Bursa Hakimiyet

Sanatla tedavi ve bir sempozyum

Orta Asya döneminde kullanılan kopuz veya saz tedavi edici, iyi ruhları çağıran, kötü ruhları kovan önemli bir çalgı olarak kullanılırdı. Ayrıca Altaylar ve kuzeyinde davullar da hasta tedavisinde özellikle “şamanlar” tarafından kullanıldı...
İslam dini etkisi ile “Baksı” adını alan tedavi eden hekimler, Altay, Kaşgar, Kırgız Türkleri’nde, seans süresince müzik, şiir, taklit ve dansı sanatkar bir biçimde birleştirerek hastayı iyileştirmeye çalıştılar...
İslam Uygarlığı tarihinde Sufiler, akli ve asabi hastalıkların müzik ile tedavi edildiğinden söz ederler. Bu dönemde yaşamış büyük Türk-İslam alimleri ve hekimleri Zekeriya Er-Razi (854-932), Farabi (870-950) ve İbni Sina (980-1037) müzikle tedavinin bilhassa müziğin psişik hastalıkların tedavisindeki esasları kurmuşlardır...
İbni Sina (980-1037), Farabi’nin eserlerinden çok yaralandığını ve hatta musikiyi de ondan öğrenerek tıp mesleğinde uyguladığını ifade etmiş ve şöyle demiştir:
“Tedavinin en iyi yollarından, en etkililerinden biri hastanın akli ve ruhi güçlerini artırmak, ona hastalıkla daha iyi mücadele etmek için cesaret vermek, hastanın çevresini sevimli, hoşa gider hale getirmek ona en iyi musikiyi dinletmek ve onu sevdiği insanlarla bir araya getirmektir...”
Eğer yolunuz Edirne’deki Darüşşifa’ya düşerse, bundan yüzyıllar önce müzikle terapinin nasıl yapıldığının somut örneklerini görürsünüz...
Birkaç yüzyıl müzikle terapi konusu dünyada ihmal edilmiş bir konu olarak görülmektedir. Son çeyrek yüzyıldır, bu konu yine gündeme gelmiş ve bu alanda inter disipliner çalışmalar başlatılmıştır. Bu çok önemli bir gelişmedir...
Cumartesi ve pazar günü Nilüfer Dernekler Yerleşkesi’nde Uludağ Üniversitesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Aura Psikoterapi Sanatla Tedavi ve Eğitim Merkezi ve Türk Psikiyatri Derneği Bursa Şubesi işbirliğiyle gerçekleşen bir sempozyuma katıldım. “Sanatla Tedavi Yöntemleri” başlıklı sempozyum çok güzel geçti...
SEMPOZYUMDAN NOTLAR

Sempozyumun açılış konferansını Uludağ Üniversitesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı’ndan Prof.Dr.Selçuk Kırlı verdi. Bu toplantıda Arkayik dönemdeki sikkeler üzerindeki sembollerin anlamları ve toplum üzerine etkileri ile verilmek istenen mesajları aktardı...
Ardından “Önce Ses Vardı” adlı sunumuyla Klinik Psikolog Psikoterapist, Eğitimci, Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi, Aura Psikoterapi Sanatla Tedavi ve Eğitim Merkezi Kurucu ve Yöneticisi, Otistikler Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Yrd.Doç.Dr.Nevin Eracar ‘ı izledik. Onun sunumuna Bihter Yasemin Adalı, Zahit Harmanlı, Cem Ergin  ve Orkun Yontar da eşlik etti...
Ayrıca Ceyhun Atıf Kansu’nun kızı Bahar Gökler hoca da bizlere “Oyun ve Sanat”ı anlattı. AÜ’den Prof.Dr.Melike Güney de “Sanatta Bir Motif Olarak Kadın ve Bazı Psikiyatrik Yansımalar” başlıklı sunumu ile ağırlıklı olarak resim sanatındaki ünlü isimlerin resimleri üzerinden analizler yaptı. Sempozyum diğer oturumlar ve atölye çalışmaları ile devam etti...
SON SÖZ

Bu güzel etkinliğin hayata geçmesindeki katkılarından ötürü Uludağ Üniversitesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı’ndan Prof.Dr.Selçuk Kırlı,  Aura Psikoterapi Sanatla Tedavi ve Eğitim Merkezi Başkanı Yrd.Doç.Dr.Nevin Eracar ve Türk Psikiyatri Derneği Bursa Şubesi Başkanı Dr.İbrahim Karakılıç nezdinde emeği geçenleri kutluyorum...