Bursa Hakimiyet

Kelaynaklar, Yılmaz Ailesi ve Sütaş

Sütaş, yani Türkiye’nin Sütçüsü, 40. yılını dün düzenlenen toplantılarla kutladı.
Bu toplantılarda İstanbul’da Sütaş Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Yılmaz’ın katıldığı toplantı canlı olarak Bursa ve Aksaray’a da aktarıldı.
Bursa’da  Hilton Oteli’nde rahmetli Sadık Yılmaz’ın kızı ve Muharrem Yılmaz’ın kardeşi Mürvet Tezel ve eşi Sütaş Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Tarık Tezel’in ev sahipliğindeki toplantıda, İstanbul’a soru sorma olanağı da oldu.
Ayrıca aynı sistem Aksaray’da da kuruluydu.
Sütaş, bu tür basın toplantılarında bir ilki de gerçekleştirmiş oldu.
Öncelikle Sütaş’ın 40. yaşını kutluyorum.

SÜTAŞ’IN 
KISA ÖYKÜSÜ


Sadık Yılmaz, 1958 yılında Karacabey Harası’nın süt ihalesini aldı. 20 yıl boyunca burada sütçülük yaptı. 1968 yılında şimdiki Sütaş Fabrikalarının olduğu yeri alıp, imalathaneye çevirdi. 
Böylece kaşar üretimine de başlanmış oldu. Türkiye’de ilk kiloluk kaşar Sütaş’ın bu tesislerinde üretildi. 1961’de İstanbul’da, Beşiktaş ve Aksaray pazarlarında, “Yılmaz Kaşarları” adıyla satış yaptı. Türkiye’de Migros’a ilk kaşar satışını Sütaş yaptı. 1974’te şirketleşmeye gitti. 1975’te ilk makineleri alıp bugünkü fabrikaların ilk adımlarını attı.
1975’te günlük süt işleme kapasitesi 5 ton olan Sütaş, bugün Karacabey tesislerinde, günde 1.200 ton, Aksaray tesislerinde, günde 1.300 ton olmak üzere günlük toplam 2.500 ton süt işleme kapasitesine sahip.

YILMAZ’DAN NOTLAR

Bundan 40 yıl önce 1975 yılında Sadık Yılmaz’ın hayalleri ile çıkılan yolculukta, Sadık Yılmaz’ın çocukları onun hayalini gerçekleştirerek, Karacabey’de doğan Sütaş’ı; Türkiye’nin Sütçüsü yaptılar. 
Muharrem Yılmaz’ın deyimiyle “Küçük imkanların, büyük hayallerin markası Sütaş” oldu. 
Sütaş bilindiği gibi son 10 yılın sektör lideri konumunda.
Sütaş, geçtiğimiz yıl 2.2 milyar TL ciro yaparak, Türkiye’nin ilk 100 büyük kuruluşu arasında 53. sırada yerini aldı.
Pazarın yüzde 16’sına sahip Sütaş, günde 3.5 milyon ürünü tüketiciyle buluştururken, dakikada 2 bin 500 Sütaş ürünün açılmasını sağlıyor.
Muharrem Yılmaz, 35. yılda koydukları hedefi yakalayarak, kurumu ikiye katladıklarını ve 45. yıldaki hedeflerinin ise bu sürdürülebilir büyüme ile 2 milyar dolarlık bir ciro olduğunu sözlerine ekledi. 
Yılmaz, bu büyüklüğe erişildiğinde dünyadaki ilk 25 firma arasında yer alacaklarını da belirtti. Bugün 10 haneden 8’ine Sütaş ürünü girmekte.
Sütaş, bu başarıyı ailesinin ferdi saydığı 4 bin 800 çalışanıyla gerçekleştirdi.

Sütaş’ın 40. yılını kutladığı gün güzel bir tesadüf olarak benim doğum günümdü. 
O toplantıda Mürvet ve Tarık Tezel bana bir sürpriz yaparak, bir doğum günü pastası kestiler. Kendilerine teşekkür ediyorum.

KELAYNAKLAR VE SÜTAŞ

“Geronticus eremita” yani bildiğimiz adıyla kelaynak kuşları. Dünyada nesli tükenmek üzere olan kuşlar arasında kelaynaklar ilk sıradadır. Ülkemiz bir şeyin neslinin tükenebileceğini kelaynaklarla öğrendi.
Kelaynaklar, şu an itibariyle dünyada sadece Fas ve Türkiye’de koloni halinde yaşamaktadırlar. Fas’takiler 200 civarında, Türkiye’dekiler (Birecik ilçesinde) 50 civarındadır.
Ona tarihte  ilk kez Eski Mısırlılar’ın hiyerogliflerinde rastladık. Avrupa Alpleri’nden 400 yıl önce kayboldular. Kitle halinde yok oluşlarının mimarı zirai ilaçlar, özellikle DDT oldu.  
Şu anda sayılarının 100’ün altında olduğu sanılmaktadır. 
Bu konunun kelaynaklarla ne alakası var, diyebilirsiniz.
Şu alakası vardır.
Nasıl kelaynaklar korunmalı ise, Sütaş’da korunmalıdır.
Neden mi?
Bursa’nın ulusal markalarına bir göz atın. Çoğu yabancı yatırımcıların eline geçti.
Ama Sütaş, bir elin parmaklarını geçmeyecek birkaç Bursa şirketi gibi yüzde 100 Bursa sermayesi ile ulusal ve uluslararası platformda kentimizi temsil ediyor.
Bu nedenle Sütaş korunmalı ve ona sahip çıkılmalıdır. Aynen kelaynaklar gibi.