Bursa Hakimiyet

Huzuru bulmak zorundayız

Sürekli iç ve dış düşmanlardan söz ederiz. Bu söylem dilimizden düşmez. Özünde bu söz çok değerli ve önemlidir. Genelde biz hep dış düşmanlara odaklanırız. Ve bu dış düşmanlarımız sürekli dünya konjonktürüne göre değişiklik gösterir. 
Toplum olarak her bağlamda gözümüz dışarıda olduğundan evimizin ve ülkemizin içine bakmayı hep ihmal ederiz.
Bana sorarsınız bu ülkenin en büyük düşmanı , dışarıda aranmamalıdır. Bu düşman iç düşmanımızdır. Yani bir bağlamda bizizdir.  
Nasıl yani diye sormanıza bile gerek yok.
Bunun için de söylenmiş fıkralarda bile gerçekleri görmek olasıdır. 
“Cehennemde zebanilere gerek duyulmayan tek nokta Türkler’in olduğu yermiş.”
Ayrıca, büyüklerimiz bize tüm gelişme çağımızda “sen adam olamazsın” demedi mi? Yıllar boyunca “bizden adam olmazmış” mantığı DNA’larımıza kadar işleyip, onu içselleştirip, bilinçaltımıza yerleştirmedik mi?
Toplumu oluşturan bireyler olarak bizler huzurlu olmayı sevmeyiz. Özellikle de erkeklerimiz için bu geçerlidir. Huzur ve refah içinde yaşamak argo deyimiyle bize batar. Mutlaka bir sorun olmalı ve bu sorunu çözmek için bir şey yapmalıyız. Ancak o zaman varlığımızın bir değer ifade ettiğine inanırız. 
Bunu bilinçli ve bilinçsiz olarak fark eden ülkeyi yönetenler ve buna aday olanlar da sağ olsunlar bu bakışın doğruluğunu kanıtlamak için hiçbir çabadan kaçmazlar. Ellerinden geleni yapıp, çözülecek sorunların üretilmesine katkı sağlamak için ya bir eylemde bulunurlar, ya da durup dururken bir şey söylerler.
Bu yazıyı çok uzatmadan Elif Şafak’ın çok sevdiğim sözü ile bitiriyorum:
“Her insan huzur verir. Kimileri gelince, kimileri gidince.”

Bir can giderken

Dünyadaki hiçbir şey bir insanın canından daha değerli değildir. Bunun parasal bir değeri olmadığı gibi hiçbir gerekçesi de yoktur. 
İster değerler zinciri içinden bakın, ister inanç sistemleri içinden bakın. Her şey özünde insanın refahı içindir. Her  inanç sisteminde de insanın değeri en yüksek noktadadır.
Şehit haberleri almaktan bıkmıştık. Birkaç yıldır huzurlu bir ortama sahiptik. Tek tük olayların dışında.
Ama son haftalarda bu haberler vazgeçilmezimiz oldu.
Özünde ateş düştüğü yeri yakıyor. Bir ana ve babanın evlat acısını anlamak olası değildir. Bu kimsenin başına gelmesin. Kimse anlamasın.
Ülkemiz gerilmeye devam ediyor. Huzur bize batıyor. Burada en önemli sorumluluk ülkeyi yönetenlere ve siyasilerin tümüne düşüyor. Bunların dışında da toplumu bilgilendirmek ve kamuoyunu aydınlatma görevi taşıyan bizlere. Siyasiler söylemleri, bizler yazılarımız ve yorumlarımıza dikkat etmeliyiz. 
Atasözleri böyle günler içindir. Ne demiş atalarımız bir bakalım:
 Hz. Süleyman:
“Söz gümüş ise sükut altındır”. 
Hz. Ali:
“Çok konuşmayın, herkesin gözünden düşersiniz.”
Yüzyıllar önce Mevlana ne demiş bakın:
“Ağızdan çıkan söz bil ki, yaydan fırlayan ok gibidir. O ok gittiği yerden geri dönmez. Seli baştan bağlamak gerekir.”
Hz. Ömer ise şöyle demiş:
“Esenlik ve huzur on kısım ise, dokuzu susmaktır.”
Lao-Tse ise şöyle diyor:
“Çok bilenler konuşmaz, çok konuşanlar bilmez.”