Bursa Hakimiyet

Türkiye Değerler Araştırması

Dünya Değerler Araştırması’nın öyküsü 1970’li yıllara kadar uzanır. Bu adı taşıyan ilk araştırma ise 1981 yılında yapılır. O araştırmaya 25 ülke katılır.  Ancak bu ülkeler arasında Türkiye yoktur.  1981 Araştırması, dünyada sadece akademik çevrelerde değil, siyaset ve iş dünyasında da önemli yankı yapar.  Çalışmanın verileri  yüzlerce kitap ve makaleye kaynak olur… 
Daha sonra Dünya Değerler Araştırması’nın ikinci turu 1990-91 yılları arasında yapılır.  Bu kez aralarında Türkiye’nin de bulunduğu  43 ülke vardır. Bu araştırma dünya nüfusunun %70’ini kapsama alanına alır. Sonuçta  dünyanın ilk küresel ve sürekli sosyal bilim araştırma projesi gerçekleşmiş olur. Süreç devam eder ve Dünya Değerler Araştırmaları 1996-98, 2000-2001 ve 2005-2007 yıllarında tekrarlanır.  Amerikan Siyaset Bilimi Derneği de, bu projeye “en değerli veri tabanı” ödülünü verir…

Dünya Değerler Araştırmaları’na paralel olarak ama ondan bağımsız bir şekilde yürütülen bir proje de Avrupa Değerler Araştırması’dır. Hem dünya, hem de Türkiye Değerler Araştırmaları’nın Türkiye’deki yürütücüsü ise, Bahçeşehir Üniversitesi ‘nden Prof. Dr. Yılmaz Esmer hocadır. Kendisi bu üniversitenin eski rektörüdür. Ülkemizin popüler ve uluslararası platformda tanınmış bilim insanlarından biridir. Kendisini ilgi alanımdaki çalışmalarından tanıyan bir kişi olarak geçtiğimiz hafta içinde Bahçeşehir Üniversitesi’nin DOSAB ve DOSABSİAD’la yaptığı MBA programının yemeğinde şahsen tanıştım. Dün de son yapılan Dünya Değerler Araştırması’nın Türkiye ayağının sonuçlarını Kervansaray Otel’de düzenlenen bir konferans ile Prof.Dr. Yılmaz Esmer Hoca açıkladı. Toplantı öncesi Bahçeşehir Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.Şenay Yalçın da bir konuşma yaptı…

Toplantı bittikten sonra da hocalar ve kentimizin yöneticileri ile birlikte olup, sohbet etme fırsatı bulduk…

TÜRKİYE DEĞERLER ARAŞTIRMASI SONUÇLARI

Türkiye Değerler Araştırması  1.605 örnekleme üzerinden,  yüz yüze görüşme yöntemi ile 54 il ve 128 ilçede 18 yaş ve üzeri nüfusta gerçekleştirildi. Çarpıcı bazı sonuçları sizlerle paylaşmak istedim:

*MUTLULUK, HAYATTAN DOYUM:

2001’de mutlu olduğunu söyleyenlerin oranı sadece yüzde 59 idi. Son araştırmada ise, mutlu olanların oranı yüzde 77 olarak bulundu. Başka deyişle, 10 yıl içinde, kendisini mutlu hissedenlerin oranı 18 puan artmış gözüküyor…

*GÜVEN:

Türkler, aileleri, yakınları ve birebir tanıdıkları dışında kalan insanlara güven duymuyor.  Ancak, 1990’dan bu yana, genel olarak insanlara güvenebileceğini söyleyenlerin oranı  yüzde 8 - yüzde 10 dolayında iken, son araştırmada bu oran yüzde 15 olarak ölçüldü.  Bu arada Silahlı Kuvvetler’e tamamen veya kısmen güvenenlerin oranı 1990’da  yüzde 91 iken, 2011’de yüzde 75…

*SİYASAL KATILIM:

 “Kesinlikle toplu dilekçe imzalamam” diyenler, 1990’dan bu yana ölçümlerin en yüksek düzeyine ulaştı. Kesinlikle imzalamayacaklarını belirtenler 1990’da yüzde  46, 2011’de yüzde 61…

*SAĞ-SOL İDEOLOJİ:

 Türk toplumunun ideolojik istikameti sağ.  2011 ise, kendisini siyasal yelpazenin sağında tanımlayanların en yüksek noktası oldu... 

*DEMOKRASİYE BAKIŞ VE “DEMOKRASİ AÇIĞI”:

Türkiye’de,  yüzde 63’lük bir oran “parlamento ile, seçimlerle uğraşmak zorunda kalmayan güçlü bir lidere sahip olmanın”  iyi olacağı görüşünde… 

*“ÖTEKİ”NE HOŞGÖRÜ:

“Komşu isteme/istememe” sorusu sorulduğunda  1990’dan beri yapılan bütün araştırmalarda olduğu gibi, eşcinseller (yüzde 84) birinci sırada. Onları AIDS’liler  yüzde 74, nikâhsız yaşayan çiftler yüzde 68, Tanrı’ya inanmayanlar yüzde 64, şeriat yanlıları yüzde 54  oranlarıyla izliyor.

*MİLLİYETÇİLİK:

 “Gerekirse ülkem için savaşırım” diyenlerin oranı, son beş yılda 11 puanlık bir düşüş göstererek, yüzde 97’den yüzde 86’ya indi. 

*DİNİ DEĞERLER:

Kendisini “dindar” olarak tanımlayanların oranı da, Avrupa ortalamasının üzerinde (yüzde 81). 

*KADINLARIN KONUMU, KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ:

Türkiye’nin yaklaşık dörtte üçü, ailenin reisinin erkek olması gerektiğini düşünüyor. (1996 yüzde 73 ve 2011 yüzde 74) “Kadın her zaman kocasına itaat etmeli, onun sözünden çıkmamalıdır”  ifadesini doğru bulnalar 1996’dan bu yana aynı ve yüzde 60’ın üzerinde. ”Bir erkeğin, birden fazla eşinin olması kabul edilebilir” diyenler 1996’da yüzde 10, 2011’de bu oran yüzde.  “Bazı kadınlar kocalarından dayak yemeyi hak ediyor” görüşüne katılanlar 1996’da yüzde 19 iken,  2011 bulgusu ise yüzde 30. 

*AİLE VE ÇOCUK:

Türklerin %95’i ailenin kendileri için çok önemli olduğunu söylüyor. %93’lük bir kesim de ailesine tamamen güveniyor. 20 yıldan beri, Türkiye’de, kamuoyunun sadece %8-10 dolayında bir bölümü, evliliğin modası geçmiş bir kurum olduğu düşüncesinde.
 
*SIKINTILAR, ENDİŞELER, BİREYSEL GÜVENLİK:

Yeterli yemek bulamayan yüzde 15, evinde güvenlikli hissetmeyen yüzde 12, ihtiyacı olan sağlık hizmetini veya ilacı alamayan yüzde 16, yeterli nakit bulamamak yüzde 32.
Evet, bu sonuçlara bir yorum yapmıyorum…