Bursa Hakimiyet

Türkiye’nin değerleri üzerine

Bu çalışma yani “Türkiye Değerler Atlası 2012” siyasetten ekonomiye, dini değerlerden kadın - erkek ilişkilerine, aile ve evlilik kurumundan değer ve kimlik yargılarına kadar pek çok farklı alanda 2011 ve 2012 yıllarında Türkiye çapında yürütülen araştırmaların verilerinden yararlanılarak hazırlanan bu alandaki tek kaynak olma özelliğini taşıyor…
Anımsarsanız Türkiye Değerler Araştırması’nın 2011 sonuçları Bursa’da Kervansaray Otel’de Yılmaz Esmer Hoca tarafından açıklanmıştı…

GÜVEN KONUSU
Türkiye, dünyada kişilerarası güvenin en düşük olduğu ülkelerden biri. Bu durum 1990’dan beri hiç değişmiyor. (Ancak 10 kişiden biri, genelde insanlara güvenebileceğini söylüyor) . Bu oran en düşük  Batı Anadolu ve Trakya’da (%7) ve en yüksek Orta Anadolu (%16)’da görülüyor. Türkiye’de insanların yaklaşık onda biri genelde insanlara güvenebileceğini söylerken, İskandinav ülkelerinde bu oran yüzde 80’lere yaklaşıyor. Kurumlara güven konusundaki veriler şöyle:
“Orduya güven 2008’den itibaren düşüş var. En son %76. TBMM’ye güven bugün, 1990 ile aynı noktada. (1990:%58; 2011-12:%58) . Hükümete güven 1996-2001 arasında dramatik düşüş. Sonra, bir artış trendi. (2001:%29; en son:%62). AB güven çok dalgalı. (1990:%36; En son:%39).”

TÜRK TOPLUMU VE DİN
Türk toplumu, Avrupa’nın, hattâ dünyanın en dindar toplumlarından biri olarak görülmekte. Dinin, Türklerin yaşantısında çok önemli yeri var. Büyük çoğunluk dini bu dünya ile değil, ölümden sonrası ile ilişkilendiriyor…
Türkiye, 47 Avrupa ülkesi içinde en sağda ülke konumunda. Türkiye 2011 ortalama puanı 6.4’tür. 47 Avrupa ülkesi içinde en sağda olan Gürcistan’ın puanı 6.3’tür.
Türk ve Müslüman kimliklerinin önceliği sorulduğunda, üçte iki çoğunluk Müslüman kimliğine öncelik veriyor. 1990’dan bu yana oran pek değişmiyor. Toplumun dörtte üçü Türk olmaktan “son derece gururlu”. Ancak bu oran bölgelere göre değişiyor…
Ülkemizin muhafazakarlık ölçeğine bakıldığında giderek artan bir oran görülmekte. 100 üzerinden Türkiye ortalamaları 1990 yılında yüzde 60.34, 2001 yılında yüzde 64.80 ve 2011 yılında da yüzde 63.00…
Yaklaşık her üç kişiden biri hem 30 gün oruç tutuyor, hem günde beş vakit namaz kılıyor. Kendisini “dindar bir kişi” olarak tanımlayanların oranı, son 22 yılda 10 puan kadar yükseldi…

KADIN ERKEK EŞİTSİZLİĞİ
Değerler açısından, Türk toplumunu Avrupa toplumlarından ayıran en önemli özelliklerden biri “Kadın-erkek eşitsizliği ve kadına biçilen toplumsal rol” konusunda. Inglehart ve Norris’in cinsiyet eşitliği ölçeğinde, Türkiye 60 ülke arasında 48. sırada. Toplumumuzda “erkekler kadınlardan daha iyi siyasetçi olur” görüşüne katılanlar yıllara göre 1996  yüzde 66, 2000 yüzde 62, 2006 yüzde 62 ve 2011  yüzde 71 oranında…
Kadınların yüzde 71’i “ailenin reisi erkek olmalı” diyor. Kadınların yüzde 59’u “kadın her zaman kocasına itaat etmeli, onun sözünden çıkmamalı” diyor. Bu oran İzmir’de yüzde 40, Doğu Anadolu’da yüzde 71. İşsizlik varsa, işe almada erkeklere öncelik verilmesini isteyenler Türkiye’de yüzde 60, Danimarka’da yüzde 2. Fransızların yüzde 36’sı Türkler’in yüzde 6’sı evliliğin artık modası geçmiş bir kurum olduğunu düşünüyor…

SONSÖZ
Evet, toplumumuzun değerleri yukarıdaki verilerde görülüyor. Sanırım bu yazıyı “Eğitim şart” diyerek bitirmeliyiz. Öncelikle de kadınlarımıza. Kadınlarımız bana gönül koymasın, biz erkekleri yetiştirenler annelerimiz. Hala Bursa’da dağ köylerinde yüzde 25 okuma yazma bilmeyen kadınlarımız bulunuyor…