Bursa Hakimiyet

Kandiliniz mübarek olmasın!

Yıllar boyunca hiçbir zaman geri adım atmayan, Mehter Takımı’nı “Hep 2 ileri, bir geri olarak” dillendiririz. Günlük dilimize yerleşmez bu ve buna benzer çok sayıda “yanlışı, doğru kabul edip, kullandığımız” deyim veya kelime vardır...
Bunlardan bir tanesinin de “Kandiliniz mübarek olsun”  sözü olduğunu daha yeni öğrendim. Yapı Kredi Bankası eski Genel Müdür Yardımcısı Mümtaz Erdoğan dostumdan bir mail aldım. TURSAB’ta yöneticilik yapan Süha Uyar bu konu ile ilgili bir bilgilendirme notu göndermiş. Meğerse bugüne kadar hep yanlış yapmışız...
Konuyu size Süha Uyar’ın notundan şöyle özetleyebilirim:
“Mevlit kelimesi, doğum, doğum zamanı, doğum yeri anlamına gelen bir kelime. Arapça “ve-le-de” kökünden türetilmiş olup Rasulullah (s.a.v)’in doğumuna, bununla ilgili yapılan merasimlere, yazılan eserlere ve Rasulullah (s.a.v)’in doğduğu eve de “Mevlit” denilmektedir. Halk arasında yanlış olarak “Mevlud” ve “Mevlüt” şeklinde de kullanılmaktadır...
Sünnî Müslümanlarda ilk Mevlit merasimi, Hicri 604 yaklaşık 1207 yılında, Selahaddin Eyyubî’nin eniştesi ve Erbil Atabeği Melik Muzafferuddin Gökbörü tarafından tertiplenmiştir. Muzafferuddin, çevre bölgelerden fakıh, sûfi, vaiz ve diğer âlimleri Erbil’e çağırır ve kutlamalar gayet görkemli bir şekilde cereyan ederdi. Daha sonra yüce peygamberin doğum yeri olan Mekke’de de Mevlit merasimleri tertiplenmeye başlanmıştır...
Türkler’de ise dini günler ve bayramlar İstanbul’a yerleşildikten sonra saygı ve sevinçle karşılanarak yaşanmaya başlandı  ve zamanla gelenek halini aldı.  Merasimler, belirlenmiş teşrifat kaidelerine uygun olarak önce Topkapı Sarayı’nda tertiplenir sonra Ayasofya Camii’nde devlet erkânıyla birlikte halkın da katıldığı merasimlerle son bulurdu. Mevlit törenlerinde kandil yakılması ise 1588 yılında resmi olarak Sultan 2. Selim’in oğlu Sultan 3. Murat ile başladı.O tarihlerde Mevlit gününün ve kutlanan veya anılan diğer dini günlerin halka duyurulması için yeterli ve yaygın iletişim araçları olmadığı için minarelerde ve mahyalarda kandiller yakılırdı. Yanan yağ kandillerini gören halk  birbirine sorardı ‘Bu ne kandili?’ diye. Cevapları ‘Mevlit kandili, Regaip kandili, Miraç kandili, Berat kandili, Kadir gecesi kandili’ olurdu. Kandil kelimesi ise Türkçemiz dahil tüm dillerde ‘içinde kalitesiz zeytinyağı yakılan aydınlanma aracı’ nın adıdır. Kökeni latince...”
Bugüne  kadar biz hep kandili bir kutsal gün olarak kabul etmişiz. Halbuki kutsal olan günün kendisi. Kandil sadece bir dönemlerin duyurma aracı. Özetle anladığım kadarıyla  bizler “Kandiliniz kutlu olsun” değil “Mevlit Gününüz kutlu olsun” demeliymişiz...