Bursa Hakimiyet

İnsan hakları ve Türkiye

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Dünya İnsan Hakları Günü ile ilgili yayınladığı mesajda “Tüm insanlığın ortak değerleri üzerine kurulan bu beyanname, ortaya koyduğu evrensel haklar sayesinde dünyanın her köşesindeki milyonlarca insana, onurlu bir yaşam sürme açısından umut ve güvence niteliği taşımaktadır” dedi…

İnsan hakları kavramının tarihsel süreç içindeki, gelişimine göz attığımızda konuyu kısaca şöyle özetleyebiliriz. İnsanlara insan oldukları için sahip olmaları gereken birtakım hakların bulunduğu fikri ilk kez İngiltere’den ortaya atıldı.19. yüzyılda Amerika ve diğer bir çok ülkelere yayılan bu fikir akımından sonra 1789 Fransız İhtilali Avrupa’da insan haklarının kabul edilmesini ve uygulanmasını sağladı. Amerikan Cumhurbaşkanı Roosvelt ile İngiliz Başkanı Churcill tarafından imzalanıp duyurulan Atlantik Beyannamesinde insan hakları genişletildi. Bu beyannamede insanlara millet, inanç, ırk ayırımı gözetmeksizin herkes için eşit haklar konmuş ve yasaların korumasına verilmişti. 1945 yılında Birleşmiş Milletler kuruldu. İnsan Hakları Evrensel Bildirisi (Universal Declaration of Human Rights ), Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu’nun Haziran 1948’de hazırladığı ve birkaç değişiklik yapıldıktan sonra 10 Aralık 1948’de, BM Genel Kurulu’nun Paris’te yapılan oturumunda kabul edilen 30 maddelik bildiridir…

Bildirinin imzalanmasında, II.Dünya Savaşı’ndan sonra devletlerin, bireylere tanınan hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması konusunda birleşilmesi de etkili olmuştur. Eleanor Roosvelt bu bildiriyi “Bütün insanlık için bir Magna Karta” olarak tanımlamıştır. Bildirinin imzalandığı 10 Aralık, Dünya İnsan Hakları Günü olarak kutlanır…
Özetle İnsan Hakları’nı “İnsanlar arasında ırk, din, renk, yaş, cinsiyet ayırımı yapmadan sevgi, saygı, dostluk duygularını geliştirmek, insanın insan olmak haysiyeti ile sahip olması gereken hakların hepsine ‘İnsan Hakları’ denir.” biçiminde tanımlayabiliriz…
TÜRKİYE’NİN İNSAN HAKLARI KARNESİ
Türkiye’nin insan hakları karnesine baktığımızda uluslararası platformda en kötü 3 arasında görmekteyiz. Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan İnsan Hakları Daire Başkanlığı bir ilke imza attı. Özellikle hâkim ve savcıların yararlanması için AİHM’nin Türkiye ile ilgili en güncel kararlarını yayınladığı bir site kurdu. Sitede, AİHM’nin, Türkiye ile ilgili 52 yıllık istatistiklerine de yer verildi. Yine sitedeki veriler ışığında şu bilgilere ulaşıyoruz:

“1959-2011 arasındaki başvurular ve çıkan mahkumiyetler esas alındığında, Türkiye, 2 bin 404 mahkumiyetle, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni en çok ihlal eden ülke oldu.
Bu  dönemde, Türkiye, ‘etkin soruşturma yokluğu’ nedeniyle, 135 kez, ‘özgürlük ve güvenlik hakkı’ konusunda 554 kez, ‘adil yargılanma hakkı’ konusunda 729 kez, ‘ifade özgürlüğü’ konusunda 207 kez, ‘toplantı ve gösteri yapma özgürlüğü’ konusunda 53 kez, ‘mülkiyet hakkı’ konusunda 611 kez mahkum oldu. Türkiye, çok sayıda alanda en çok mahkum olma unvanını kimseye kaptırmadı. Yaşam hakkı ihlali davalarında 92 kez mahkum olan Türkiye, bu kategoride birinciliği 202 mahkumiyeti bulunan Rusya’nın ardından ikinci sırada yer aldı. Rusya, ‘kötü muamele yasağı’ alanında da 357 mahkumiyetle, 243 mahkumiyeti bulunan Türkiye’yi ikinci sırada bıraktı. Yargılamanın uzunluğu alanında ise İtalya, ikinci sıradaki Türkiye’nin üzerinde yer aldı. İstatistiklere göre, İnsan Hakları Sözleşmesi’ni tüm maddelerini ihlal eden iki ülkeden biri Türkiye. Diğer ülke ise Rusya...”

SON SÖZ
Atatürk şöyle diyordu : “Eğer devamlı barış isteniyorsa insan kitlelerinin durumlarını iyileştirecek uluslararası tedbirler alınmalıdır. İnsanlığın tümünün gönenci, açlık ve baskının yerine geçmelidir. Dünya vatandaşları haset, aç gözlülük ve kinden uzaklaşacak şekilde eğitilmelidir.”
Evet, dünyada iz bırakmış birçok kişi de bu konuda şöyle demekte:
“ İnsan, almadığı şeye sahip olamaz. (Goethe). Adil olmayan millet hür de olamaz. (E.D.Sieys). Bir tek kişiye yapılan haksızlık, bütün topluluğa yönelmiş bir tehdittir. (Montesquieu). İnsanın hürriyeti, komşusunun hürriyetinin başladığı yerde biter. (F.W.Warrar). Allah hürriyeti ancak onu arayanlara verir. (D. Webster). Bana hürriyetlerin en büyükleri olan düşünce, inanç, vicdan hürriyetlerini verin. (Milton). İnsan her zaman kahraman olmaz ama her zaman insan olabilir. (Bacon). İnsanlar doğuştan eşittirler ama bunu, sonuna kadar sürdüremezler. (Montesquieu). Bir insan başka bir insana eşit olmayabilir ama her zaman aynı cinstendir.(De Bonold). ”Senin” ve “benim” kelimeleri ortadan kaldırılsaydı insanlar sükun içinde yaşarlardı.

(Anaksagonos). Soylu insan, hak ve adaleti her şeyden üstün tutar. (Konfüçyus). Zayıfların hakkını korumak için konuşmayanlar, köledir. (Lovvel). Hakkı güçlendirmeyenlerdir ki kuvveti hak ederler. (Cenap Şahabettin). Haksızlığı aramak için lamba kullanmak gerekmez. (Socrates). Ülkemi, ailemi çok severim; ama insanlığı da ülkeme değişmem. (Fenelon).”
İnsanlar arasında ırk, din, renk, yaş, cinsiyet ayırımı yapılmayan bir dünyaya doğru, hep birlikte...