Bursa Hakimiyet

Rappelz oyunu ve Kaos teorisi

Rappelz, Koreli bir şirket tarafından geliştirilen ve Kaliforniyalı bir şirket tarafından yayınlanan çok oyunculu online rol yapma oyunudur. Rappelz'de orta çağda geçmekte ve oyun senaryosunda 3 farklı ırk bulunmaktadır. Bunlar; Asura, Deva ve Gaia ırklarıdır. Bu ırklarında kendi içlerinde çeşitleri bulunmaktadır. Oyunda ırkını ve o ırktaki sınıfını seçip, oyuna katılabiliyorsun…
Evet, bunları neden yazdım?
Ülkemiz her bağlamda sıkıntılı bir süreçten geçiyor. Kutuplaşma dünya görüşü bazında, ırksal (etnik) bazda ve yoğun olarak kaşınabilir bir biçimde de mezhepsel bazda had safhaya doğru ilerlemekte. Bizleri yöneten liderlerimiz ise iktidarından, muhalefetine kadar adeta bu kutuplaşmayı körüklemektedir. Sanki aklı selimlerini ve ülke çıkarlarını bir kenara bırakmış sadece kendi tabanlarının sesine kulak verip, onların kulağına hitap etmektedir...
Bu ülkeyi yönetenler ve yönetmeye talip olanlar sadece kendilerine oy veren ve verecek olanları temsil etmeyeceklerdir. Başbakan, bakanlar hepimizin başbakanı ve bakanıdır. Onların her söylemlerinde bunu göz ardı etmemeleri gerekmektedir. Demokrasi çoğunluğun her istediğini yaptığı değil, çoğunluğa rağmen azınlık konumunda olanların her haklarının korunduğu bir sistemdir…
Kulluktan, yurttaşlığa geçişin kolay olmadığını anlayabilirim. Feodal yapının toplumun azımsanmayacak bir kesiminde de etkin olduğunu unutmayabilirim. Ama kısa sayılmayacak bir zaman oldu…

İNSANLARIN SEÇEMEYECEKLERİ

Ülkemizde yaşayan herkesin kulak ardı etmemesi gereken bir gerçeği içselleştirmesini arzulamaktayım. Bu gerçekte şudur:
“İnsan yaşamı bir Rappelz oyunu değildir. Yaşam bir oyun değildir. İnsanlar 3 şeyi seçemezler. Ebeveynlerini, ırklarını ve doğacakları vatanlarını. Bu temel gerekçelerden ötürü insanların doğdukları vatan, geldikleri ırk, dinleri ve mezhepleri onlara bir üstünlük veya bir zayıflık sağlamaz. Çünkü, insanların onları seçme şansları yoktur. Olaya böyle baktığınızda herkesi insan olarak görürüsünüz. Onları Türk, Kürt, Alevi, Sünni olarak kategorize etmezsiniz…”
Kuşkusuz bu kolay sahip olunacak bir paradigma değildir. Buna sahip olmak için yıkılması gereken birçok paradigma vardır…

KAOS TEORİSİ

Evet, dünya adeta bir kaos içinde. İçinde bulunduğumuz coğrafyada belki abartı diyeceksiniz ama kaosun merkezi gibi. Kaos günümüzde yapısal olarak bir fizik teorisi ya da matematiksel bir tümevarım değildir. O fiziksel gerçeklik parçalarının bir bütün olarak eğilimini açıklamaya yarayan bir yöntemdir. Aynen sigara dumanında olduğu gibi. Sigara dumanının dağılımı rastlantısal değildir. Birçok etken ve parametreye bağlı olarak dağılır. Bu girdiler o kadar çoktur ve o kadar değişkendir ki, incelemek ve net bir kanıya varmak imkânsızdır...
Kaos teorisinin önermelerine göz attığımızda şunları görürüz:
“Düzen düzensizliği yaratır. Düzenin anlayamadığımız hali(kaos) varsa ki (illa ki olmalıdır) bundan dolayı düzensiz diyemeyiz. Yani düzenin dışına çıkmak imkânsızdır. Düzensizliğin içinde de bir düzen vardır. Düzen düzensizlikten doğar. Yeni düzende uzlaşma ve bağlılık değişimin ardından çok kısa süreli olarak kendini gösterir. Ulaşılan yeni düzen, kendiliğinden örgütlenen bir süreç vasıtasıyla kestirilemez bir yöne doğru gelişir…”
Bu önermeler üzerine coğrafyamızda olup bitenleri değerlendirmeye çalışmalıyız. Belki o zaman ülkemizi daha farklı , daha iyi, geleceğe daha yatkın bir biçimde konumlandırabiliriz…

SONSÖZ

Bu yazıda soz sözüm veya bu yazıdaki son dileklerim şöyle:
“İnsanları seçemeyecekleri şeylerden ötürü yargılamayalım ve kategorize etmeyelim…”
“İyi bir yönetimin temel becerisi önündeki yerel, ulusal ve uluslar arası tehditleri iyi analiz edip, onları fırsata dönüştürme becerisinde yatar. Bunu becerebilen devlet adamları ve yönetimleri her zaman tarihin sayfalarında yer alır. Beceremeyenler ise unutulur gider…”