Bursa Hakimiyet

Gazeteci gözüyle eğitim

Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi Uğur Mumcu Konferans Salonu’nda dün bir panel vardı. Uludağ Üniversitesi Genç Eğitimciler Topluluğu'nun organize ettiği bu panelde   Uğur Mumcu'ya Saygı başlığı altında  "Gazeteci gözüyle eğitim sorunları" masaya yatırıldı…
Yüksel Baysal'ın yönettiği panelde konuşmacı olarak Ceyhan Mumcu, Hacı Tonak, Can Ertan ve bendeniz vardı…
Panel öncesi Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı'ndan gelen mesaj okundu. Uludağ Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof.Dr.Müfit Parlak, Tabip Odası Bursa Şubesi Başkanı Prof.Dr.Kayıhan Pala, üniversite öğretim üyeleri, öğrenciler, Köy Enstitüsü mezunu eğitimci yazar Nadir Gezer ve de çok sayıda eğitimcinin izlediği panel ilgi gördü…

PANELDEN NOTLAR
Panelde ilk konuşmayı yapan Ceyhan Mumcu "Uğur Mumcu'nun kişiliği, duruşu, gazetecilik anlayışı ve eğitime bakışı" hakkında bilgi verdi. Onun yaşantısında çeşitli kesimlere değinen Ceyhan Mumcu, Uğur Mumcu'nun Cumhuriyet'ten ayrıldığı dönemde Aydın Doğan'ın onu ikna etmek için işten çıkarılmış 69 gazeteciyi birden işe aldığını anımsattı. Ceyhan Mumcu "Eğer Uğur Mumcu yaşasaydı, Kemal Derviş asla parlamentoda olmazdı. Doğu Perinçek Lozan’da yargılanırken, Uğur da orada olurdu. Mustafa Balbay da tutuklu olmazdı, onun yerine Uğur Mumcu olurdu" dedi…

 Can Ertan "Demokrasi ve Eğitim" konusunda bir konuşma yaptı. Ertan konuşmasında genç kesimin dünya görüşü ne olursa olsun mutlaka aktif politika içinde yer alması gerektiğini dile getirdi…

Hacı Tonak da "Kuşaklararası eğitim farklılıkları" üzerine gözlemlerini aktardı. Onun anlatımında bana en çarpıcı gelen bölüm Uğur Mumcu'nun öldürülüşünün ardından kızının din dersi öğretmenine sorduğu  "Uğur Mumcu neden öldürüldü?" sorusuna aldığı  "Eğer fakire sadaka verseydi bu olmazdı" yanıtıydı…
Bendeniz de "45 dakikada ne yapılabilir?" başlıklı bir sunu yaptım. Sunumda uygarlık tarihine kısa bir giriş yaptıktan sonra, insanın önemi ve bir eğiticinin öğrenci nezdindeki rol  model olarak değerinden söz ettim. Sunumun sonunda da Elif Şafak'ın Araf romanından ''Öğretmenler , özellikle ilk öğretmenler, tanrısal işler kotaran ölümlülerdir. Daha henüz yaratılmamış olanı, sadece onlar yok edebilir.'' alıntısına yer verdim…

KÖY ENSTİTÜLERİ

Panelde konu eğitim olunca söz dönüp dolaşıp, köy enstitülerine geldi. Bu konu ile ilgili olarak Bursa Anadolu Lisesi eski müdürlerinden  ve kendisi de bir köy enstitüsü mezunu olan Nadir Gezer hocamız da yaşadıklarıyla katkı koydu...
Ayrıca panelistler tarafından köy enstitülerinin kapanışı sürecindeki dönemin etkin ismi İsmet İnönü ve CHP'nin içinde bulunduğu durum ile tavrı anımsatıldı…
Ben de bu noktada bir dönemler milletvekili olan Kinyas Kartal'ın görüşlerini anımsattım. Bilindiği gibi özellikle feodal yapının ağırlıklı olduğu kesimlerde, Köy Enstitülüler çalışmaya başladıklarında toplum içinde ağanın dışında bir erk daha oluşmaya başlamıştı. Bu beraberinde Cumhuriyet'in öğretmenini gündeme getirmişti.  İşte, bu köy enstitülerinin kapanış sürecinin başlangıcını oluşturmuştu…

Evet, gençlerle güzel birkaç saat geçirdik. Ceyhan Mumcu'yla da sohbet etmek güzeldi…