Bursa Hakimiyet

Ne güzel bir Türkiye!

Evet, ne olduysa 7 Haziran seçimlerinde oldu. Kimine göre millet, kimine göre halk gitti oyunu verdi. 
Tarih 8 Haziran sabahını gösterdiğinde sanki başka bir ülke uyanıyor gibiydik. 
Sanki her şey ve her yer sütliman. Sessizlik ve sakinlik hakimdi. Uzunca bir süredir görmediğimiz ve çok özlediğimiz dinginlik vardı.
İnsanın içinden “Her ay seçim olsa ve sonuçları böyle çıksa.” diyesi geliyor.
İki yıldır 3 seçim sürecinde devam eden o gergin ortam yerini ılıman bir siyasi ortama bıraktı. 
“Ne miting var, ne mitinglerde birbirlerine hakaret yağdıran siyasi liderlerimiz.”
“Ne sürekli ortamı geren söylemler ve o söylemlere verilen yanıtlar var.”
“Ne adı sözde dördüncü kuvvet olan medyamızın gazete manşetlerinde, televizyon ekranlarında ortamı daha da geren yorumlar, ne de aynı olayın birbirine tezat iki farklı anlatımı var.”
Hayret ediyoruz. Ne kadar ‘olgun bir siyasi ortamımız varmış’ diyoruz.
***
Ne ilginç bir ülkede yaşıyoruz. Uzun yıllardır ülke “korku ve gerginlik” üzerine yönetilmiş. II. Dünya Savaşı boyunca “savaş korkusu”, ardından “komünizm korkusu”, sonrasında “terörizm korkusu”, bir dönem “irtica korkusu”, bir başka dönem “din elden gidiyor” ve de “ülke bölünüyor” korkusu.
Maslow teorisi veya ihtiyaçlar hiyerarşisi teorisi, ABD'li psikolog Abraham Maslow  tarafından 1943 yılında yayınlanmış bir çalışmada ortaya atılmış ve sonrasında geliştirilmiş bir insan psikolojisi teorisidir.
Maslow,  teorisinde bir piramit örneğinden hareket eder. Bu piramitin en geniş ve en altında temel ihtiyaçlar vardır. Bu temel ihtiyaçların ilki fizyolojik ihtiyaçlar(yeme-içme v.b.), ikincisi ise güvenlik ihtiyacıdır.
Temel ihtiyaçların üzerinde psikolojik ihtiyaçlar bantları ve onun da üzerinde en tepede geliştirilecek ihtiyaçlar bulunur.
Bu temel ihtiyaçlar yani fizyolojik ihtiyaç ve güvenlik ihtiyacı olmazsa olmazdır. Siyasi ortamın dönem dönem yaydığı çeşitli korkular en temel ihtiyacı tehdit eder. Bu da beraberinde gerilim ve korku getirir.
***
Şimdi, bir biçimde seçmenin ortaya koyduğu meclis tablosu ve siyasilere verdiği mesajlar siyasileri zorluyor. 
Tartışma kültürünün gelişmediği toplumumuzda, seçmen siyasilerde tartışmanın ötesinde bir uzlaşı kültürü beklediğini dile getirdi. Bu elbette kolay bir şey değil. 
Ama her bağlamda uzlaşıya gereksinimi olan toplumumuzda, siyasilerin özellikle de liderlerin egolarını biraz kenara bırakarak, ortaya koyacağı ülke çıkarları için uzlaşmaları topluma gösterecekleri çok önemli bir model olacaktır.
Dileğim bu iradeyi halkın görev verdiği iki büyük partinin gerçekleştirmesidir.