ülkelerde böyle bir ortamda federasyonun yapması gereken bellidir...
"Biz beceremiyoruz, hoşça kalın..." demek...