Bursa Hakimiyet

Mesleki erozyon ve güvenin erozyonu

Değişim ve dönüşüm küresel bazdan tutun da, yerel baza kadar sürekli devam ediyor. Genel eğilim, değişim ve dönüşümün bilim, çağdaşlık ve gelişmişlik düzeyinde olmasını arzu etse de, farklı boyutlarıyla da karşılaşıyoruz.
Ben bugün sizlere mesleki erozyon ve onun getirdiği güven kaybından söz etmek istiyorum.
Erozyon, diğer adıyla aşınım, yer kabuğunu üzerindeki , başta  toprak olmak üzere türlü dış etkenlerle aşındırılıp, yerinden koparılması, bir yerden başka bir yere taşınması ve biriktirilmesi olayıdır.
Bu toprak bazlı tanımı mesleğe en
dekslediğimizde her meslek grubunun türlü dış etkenlerle aşındırılıp, yerinden koparılması ile karşı karşıyayız. Sizlere birkaç örnek vererek ne demek istediğimi biraz daha açıklamak istiyorum.
Bakın bir mimarın çizdiği, üç ayrı mühendisin (elektrik, inşaat, makine) onayladığı ve kendi projelendirmelerini yaptığı, ardından da bir müteahhidin yaptığı; belediyeden oturma müsaadeleri alınmış binlerce bina bu ülkede defalarca depremlerde yıkıldı.
Bakın bir haberi iki ayrı gazeteci ve televizyoncu izliyor. Özünde 5 N, 1 K kuralına göre objektif biçimde verilmesi gereken bu haberi sizler iki farklı gazetede ve iki farklı televizyonda birbirine zıt haberler biçiminde görüyorsunuz.
Yargıda bir gün ağır biçimde suçlanan kişiler, bir süre sonra serbest bırakılıyor. Kimin suçlu, kimin suçsuz olduğu konusunda bir karar veremiyorsunuz.
Siyasilerimiz, iktidarından, muhalefetine, bir gün göklere çıkardıkları insanı/insanları; bir süre sonra yerin dibine sokuyorlar.
İktidarından, muhalefetine kadar herkes, uzmanlık alanları ve meslekleri yok sayarak her konuda adeta ahkam kesiyor. 
Evet, bu örnekleri her meslek grubu için çoğaltmak mümkün.
Pekiyi bu ve benzeri olaylar birikince ne oluyor? İşte mesleklerdeki erozyonlar başlıyor. Mesleki erozyonların birikimi ise mesleklere güvenin erozyonunu getiriyor.
Peki mesleklere güvenin erozyonu neyi getiriyor? O da beraberinde her bağlamdaki kurum ve kuruluşa karşı bir güven erozyonunu getiriyor.
Bu noktada en büyük görev siyasilerin, akademik odaların, her türlü meslek örgütüne ve onların söylemlerine düşüyor.
Arkadaşlar erozyon öyle bir şeydir ki, bugün hoşunuza gider, yarın içinde kalıp, sürüklenip gidersiniz.

Yıldırım’da Doğanbey II olmasın

Bursa’da kentsel dönüşüm dendiğinde aklımıza ilk Doğanbey deneyimi geliyor. Bu herkesi derinden yaralayan ve hayal kırıklığı yaratan deneyimin üzerine, devamında kentsel dönüşüm olan her projeye kafamızda soru işareti ile bakıyoruz.
Her ne kadar şimdiden konuşmak erken olsa da dileğimiz Yıldırım’da Doğanbey II’yi görmemek. 
Biz Nasrettin Hoca gibi testi kırılmadan uyarımızı yapalım.
Bunları neden yazdım?
Yıldırım Belediye Başkanı İsmail Hakkı Edebali, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Altyapı ve Kentsel Dönüşüm Hizmetleri Genel Müdürü Vedad Gürgen ile Yıldırım Kentsel Dönüşüm Projesi Master Planı protokolünü imzaladı.
Yıldırım Belediye Başkanı İsmail Hakkı Edebali de  törende şunları söyledi:
“Çalışmalarımızı hemşehrilerimizin taleplerini göz önünde bulundurarak hızla geliştirdik. Her fırsatta başta Çevre ve Şehircilik Bakanımız İdris Güllüce olmak üzere Bakanlığımızın her birimiyle çalışmalarımıza yön veriyoruz. Bizlerden ilgi ve desteğini esirgemeyen Altyapı ve Kentsel Dönüşüm Hizmetleri Genel Müdürü Vedad Gürgen yoğunluğuna rağmen Yıldırım’a gelerek 2 gün boyunca yol haritamızı yerinde inceledi. Kendisine teşekkürlerimi sunuyorum” 
Yukarıdaki girişi bunun için yazdım. Çünkü, Bursa’da aklı selim sahibi herkesin ortak dileği ikinci bir Doğanbey deneyimini yaşamamak.
Bakalım Edebali’den nasıl bir kentsel dönüşüm çıkacak?