Bursa Hakimiyet

Marka değerini yükselt

Üret, ama ürettiğinle yetinme.
Tüket, ama yeteri kadar tüket, israf etme.
Ürün ve hizmetin kalitesini artır, sürekli gelişim göster. Bil ki; gelişmezsen yok olacaksın.
Kaliteni tescil ettir. TSE’den (Türk Standartları Enstitüsü’nden) uzak durma, yakınlaş, bütünleş, birleş.
Marka değerini artır, markalaş, ürünün ve hizmetinin yanında marka değerin de sana kazandırsın.
Rakiplerini takip et, ama asla taklit etme. Bil ki; taklidin getirisi, götürüsünden fazla değildir.
Yabancı hayranlığı, teknoloji yenilemende sana ilham versin. Ama asla yabancı markaların hastası olma, hastalanma.
Geleceğe yön vermek istiyorsan, önce kendi yönünü tayin et. Yönü belli olmayanların geleceği olmayacaktır.
Mevcudu muhafaza etmek başarı değildir. Sen mevcut ile yetinirken, rakiplerin, senin mevcudiyetini ortadan kaldırmak için hamle üstüne hamle yapıyorlar.
Bulunduğun yer, gelecek olduğun yerden daha önemli değildir. Yer değiştir, hamle yap, daha verimli olmak için strateji geliştir.
Markalaş…
Marka değerini yükselt…
Şimdi ne ifade etmek istediğimizi bir örnekle açıklamaya çalışalım.
“ ABD kahve dükkânları zincirini” biliyorsunuz. Kahvesini de içmişsinizdir. Adı üzerinde, kahve…
Yani, bildiğiniz kahve. Bir fincan kahve…
Bu zincirin yıllık cirosunun 47 milyar dolar olduğunu biliyor musunuz?
İşte bütün mesele, markalaşmak ve marka değerini yükseltmekten geçiyor.
 Dünya devi olmak istiyorsak, süper güç olmak istiyorsak, hâkim konumda olmak istiyorsak, dünya markalarını çıkarmalıyız.
Sadece keyif veren kahveden bu denli ciroyu elde eden bir ülkenin dünya devi olmasına hayret etmemeliyiz.
Aksine gayret etmeliyiz. Bunun için sanayicimiz, işadamlarımız markalaşmaya ve marka değerini yükseltmeye önem vermelidir.
Tüketicilerimiz yerli ürünlere yönelmeli, yerli malına değer vermeli, yerli ürünler kullanmalıdır.
Konuyu kahveden açtık, kahveden devam edelim.
Elin oğlu kahve ile onlarca ülkenin gelirinden fazla gelir elde ediyor, biz ise kahvelerde hamaset yapmaya devam ediyoruz. 
“Kahve alır mısınız” diye soranlara;
“Türk kahvesi, lütfen” demeyi ihmal etmeyin…
Yoksa…
Kırk yıl hatır yerine, kırk satır…
Afiyet olsun!
İyi pazarlar…