Bursa Hakimiyet

Gül ve Arınç’a teşekkür

Ülke bir süredir Taksim Gezi Parkı nedeniyle büyük bir kargaşa yaşıyor.  İlk gününden beri Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın bu konudaki sert tavrı herkese göre ortamı daha da gerdi. Bu konuda Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın ılımlı ve sorgulayan yaklaşımları ise gerilen toplum ile devlet arasında adeta bir amortisör görevi gördü...
 İlk anlarında yapılacak olumlu açıklamalarla ortadan kaldırılabilecek bir süreç, adeta ateşin üzerine benzin dökülerek körüklendi...
Kim kaybetti?
Herkes kaybetti. Türkiye kaybetti. Türkiye’nin algısı ve imajı büyük oranda zedelendi. Türk Baharı söylemlerini yurtdışı basında okuduk. Bu süreçte Türk medyasının genel tavrı halkın, medyaya olan gittikçe azalan güvenini iyiden iyiye yok etti. Sosyal medyanın gerek enformasyon, gerekse dezenformasyon noktasında ne kadar güçlü ve tehlike bir araç olabileceğine tanık olduk...
İktidarın, muhalefetin, medyanın, toplumun, sivil toplum örgütlerinin ve kanaat önderlerinin bu süreçten çıkarmaları gereken çok önemli dersler olduğuna inanıyorum...
Her zaman olduğu gibi iyi niyetle ve çevreci gerekçelerle başlayıp, konunun topluma doğru ve yeterli duyurulmaması nedeniyle gelişen olaylar, çeşitli örgütlerce de provoke edildi...
Önceki gün Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’yla görüşen Cumhurbaşkanı Abdullah Gül , dün de Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ile görüştü. Arınç bana göre dünkü görüşme sonrası yaptığı açıklamalarda ve sorulara verdiği yanıtlarda adeta herkese bir  siyaset dersi verdi. Ne kadar deneyimli olduğunu ve ne zaman, nerede durulması gerektiğinin bir örneğini oluşturdu...
BÜLENT ARINÇ NELER DEDİ?
Arınç özetle şunları şöyledi:
“Hepimizin ortak arzusu sokaklara huzur ve güvenin hakim olması. Polisimiz tarafından ortaya konan aşırı tedbir haklı olarak tepki toplamıştır. Vatandaşlarımızın meşru ve haklı tepkileri illegal örgütler tarafından kullanılmakta ülkemizin itibarını zedelemektedir. İllegal örgütlerin ekmeğine yağ sürecek davranışlardan uzak durmamız gerekiyor. O ilk olayda çevre duyarlılığıyla hareket edenlere karşı yapılan aşırı şiddet gösterisi yanlıştır o insanlarımızdan özür diliyorum.
Her bir vatandaşımızın insani sorumluluğu bizim üzerimizdedir. Demokratik her türlü taleplere sonuna kadar açığız, yeter ki şiddet olmasın. MHP ve BDP’nin olayların ilk başından beri takındığı tavrı takdir ediyoruz. CHP liderinin saldırıları elbette tasvip etmediğini biliyoruz. Ama CHP milletvekillerinin takındığı tavrı kabul etmiyoruz.
Yargısal denetimle kamuoyunun denetimiyle bir hükümetin yapacağı şey olaylara soğukkanlı bakmak. Çoğulculuk ve katılımcılık bunları inkar etmeden söyledikleri sözlerin özgül ağırlığını bilerek hareket etmek zorundayız. Olaylar başladığında meseleye net bakabilseydik bunun bir çevre duyarlılığı olduğunu görürdük.Olaylar aşırı güç kullanımıyla çizgisini aşmıştır. Bugünkü duruma gelmiştir.
O ilk olayda çevre duyarlılığıyla hareket edenlere karşı yapılan aşırı şiddet gösterisi yanlıştır o insanlarımızdan özür diliyorum. Ama sokaklarda tahribat yapanlara özür borcumuz olduğunu düşünmüyorum...”
Bu süreçteki olumlu ve ılımlı yaklaşımlarından ötürü Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül ve Başbakan Yardımcımız Bülent Arınç’a teşekkür ediyorum...