Bursa Hakimiyet

İnsanlık, insana veda ederken

Evet, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin üçüncü maddesinin bir kez daha altını çizelim. 
Ne diyordu : “Yaşamak, özgürlük ve kişi güvenliği herkesin hakkıdır.”
Komşularımızda çeşitli gerekçe ve çeşitli organizasyonlarla insanın en temel haklarından biri olan bu hak ellerinden alınıyor.
Peki o insanlar ne yapıyor?
Önce Türkiye’ye kaçıyor. 
Becerebilenler veya bir biçimde olanağı olanlar Avrupa Birliği ülkelerine gitmek için kendi ve ailelerinin hayatlarını feda ediyor.
Bir dünyanın şu an itibarıyla bilebildiğimiz anlamda yaşamın olduğu tek dünyanın üzerinde yaşıyoruz. Bu dünyanın olanaklarından yararlanıyoruz. Bu dünyanın nimetlerinden faydalanıyoruz. 
Sürekli alıyoruz. Sürekli istiyoruz. Sürekli daha fazlası diyoruz.
Kıyıya vurmuş yavrucağı, ölüm botundaki insan yığınlarını, kapalı kamyon kasasındaki umuda yolculuk yaparken ölmüş bedenleri,  hiç mi görmüyoruz?
Bu tüm insanlığın ortak sorumluluğudur. Bu ülkelere sınırı olsun, olmasın. Herkesin ortak sorumluluğudur.
Bugün beni yakan bu sorun, yarın seni yakacaktır.
Temel sorun, sorunu kökeninde çözmektir.
İnsanlık insana veda mı etmiştir, gelişmiş ülkelerde?

İnsan haklarının tarihi

Monarşilerin baskılarına son vermek amacıyla 1215 yılında İngiltere Kralı’na kabul ettirilen bildiri olan Magna Carta insan hakları bağlamındaki ilk yazılı belge niteliğini taşır.
Bir diğer önemli bildiri ise, Amerika’da yayımlanan 4 Temmuz 1776’da  Bağımsızlık Bildirgesi’dir. 
Thomas Jefferson şöyle demişti: 
“Biz şu gerçeklerin açık olduğu görüşündeyiz: bütün insanlar eşit yaratılmışlardır, onları yaratan Tanrı kendilerine vazgeçilemez bazı haklar vermiştir, bu haklar arasında yaşama, özgürlük ve refahını arama hakları yer alır, bu hakları korumak için insanlar arasında meşru, iktidar hak ve yetkilerini yönetilenin rızasından alan hükümetler kurulmuştur. Herhangi bir hükümet şekli, bu amaçları tahrip eder bir nitelik kazanırsa, onu değiştirmek veya kaldırmak ve temelleri kendi güvenlik ve refahlarını sağlamaya en uygun görünecek ilkeler üzerine dayanan, güç ve yetkiyi aynı amaçla örgütleyen yeni bir hükümet kurmak o halkın hakkıdır.”
Ardından 1789 yılında gerçekleşen  Fransız Devrimi’ne tanık olduk. Devrimden sonra yayımlanan “İnsan Hakları Bildirisi”nde gerçek yerini almıştı.
II.Dünya Savaşı sonrasında da “İnsan Hakları Evrensel Bildirisi”ne tanık olduk.

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 10 Aralık 1948 tarih ve 217 A(III) sayılı kararıyla İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ilan edilmişti.
Önce bu beyannamenin ilk üç maddesini bir anımsayalım:
“Bütün insanlar özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar. Akıl ve vicdana sahiptirler, birbirlerine karşı kardeşlik anlayışıyla davranmalıdırlar.”
“Herkes, ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal veya başka bir görüş, ulusal veya sosyal köken, mülkiyet, doğuş veya herhangi başka bir ayrım gözetmeksizin bu Bildirge ile ilan olunan bütün haklardan ve bütün özgürlüklerden yararlanabilir.”
“Yaşamak, özgürlük ve kişi güvenliği herkesin hakkıdır.”