Bursa Hakimiyet

Lale Karabıyık ile sohbet

CHP Bursa Milletvekili Prof.Dr. Lale Karabıyık ile dün uzun uzun söyleştik. 
Kendisi siyasetçi bir aileden  geliyor. İki amcası ve bir akademisyen yengesi  milletvekili olan bir aile. 
Özünde Lale Hoca’nın akademisyen olmasındaki  etkenlerden biri de akademisyen ve milletvekili olan annesi gibi sevdiği aynı zamanda da  manevi evlatları olduğu yengesi ve amcası. 
Lale Hoca hep siyasetçi bir aile içinde olduğundan sürekli geleni gideni bol olan bir evde yaşadı. Sürekli vatandaş sorunları dinleyen amcaları ve yengesinin yanındaydı. 
Çocukluğunda seçim sandıklarından çıkan sonuçları hararetle amcaları ve yengelerine getirdi. 
Ailesi 50’li yıllardan beri Bilecikli annesi ise Filibe göçmeni. 
Karabıyık’a neden siyasete girdiğini sorduğumda şunları söyledi:
“Ben de yengemin etkisi nedeniyle akademisyen oldum. Bu beni çok mutlu etti. Gençlerle olmaktan çok mutluyum. Onların yaşamlarına dokunmak beni çok mutlu ediyor. Bir pozitif ayrımcılık gerekiyorsa, ben gençlerden yana yaparım. 
Öğrencilerimle hiç hoca öğrenci olmadım. Bir abla, bir anne gibiydim.   Hep yönetici olduğum için siyasetten uzak kaldım. 
2011 seçimlerinde ilk kez siyasete başladım.  Eğitimini gördüğüm alan gereği  ekonomik bağlamda bir piyasa yorumcusu oldum.  Sürekli köşe yazıları yazdım. Çeşitli STK’lara ekonomi danışmanlığı yaptım. Bu bana sanayinin de nabzını tutma fırsatı verdi.  Ekonomi alanında STK’lara çok sayıda konferans verdim. 
Tüm bunların dışında esas siyasete atılma sebebim,  bir uzman olarak gördüğüm  ekonomik datalarla, siyasilerin sürekli yaratmaya çalıştıkları algı ve tablonun farklı olduğunu görmek oldu.  
Diğer bir etken de sorunları görüp, çözümü noktasında bir akademisyen olarak yer alamamaktı. Tek çare de siyasete girmekti.”

Turgut Özal, Özdilek ve bir anı

Ekim 1987’de dönemin başbakanı Turgut Özal, Bursa ziyareti sırasında Özdilek’i ziyaret eder. Bu ziyarete o dönemler yeni kurulmuş olan Demirtaş Sanayicieri Derneği yöneticileri de katılırlar.
Turgut Özal, dönemin bakanları Hüsamettin Örüç ve Kurtcebe Alptemoçin, DSD’li sanayiciler Sabri Öztürk, Timur Noyan, Celal Beysel, Fahrettin Gülener,Atilla Parlamış ve Mustafa Barutçuoğlu da oradadır.
Bir ara Turgut Özal, Hüseyin Özdilek’i yanına çağırır ve şöyle der:
“Bak Hüseyin, rakibinin nefesini ensenin kökünde hissetmezsen her zaman şımarırsın.”
Dün Sateks’in sahibi Sabri Öztürk ile konuşurken, bu anısını anlattı. Paylaşmak istedim. Belki gündeme uygun bir sözdür.