Bursa Hakimiyet

Polisimiz bir yaş daha aldı

1845 yılının 10 Nisan günü. Eskilerin deyişiyle 12 Rebiü'l Evvel 1261 günü. O güne kadar zabıta olarak adlandırılan teşkilat, polis adını alır ve Emniyet Teşkilatımızın kuruluş yıldönümü olarak o günü kutlarız...
Dünyanın en zor mesleklerinden biri olan polislik mesleği genelde toplum içinde pek sevimli bir algıya da sahip değildir. İnsanlar polislerden uzak durmaya çalışırlar. Polise çok yakın olan insanlar toplumda farklı algılanır...
Kuşkusuz darbelerle geçen yakın tarihimizdeki gelişmelerden polis teşkilatımız da nasibini almıştır. 1980 öncesi Pol-Der ve Pol-Bir olarak adeta ikiye bölünmüş teşkilatımız, günümüzde farklı söylemler de olsa kendini geliştirmiş, bireysel ve kurumsal gelişimini kamu kuruluşları içinde en üst düzeye çıkarmış bir kurum olarak karşımızdadır. Artık karşımızda akademik dünyayla yakın ilişkileri olan, aralarında akademik çalışmalar yapmış, çağı yakından takip eden, dil bilen  nitelikli insanlar bulunmaktadır. Özetle teşkilatımız kabuk değiştirmeye çalışmaktadır...
Böyle bir ortamda toplumun polis algısı ile ilgili değerlendirmeleri yaparken, bazı konuları göz önünde bulundurmalıyız...
Türk polisi uzaydan gelmemiştir. Yurtdışından da ithal edilmemiştir. Teşkilatın verdiği hizmet, outsourcing de yapılmamıştır. Polisimiz kendi içimizden çıkan insanlardan oluşmaktadır...
Polis dediğimiz insanlar, Ayşe Teyze'nin oğlu, Fatma Abla'nın kocası, Ahmet'in kardeşi, Yılmaz Amca'nın kızı, Hulki Ağabey’in eşidir. Polis Okulları'nda, Polis Koleji'nde okuyan çocuklar da çocuklarımızdır. Onları bu gözle görmemiz, içimizden biri olduklarını unutmamamız gerekmektedir...
Onlar gecelerini, gündüzlere katarak bizlerin huzurlu bir ortam içinde yaşamasını sağlamaya çalışmaktadır. Binlerce insanın görev yaptığı teşkilatın içinde, yanlış işler yapan yok mudur? Kuşkusuz insan faktörünün olduğu her yerde, yanlışlıklar da yapılır. Önemli olan birkaç olumsuzluğa bakarak, tüm kurumu suçlamamaktır...
Polis Teşkilatımıza, nice yaşlar diliyorum...



Orçun İlter ve mask

Sanatçı bir anne, baba ve sanatçı bir çocuk. Orçun İlter güzel sanatlar alanında çok ciddi, ulusal ve uluslararası bir eğitim gördü. Son yıllardaki çalışmalarında ağırlıklı olarak masklar üzerine yoğunlaştı...
Yirmi yıla yaklaşan sanat yaşantısı içinde 8 kişisel, 14 karma sergide yer aldı. Geçtiğimi yıllarda yaptığı maskları büyük bir keyifle izlemiştim...
Şimdi Sevgili Orçun İlter, Maskelerin Sırrı isimli yeni sergisini Devlet Güzel Sanatlar Galerisi'nde açtı. Sergi 17 Nisan'a kadar izlenebilecek...
Orçun İlter'i kutluyorum...