Bursa Hakimiyet

KPGM araştırma sonuçları

Bu verilerden bazılarını Türkiye’nin Detroit’i olarak kabul edilen kentimizde sizlerle paylaşmak istiyorum...
Bu yılki araştırma için, sektördeki otomobil üreticileri, tedarikçileri, bayiileri, finansman sağlayıcıları ve ilk kez mobilite (hareketlilik) servis sağlayıcılarını içeren dünyanın lider otomotiv şirketlerinden 200 üst düzey yönetici ile görüşülmüş...

Elektrikli ve hibrit araç konusundaki görüşler şöyle: “Yanıt verenlerin yüzde 50’si hibritleri en iyi orta vadeli çözüm olarak görüyor. Yüzde 20’si 2025’te tüketici talebinin yakıt pilleri için bataryalı elektrikli araçlara (yüzde 16) göre daha yüksek olacagına inanıyor. TRIAD (ABD, AB ve Japonya) ve BRIC (Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin) pazarlarında 2026’ya kadar 9-14 milyon yeni elektrikli araç ruhsat almış olacak…
Elektrikli araçlar 2025 yılından önce tescil edilen yıllık küresel araç sayısının yüzde15’ini geçmeyecek. Yakın gelecekte ise hibrit otomobiller sadece bataryadan güç alan araçlardan daha popüler olmaya devam edecek. Zaman içinde, özellikle BRIC ülkelerinde, yakıt pilli araçlar, bataryalı elektrikli araçlardan daha çok gelecek vaat eden bir seçenek olarak görülüyor.” Teknolojinin otomobile adaptasyonu, özellikle BT’ nin (Bilgisayar Teknolojileri) uyumu şöyle özetleniyor:

“Gelecek nesiller araçları ve BT çözümleri arasında simbiyotik bir ilişki kurulmasını talep ettiği sürece, içerisinde bağlantı hizmeti olan araçlar yollardaki sıradan görüntülerden birisi haline gelecek…”
BAZI RAKAMLAR
Küresel otomotiv pazarı 2016’ya kadar yüzde 20 ile 30 oranında üretim fazlası verecektir…
2011 yılında Çin’in kullanılmamış 6 milyon birim kapasitesi olduğu tahmin edilmektedir. Bu rakam Alman otomobil pazarının iki katına eşittir…
2016’ya kadar küresel üretim hacmi 100 milyon taşıtı aşacaktır. Bu da beraberinde tüketim  fazlası hayalet araçları getirecek…
DEĞİŞEN TÜKETİCİ DAVRANIŞI
Tüketicilerin davranışları süratle değişmekte. Özellikle genç kuşak tüketici davranışı bunun temelini oluşturuyor. Değişen tüketici davranışları, şöyle özetlenebilir: “Dünya, araç sahipliği modelinden araç kullanıcılığı modeline geçiyor. Müşteriler evde, işte veya akıllı telefonlarında aldıkları hizmetlerin aynısını arabadayken de almak istiyor. İnsanlar evde ve ofiste eriştikleri bağlanabilirliğin aynısına hareket halindeyken de erişmek istiyor. Akıllı telefonunun, tablet ya da dizüstü bilgisayarının veya diğer şahsi eşyalarının markasını daha çok önemseyen genç olmaktan çıktığı artık bilinen bir gerçek. Gelecekte A noktasından B noktasına, mutlaka bir otomobil sahibi olmak zorunda kalınmadan, bireysel olarak ulaşabilme imkanının varlığı önemli olacak.”
ÇEVRE DUYARLILIĞI
Özellikle genç kuşakta çevre duyarlılığı ve bilinci çok gelişmiş durumda. Bu nedenle onlar çevre konusuna bakışı şu cümlelerle ifade ediyor:
“Yakıt verimliliği ve çevreyle dost teknoloji en önemli ürün özellikleri olarak görülüyor.”
En çarpıcı ifade ise şu cümlelerde bulunuyor:
“Daha hızlı, daha yüksek, daha ileride değil; ama daha güzel, daha emniyetli ve daha yeşil!”
SONUÇ
KPMG’nin 2012 araştırmasına katılanlar, gelecek beş yıl içerisinde pazar paylarını artırma olasılığı en yüksek olan OEM’lerin Avrupa ve Asya’da yer alan OEM’ler olduğuna ve şu anda tartışmasız lider olan Volkswagen’in hızlı büyüme oranını koruyacağını söylemektedir. Diğer değerlendirmeler ise şöyledir:
“Yükselişini sürdürmekte olan Kore devi Hyundai/Kia ve birinci sınıf otomobil üreticisi Alman BMW ise Volkswagen’i yakından takip etmektedir. Büyük ihtimalle Japonya’yı 2011’de vuran ekolojik felaketler nedeniyle, katılımcıların yarısından azı Volkswagen’in en güçlü rakibi olan Toyota’nın pazar payını artıracağını düşünmektedir. En hızlı büyüyen on üreticiden yedisi Asya’dandır ve bu yedi üreticinin arasında dördü Çin’de ve biri Hindistan’da (Tata Motors) olmak üzere gelişen beş pazarın temsilcileri de yer almaktadır. Listede ABD OEM’leri arasında en üst sırada yer alan Ford sekizinci sırada yer almaktadır ve General Motors’un mütevazı bir büyüme göstermesi beklenmektedir. Ancak 2011 ve hatta 2010 araştırma sonuçlarıyla kıyaslandığında Amerikalı üreticilerin daha iyimser olmak için dayanakları olduğu görülmektedir...”

SONSÖZ
Sürdürülebilir büyümeye giden yolu inovasyonlar açacak. İnovasyonlara da en iyi diğer sektörlerle kurulan işbirlikleri sayesinde ulaşılabilir…