Bursa Hakimiyet

Hukuk, adalet ve paradigmalar

Yaşam son dönemlerde çok hızlı akmaya başladı. Her ne kadar dünyada herkese eşit olarak dağıtılmış tek şey “zaman” da olsa, bazen saatler, dakika; günler, saat; haftalar, gün; yıllar da ay gibi geçip gidiyor...
Zaman bir bağlamda izafi, yani relatif. Einstein’ın burada izafiyet teorisinden söz etmiyorsak da; bir sevgilinin yanında saatler dakika gibi geçerken; dokuz saniyelik bir yüz metre koşusu adeta bitmek bilmiyor...
Özünde her şey insanın kafasında düğümleniyor. Beş duyumuz ile çevremizden algıladıklarımız, gelenek ve görenekle-rimiz, kültürümüz, eğitimimiz ile birlikte yarattığımız beynimizin içindeki paradigmalar bizleri yönetiyor. Her ne kadar insanı beyninin yönettiği söylense de, beynin içindeki paradigmalar gerçek yöneticilerimiz...
Aynen zaman gibi adalet konusundaki algılarımız da farklı. Baksanıza bir yılı aşkın bir süredir adı anayasa komisyonu olan bir komisyon bu ülkenin çıkarları doğrultusundaki bir anayasada uzlaşamadı...
Neden mi? Nedeni basit. Her şey paradigmalarda bitiyor...
YIKILASI PARADİGMALAR
İşte beynimizdeki o paradigmalar toplumun bir kesimi için töre cinayetlerini, kadına şiddeti, ağanın hakimiyetini, feodal bağların getirilerini doğal algılatırken; toplumun diğer kesimi için de affedilemez insan hakları ihlalleri biçiminde görünüyor...
Kulluktan, yurttaşlığa tam adım atamamış toplumumuzun paradigmaları içinde “hak arayan, insan haklarından söz eden, hukuksuzluğa karşı çıkanlar” hala çoğunluk tarafından aykırı insanlar, ötekiler gibi algılanmaya devam edilmekte...
Ve süreçte hukuk sistemi doğru işletilmediği veya işletilemediği için zaman zaman en korkulacak şey olan “Hukukun gücü yerine, gücün hukuku” ile karşılaşıyoruz...
Evet, her zaman, herkesin dediği gibi “Adalet bir gün herkese lazım olur”...
SONSÖZ
İspanya’da doğan ve Roma’da MS 64 yılında ölen ünlü düşünür Seneca der ki  “Her iki tarafı da dinlemeden karar veren, kararı doğru olsa dahi, doğru hareket etmiş olmaz”. Ne kadar doğru bir söz...
Geçtiğimiz günlerde Fransa, 1789 Fransız Devrimi’nin yıldönümünü kutladı. Yıllar önce adalet ve demokrasi uğruna giyotine gitmiş olan düşünür Robespierre şöyle diyordu:
“Ayrıcalıkların sadece eşitlikten doğduğu, vatandaşın yönetime, yönetimin halka, halkın da adalete tabi olduğu bir düzen istiyoruz...”
Mamat Gandi, Hindistan’ın özgürlüğü için tek başına İngilizler’e göğüs gerdiğinde, şöyle düşünüyordu:
“Haksızlığa sapıp bütün insanların senin peşinden gelmeleri yerine, adaletli davranıp tek başına kalman iyidir. “
Ve Hz. Muhammed bakın adalet için ne demişti:
“Bir saat adaletle hükmetmek, bir sene ibadet etmekten daha hayırlıdır.”