Bursa Hakimiyet

Gerçek anlaşma, uzlaşmadır

Bu Türk, şu Kürt, bunlar Ermeni, şunlar Yahudi, bunlar Gürcü, onlar Rum, şunlar da Çerkez.
Bunların tümü Sünni, bunlar bildiği kadarıyla Alevi, oradakiler de Yezidi, şunlar da 
galiba Ortodoks.
Buradakilerin hepsi Muhafazakar, oradakiler sosyal demokrat, şurada-
kiler de ülkücü.
Bu ülke 600 yıllık bir dünya imparatorluğu üzerine kuruludur. İmparatorluktan söz ettiğinizde bir ırktan söz edemezsiniz. Sadece hanedanlardan söz edebilirsiniz. Ve o hanedanların, birbirleri ile yaptığı evliliklerden.
Osmanlı İmparatorluğu ise hanedanlar arasında evlilikler yaşamamış ama nerede ise padişahlarımızın çoğunun annesi devletin 
devşirme sistemi içinden gelmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti verdiği Kurtuluş Savaşı ve yaptığı tüm 
devrimlerin ardından,  bir biçimde bu imparatorluğun devamıdır. 
Söylemek istediğim 600 yıldır, 
üzerinde oturduğumuz topraklarda sadece Türkler yoktu. Yukarıda sayılan herkes vardı.
Bu ülke Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğuna inanan herkesin.
Buna herkesi inandırmak da bir biçimde ülkeyi yöneten ve ülkeyi yönetmeye talip olanların.

Unutmayalım

Bu ülke 30 yılı aşkın bir süredir adına ne dersek diyelim, adeta bir savaş yaşıyor. 
Oraya harcanan ve ayrılan bütçeler sistemin içinde farklı alanlara ayrılabilseydi, Türkiye çoktan dünyanın 10 ekonomisinden biri olmuş ve bir biçimde de gelişmiş ülkelere uzanan bir yolculuğa çıkmıştı.
Ülkemizde son günlerde yaşanan olaylar ve bazı illerimizde uygulanan sokağa çıkma yasakları  beni ve o günleri yaşayanları o anımsamak istemediği 12 Eylül 1980 günlerine götürdü. 
Unutmayalım…
Toplumu kategorize et-
meye başladığınız andan itibaren kutuplaşmanın önünü açarsanız. 
Unutmayalım…
Kutuplaşma hiç kim-seye bir şey kazandırmaz. Her iki tarafa da kaybettirir.
Unutmayalım…
Türkiye’nin bir anlaşma ortamına değil, bir topyekün uzlaşma ortamına gereksinimi vardır.
Unutmayalım…
Uzlaşma alışkın olmadığımız bir kültür. Sadece siyah ve beyazın değil aynı zamanda grinin  de çeşitli tonlarının olduğunu anlamak, inanmak, hazmetmek demek.
Unutmayalım…
Uzlaşmak karşılıklı ödün vermek demek.
Unutmayalım…
Bu ülkedeki her türlü kargaşalık bu ülke dışında herkesin işine gelir. Buna yol vermeyelim. 
Unutmayalım…
Başka Türkiye yok.

Görev başına

Bu ülkeyi yöneten iktidara, siyasilere, bürokratlara; bu ülkeyi yönetmeye talip olduğunu söyleyen ana muhalefet ve muhalefet partilerinin liderlerine ve tüm yönetici kadrolarına sesleniyorum.
Lütfen son söyleyeceğinizi ilk sözünüz olarak söylemeyin.
Yutun kelimelerinizi.
Sindirin egonuzu.
Oluşacak olum-
suzluklar size karşı değil, ülkeye karşı.
Bunlara meydan vermelerine engel olun.
Artık toplumun bir kesiminin de olsa görmek istediği siyasi olgunluk, devlet adamlığı davranışını iktidarından da, muhalefetinden de görmek istiyoruz.