Bursa Hakimiyet

Son kalemiz: Hayvancılık


Önce resmi rakamlardan söz etmek istiyorum:
“Türkiye İstatistik Kurumu, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı vasıtasıyla elde ettiği verileri incelediğimizde 2011 yılında bir önceki yıla göre büyükbaş hayvan sayısı yüzde 9, küçükbaş hayvan sayısının da yüzde 10 oranında arttığını görüyoruz. 2011 yılı sonu itibariyle toplam büyükbaş hayvan sayısı bir önceki yıla göre yüzde 9 artış göstererek 12 milyon 483 bin 969 baş olarak gerçekleşti. Büyükbaş hayvanlar arasında yer alan sığır sayısı yüzde 8,9 artarak 12 milyon 386 bin 337 baş oldu…”

BİR İNEĞİN GELİR VE GİDERLERİ
Hayvancılık çok meşakkatli bir uğraş. Özellikle de büyükbaş. Bakın size bazı reel rakamlarla bir ineğin getirisi ve götürüsünü aktarmak istiyorum…
Büyükbaşta sürü ortalamasına baktığınızda,  inek başına yaklaşık 22 litre süt verildiğini görüyorsunuz. Dolayısıyla bu sütü 0.9 liradan yaklaşık 20 lira bedelle satabiliyorsunuz. Bir inek günde 33-35 kilo karma yem yemekte. Yonca, fiğ, çayırotu, saman, slaj, arpa, kepek, mısır gibi ürünlerden oluşan karma yemin hayvan başına maliyeti  13 lira ortalamaya gelmekte. Geriye 7 lira kalıyor. Doğum öncesi hayvanı 2 ay kuruya çıkma tabiriyle dinlendiriyorsunuz. Ve yeni doğan bir buzağı yaklaşık 2 yıl (25 ay) sadece bakılıp, doğum yapacak hale geliyor…
Bunların hepsini göz önüne aldığınızda; 7 lirayla siz hem bunları karşılayacaksınız, hem de işletmenin maliyetini, personel giderlerini, enerji maliyetlerini, sigortaları ve vergileri ödeyeceksiniz…

DEVLET DESTEĞİ
Peki hayvancılık alanında devlet desteği yok mu? Yanıtı var ama işin işleyiş mekanizması şöyle:
“Devlet senede suni tohumlama koşuluyla doğan her inek için 300 TL ödüyor. Bunu alabilmek için Damızlık Birliği ve Süt Birliği’ne üye olmanız gerekiyor. Para sizin adınıza oraya gidiyor. Bu 300 liradan birlikler kendi paylarına düşeni alıyorlar. Suni tohumlamada tohum başına bu paradan 50 dolar kesiliyor. (eğer tutarsa, tutmazsa bir 50 dolar daha). Veterinerler Odası’na kayıtlı bir veterinere suni tohumlama için 80-100 lira arasında bir  para da, bu paradan gidiyor.  Özetle birlik payı, tohum parası ve tohumlama için veterinere harcanan para nerede ise verilen destekle karşılanmış oluyor. Üreticiye bir şey kalmıyor. Bu arada devlet litre başına süt için 6 kuruşluk da bir destek veriyor…”
Türkiye’de süt üretimi geçen yıl yüzde 11,2 artarak 15 milyon 56 bin 211 ton olarak gerçekleşti. Bu miktarın yüzde 91.67‘sini inek sütü, yüzde 5.93’ünü koyun sütü, yüzde 2.13’ünü keçi sütü ve yüzde 0.27’sini manda sütü oluşturdu…

DİĞER SORUNLAR
Bu arada bir başka konuda sağlıklı ürünlerin masamıza ulaşıp, ulaşmadığı. Ülkemizde hayvan sağlığının denetimini bakanlığımız yapmakta. Bakanlık hastalıklı tespit ettiği hayvanları, itlaf edip, bedelini üreticiye ödemek zorunda. Bu sistemin de maliyeti nedeniyle, çok sağlıklı çalışmadığı  söylenmekte...
Bir dönemler veterinerlere tohumlama başına verilen 25 TL yüzünden, bazı veterinerlerin bu konuyu istismar edip, haksız kazanç sağladığı tespit edilmiş. Şu anda bu uygulama yok. Hangi kentte olduğunu bilmiyorum ama bir günde 1500 tohumlama yaptığını (bu olanaksızın da ötesinde) iddia edip, bakanlık para alanlar olduğu konuşuluyor…
Bir de tüm büyükbaş hayvanlar diğerleri gibi kodlandığı için bunlar bir sistem içinde kayıt altında bulunmakta. Bu sistemde de havuzda bulunan bazı hayvanların, başka yerlerde gösterilip, çeşitli yolsuzlukların yapıldığı yine bazı illerde tespit edilmiş ve yasal süreçler başladığı dillerde dolaşıyor…

SONSÖZ
Burada size tüm sorunun devlette veya sistemde olduğunu söylemeyeceğim. İnsan faktörünün olduğu her yerde iyi, düzgün, doğru ve kayıt altındaki üretici, teknisyen ve bürokratlar olduğu gibi, istismar eden, yolsuzluk yapan, kayıt dışında rant elde etmeye çalışan insanlar da her kurum ve kuruluşta vardır…
Sanıyorum bu uzun süreçli ve yoğun emek isteyen ve doğrudan sağlığımızı ilgilendiren hayvan üreticiliği konusunun her şeyin ötesinde sağlıklı ve tüm paydaşlarının katıldığı ve görüşlerinin alındığı, bir uzun vadeli stratejik  plan çerçevesinde değerlendirilmesi, iyileştirilmesi veya gözden geçirilmesi gerekmektedir…
Hayvancılığımız bizim son kalemizdir. Bu kale hiçbir zaman kaybedilmemesi gereken bir kaledir. Hayvancılık konusu popülizm konusu olarak gündemimize gelmektedir. Kamu, sanayici, üretici ve birlikler hep kendi açılarından konuyu değerlendirmektedir. Halbuki burada hayvancılığın bir meslek olduğunun farkındalığı yaratılarak, meslek bilinci yaygınlaştırılmalı, dünya standartlarında üretim teknikleri ile bu iş yapılmalıdır. Burada bu alandaki tüm sivil toplum kuruluşlarının,(Ulusal Süt Konseyi, SETBİR ve diğerleri) , kamunun ve tüm paydaşların yarattığı sinerji bir araya getirilmelidir…