Bursa Hakimiyet

Derviş'in hırkası askerin elbisesi

15 Temmuz, hepimizin malumu. İhanetin tavan yaptığı, kalitesizliğin nehirlerden okyanuslara aktığı, en yakınlarda bulunanların ve ibadet ettiği zannedilenlerin ihanet ettiği bir gün. 
Bu konu üzerinde sıkça duracağız. Çünkü organizasyon kalitesi, insan kalitesi, kalitesizliğin örnekleri ile dolu bir olay olduğu gibi, bir milletin kaliteli duruşunun neleri engellediğini ortaya çıkaran bir olaydır 15 Temmuz...
Derviş kılığındaki hainlerin ihaneti, asker kılığındaki zorbaların yaptığı zulümlerini, kalitesizliklerini ve tankın karşısında aslanlar gibi duran bir milletin kalitesini yazacağız. 15 Temmuz'u kalite penceresinden inceleyeceğiz, irdeleyeceğiz. Karakteri bozuk olanın kalitesinin olmadığını bir kez daha gördük 15 Temmuz'da...
TSE'de görev yapan mesai arkadaşımız Ali Bengi'nin sosyal paylaşım sitesinde paylaşmış olduğu bir hikaye ile konuya girmek istiyor ve taşları yerine yerleştirmenizi talep ediyoruz...
"Bir gün yaralı bir kuş Hz. Süleyman’a gelerek, kanadını bir dervişin kırdığını söyler.
Hz. Süleyman, dervişi hemen huzuruna çağırtır. Ve ona sorar;
“Bu kuş senden şikâyetçi, neden kanadını kırdın?” Derviş kendini savunur;
“Sultanım, ben bu kuşu avlamak istedim. Önce kaçmadı, yanına kadar gittim, yine kaçmadı. Ben de bana teslim olacağını düşünerek üzerine atladım. Tam yakalayacağım sırada kaçmaya çalıştı, o esnada kanadı kırıldı.”
Bunun üzerine Hz. Süleyman kuşa döner ve der ki;
“Bak, bu adam da haklı. Sen niye kaçmadın? O sana sinsice yaklaşmamış. Sen hakkını savunabilirdin. Şimdi kolum kanadım kırıldı diye şikâyet ediyorsun?”
Kuş kendini savunur.
“Efendim ben onu derviş kıyafetinde gördüğüm için kaçmadım. Avcı olsaydı hemen kaçardım. Derviş olmuş birinden bana zarar gelmez, bunlar Allah’tan korkarlar diye düşündüm ve kaçmadım.”
Hz. Süleyman bu savunmayı doğru bulur ve kısasın yerine getirilmesini ister.
“Kuş haklı, hemen dervişin kolunu kırın” diye emreder. Kuş o anda;
“Efendim, sakın öyle bir şey yaptırmayın” diyerek öne atılır. “Neden” diye sorar Hz. Süleyman. Kuş sebebini şöyle açıklar;
“Efendim, dervişin kolunu kırarsanız, kolu iyileşince yine aynı şeyi yapar... Siz en iyisi mi, bunun üzerindeki derviş hırkasını çıkarın... Çıkarın ki, benim gibi kuşlar bundan sonra aldanmasın.”
Derviş zannedilen, ama derviş olmadıkları ortaya çıkan, asker zannedilen ama asker olmadıkları artık belli olanların hırkaları ve askeri elbiseleri çıkarılmalı, kolları da, kanatları da kırılmalıdır!

Osman Gazi Köprüsü Türkiye'ye yakıştı!

Bayramın ikinci günü dostumuz, arkadaşımız Kamil Şahin'in cenazesi için İstanbul'a gittik. 60 dakikada Sultanbeyli'de olduğumuzu görünce, hayret ettik. Sadece biz değil, bizi yola koyanlar da, bizi karşılayanlar da hayretler içinde kaldılar.
Yeni köprüden geçmiştik. Giderken çok dikkat edemedik, ama dönüş yolunda dikkatimizi köprüye, yola, mesafeye, varış zamanına verince, yıllardır Eskihisar’da, Topçular’da kaybettiğimiz zamanı, oralarda sıra yüzünden yapılan tartışmaları, gemide fahiş fiyat üzerinden yapılan satışları, gemi ve saha personelinin kalitesiz tavırlarını hatırladık.
Ağzımızdan dökülen cümleleri de burada yazmayı uygun bulduk. "Yapana, yaptırana, çalışana, emek verene, düşünene, planlayana teşekkür ediyoruz..."
İstanbul'a gideceksem, köprüden geçeceğim. Çünkü zaman benim için değerli, kalite ise para ile ölçülemeyecek kadar önemli...