Bursa Hakimiyet

Heykeller üzerine bir yazı

Bursa Kültür A.Ş. Bursa Büyükşehir Belediyesi adına önemli bir projeyi hayata geçirmek için uzunca bir süredir, yoğun bir çaba sarf etti. Projeyi hazırlayan Kültür A.Ş. Genel Müdürü Rıfat Bakan, projeyi Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe’ye sunduğunda Recep Başkan projeye büyük destek verdi...
Böyle yaklaşık 1.5  yıl süren bir süreçte, bu proje kapsamında dünyada örnekleri sayılı olan (Chicago, Almanya, Londra ve Granada gibi) zemine temas etmeden, su gücü ile havada duran ve hareket eden Türkiye’de ilk ve tek olmakla birlikte dünyadaki örneklerinin de en yükseği bir heykel hayata geçirildi. Bu önemli projeye BTSO finansal destek verdi...
Sadece suyun kinetik gücüyle hareket eden heykeller, Karagöz ile Hacivat’ın diyaloğunu temsil ediyor, bazı arkadaşların anladığı gibi Karagöz ve Hacivat heykeli değil. Çünkü, ışıklandırma ile oluşan heykelin gölgesi de geleneksel gölge oyunlarını sembolize ediyor...
Karagöz’ün hareketli ve hırçın yapısını simgeleyen heykelinin tepesinden hızlıca fışkıran sular, Hacivat’ın bilge ve muzip karakterine uygun olarak taşın yan kısımlarından dalgalı olarak hareket etmekte...
Özetle bu o heykellere bakarken, Karagöz ve Hacivat’ı göremediğinizi düşünüp, konuya olumsuz yaklaşabilirsiniz. Ama heykellere yukarıdaki gözlükle bakmak gerekiyor...
 

BİRKAÇ NOT
30 yıldır kinetik heykeller üzerine çalışan ve bu akımın öncüsü olan heykeltıraş Christian Tobin’in bilim, sanat, tarih ve mühendisliği bir araya getirdiği  bu sıradışı eseri, Ovaakça’da yapıldı. Gemlik diabas taşı kullanıldı. 6 metre 30 santim yüksekliğindeki heykelin toplam ağırlığı 45 ton. Sadece hareketli kısımlar 15 ton ağırlığında...
Gemlik’ten çıkarılan diabas taşı işlenerek yapılan heykelde heykeltıraş, taşların yüzeyini işlerken kullandığı  iki kalın ve üç ince çizgiyle Osmanlı taş mimarisinin özelliklerini yansıtmaya çalıştı...
 

ÇEVRESİNDEKİ YAZILAR
Heykelin etrafını çevreleyen yazılarda Karagöz, Hacivat ve gölge oyunlarının anlatıldığı bir mani yer almaktadır. Maninin hemen yanında ise kenar süslemesi şeklinde, Selçuklu mimarisine ait motiflerden alınmış kesitlerle oluşturulan bir kripto bulunmaktadır. Şifreyi çözmek isteyenler için gerekli ipuçları da yine burada yer almaktadır...
Heykelin çevresinde oluşan yazılarda şu metinler bulunuyor:
“Karagöz bir oyundur. Bezden, mumdan ve deriden oluşur. Şuracıkta kımıldaşıp duran hayaller, figürler neşe ve sevincin habercisidir, görmesini bilen gözler için hayatın kendisidir. Karagöz perdesi bir “ibret” yeridir. Bilgeliğin ölçüldüğü bir terazidir. Dünyanın ne kadar hali varsa onları gösteren bir aynadır. Perdenin ardında yanan mum değildir, güneşten kopmuş bir parçadır ve doğru yolu aydınlatmak için yanmaktadır. Şu dört köşeli perdenin ardında olacaklardan ders alacak olanlar, bilge kişilerdir. Zevk ve neşe sahibi “bilge” insanların önündeyiz biz. Cahiller için ise altı da, üstü de boş bir yerdir; bezdir, mumdur, deridir. Perdemiz Türkçe, Arapça ve Farsça konuşmakla kalmaz, her dilden anlar biraz. Pirimiz Şeyh Küşteri’den yadigar olan perdemizi seyretmeye ömürler değer. Çalgıcılar çalsın sazlarını, Karagöz raks etsin, hora tepsin! Diline ne gelirse acı-tatlı söylesin. Bakmayın onun da kusuruna! Her dilden anlar dedik ya; kendi diliyle bir de şifre gizledi iki anıtın ve dahi Orhan Camii ile Belediye arasına. Haydi çöz çözebilirsen ama öyle kolay da sanma. Bilge bir insan lazım bu dili anlamaya...
On kere demedim mi sana sevme dokuz yar,
Sekizde sefa yedide vefa olmaya zinhar,
Altı ile beş dört ile hiç başa çıkılmaz,
Üçün ikisi terk edegör, ta kala bir yar,”