Bursa Hakimiyet

Kadın olmak mı?

Kimileri Sevgililer Günü’nü kutluyor.Kimileri kendi deyişleri ile Saint Valentine’s Day’i. 
Kimileri Ankara ‘ya  yürüyüp TMMOB Genel Kurulu’na katılıyor ve Torba Yasa’ya karşı çıkıyor. 
Kimileri tecavüze uğrayıp, yakılan çocuklarını toprağa veriyor.
Kimileri kadın ve erkek eşitliğine inanmadığını dile getiriyor. İnsan olmak yetmezmiş gibi.
Kimileri kadınlar iş aramasa memlekette işsizlik olmayacağını söylüyor.
Kimileri kadının evdeki işleri bittimi ki dışarıda iş arıyor, diyor.
Kimileri kaç çocuğun var sorusuna sadece erkek çocuk sayısı ile yanıt veriyor.
Kimileri tecavüze uğrayandan çok, tecavüz edenin korunması gerektiğini düşünüyor.
…..
İnsan olmanın veya bir sanatçımızın deyimiyle “adam olmanın” yeterli olmadığı bir toplumda yaşıyoruz.
Bu ülke ve içinde yaşadığımız coğrafyanın büyük bölümünde kadın olmak zor.
Dünya ekonomisinde ilk 10 içine girmeyi hedefleyen Türkiye’de, kadınlarımızın yüzde 20’si okuma yazma bilmiyor.
Kadınlarımız töre yüzünden öldürüyor.
Kadınlarımız “çocuk gelin” oluyor.
Kadınlarımız ev içinde şiddete uğruyor.
Kadınlarımız ensest ilişkilere zorlanıyor.
Kadınlarımız iş yaşantısında mobbinge maruz kalıyor.
Bir kadın milletvekili çıkıp, eşinden dayak yediğini dile getiriyor.
…..
Bu ülkede kadın başbakan, kadın bakan, kadın vali, kadın rektör, kadın emniyet müdürü oldu.
Değişen ne oldu?
Koca bir hiç.
Ne kadına bakış değişti. Ne kadını insan olarak görme açısı.
Peki ne zaman, nasıl değişecek?
Basit ama zor bir süreç.
Ne zaman bu toplumdaki insanlar seçemedikleri bir konunun yani “anne ve babasını seçme, ırkını seçme, vatanını seçme, cinsiyetini seçme, dinini seçme veya mezhebini seçme gibi” insanın hiçbir zaman elinde olmayan bir konudan kaynaklanan özelliklerinin kendilerine bir üstünlük getirmediğini fark edecekler; işte o zaman süreç başlamış olacak. 
İşte, o zaman insan olmak ortak payda olacak. 
Bu ortak payda insanı evrenselliğe taşıyacak. 
Bu süreçte insanlar yurttaş olduklarını fark edecekler. İnsan olmaktan doğan haklarını fark edecekler. Her türlü ayrımcılığa karşı çıkacak yürekleri olacak. 
Yine bu süreçte insanlar sevgi kavramının önüne koşulsuz kelimesini koyacaklar. Sevilmek için insan olmanın yeterli olduğunu, sevilmek için bir koşulu yerine getirmenin gerekmediğini fark edecekler. 
Bu ve benzeri kafa yapıları çoğaldıkça ülke insanı evrenselliğe, gelişmişliğe, kamil insan olmaya, yurttaş olmaya doğru ilerliyor olacak.
Bunların dışında hangi yasal düzenlemeler, hangi cezai yaptırımlar, hangi dini fetvalar verilirse verilsin hepsinin içi boş olmuş olacak. Palyatif olacak.
Günü kotaracak ve inanılmayacak. 
İşte bunların hepsinin yolu da çağdaş ve laik bir eğitimden geçiyor.