Bursa Hakimiyet

Kutuplaşmanın ilacı, uzlaşma

Tarhan Erdem kutuplaşmayı ”kişilerin, akıl terazisinde tartmadan, kendi görüşüne ve geçmişine uygunluğunu irdelemeden, siyasal liderinin her sözünü alkışlaması ve her yaptığını doğru görmesinin yurttaşlar arasında yaygınlaşması durumudur” diye tanımlamakta. Bu tanımlama bana göre sözünü ettiğimiz toplumsal kutuplaşma konusunun göbeğine oturmaktadır...
Kutuplaşma özünde bilindiği gibi, halkın ve devletin gücünü yok eder. Ülkemizde yaşanmakta olan kutuplaşmanın vardığı noktaları irdelemek ve doğuracağı sonuçları akılcı yöntemlerle değerlendirmek gerekmektedir...
Ülkemizin yakın tarihine göz attığımızda çeşitli kutuplaşmaları görürüz.  1980 öncesi dönemdeki sağ-sol kutuplaşması bunun en belirgin örneğidir. Yıllardan bu yana ülkemizde çeşitli ideolojilerin adı altında çok sayıda insan kategorize edilmiş, birbirine zarar vermiş, fikrini benimsettirmek için cinayetler işlemiş, tamiri mümkün olmayan acılar yaşatmıştır...
GÜNÜMÜZDE KUTUPLAŞMA
Günümüz Türkiye’sinde giderek artan “Türk-Kürt ayrımcılığı” ve “Müslüman-Laik ayrımcılığı” en belirgin kutuplaşma örnekleridir. Ayrıca, toplumumuz “Alevi-Sünni ayrımcılığı” gibi çok tehlikeli bir ayrımcılığa da gebe görünmektedir...
Bu arada AKP ve CHP arasında, ideoloji ve söylemlerden uzak,  kaba tabiriyle mahalle kavgası diye tanımlanabilecek tartışmalar, siyasete zarar verip, siyasetçiye güveni azaltırken, kutuplaşmayı da derinleştirip, artırmaktadır...
Buradaki temel sorun toplumun “hoşgörü ve uzlaşma kültüründen uzak olması” sorunudur. Bizler toplum olarak tartışmayı bilmediğimiz için, tartışırken kavga ederiz. Sanki konuşulan her şey bize yöneliktir. Tartışmanın belirli bir düzeyde yapılmadığı, hoşgörünün ve karşı fikri dinleme, onu benimsemese de, farklı fikirlere saygı duyma kültürü yoksunluğu; uzlaşma kültürünü de ortadan kaldırmaktadır...
Özünde uzlaşmayı karşılıklı konuşma ve dinlemeyi bilenler başarabilir. Napolyon bir söyleminde şöyle der:
 “Her şeyi konuşabilen insanlar, her şeyin üstesinden gelebilirler.”
SONSÖZ
Evet, şu cümlede sanırım herkes birleşecektir:
“Devlet, özellikle Türkiye gibi zengin kültürel ve toplumsal farklılıklar barındıran ülkelerde her bireyi sahip olduğu bütün kimliklerden bağımsız olarak, yok edilmez ve devredilemez haklara sahip eşit yurttaşlar olarak görmelidir.”
Bu yazıyı bir söz ile bitirmek istiyorum:

Bursa Demokrasi Hareketi ve CHP

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu bugün Bursa’da oluyor. Kılıçdaroğlu Bursa’daki bazı sanayi kuruluşlarını, BTSO ve Sönmez Holding’e ziyaret yaptıktan sonra akşam Hilton Otel’de Bursa iş dünyası ile buluşacak...
Hilton Oteli ’ndeki bu toplantıya Bursa Demokrasi Hareketi de davet edildi...
CHP Bursa Milletvekili Sena Kaleli, CHP İl Başkanı Metin Çelik ve Denizhan Sezgin , Abdullah Biçen’ ziyaret edip, bu toplantıya arkadaşları ile birlikte davet ettiler...
Biçen, arkadaşları ile görüştükten sonra 25 kişilik bir grupla bu toplantıya katılmaya karar verdi...