Bursa Hakimiyet

Oturmayın, haydi kalkın bir tur atın…

Misafire ilk hitap; “Buyurun, oturun”                          Misafir oturur. Oturmak ve oturtmayı seven bir milletiz vesselam.
Elbette misafire, misafirperverliğimizi göstereceğiz, iyi davranacağız, rahat ettireceğiz. Ama ilk hitabın “Oturun”  olması, biraz tuhaf değil mi?
Bırakın ayakta dursun, bırakın dolaşsın. Bilinçaltına oturmayı körükleyici talimatı vermeyin. Hareketsiz, oturmayı alışkanlık haline getiren bir millet olduk vesselam.
At üzerinde diyar diyar dolaşan bir neslin, oturmayı tavsiye eden afradı olduk. Kahvede otur, evde otur, işyerinde otur, araçta otur, parkta otur… 
Oturmayı öyle bir alışkanlık haline getirdik ki; kısa mesafeleri bile oturarak (araç ile) katetmeye başladık.
Oturarak, durarak, konuşarak başaran kimsenin olmadığını bilir, buna rağmen ya oturur, ya da oturmayı tavsiye ederiz.
En büyük özelliğimiz ise oturmayanı, zorla oturtmaktır.
Bazı oturtmaları rica minnet yaparız.
Bazılarını da yasal şartlarla, mevzuatlarla oturturuz.
Çünkü biz oturduğumuz için, oturmayı sevdiğimiz için, ayakta birilerinin olmasını istemeyiz. Ayakta olan ayakta fazla kalırsa, oturanın tembelliği, pasifliği, beceriksizliği ortaya çıkacak olduğu için önce oturmasını tavsiye ederiz, oturmuyorsa, OTURTURUZ!
Hem de öyle bir oturturuz ki, adamın feleğini de, meleğini de şaşırtırız.
Bilinmez mi ki; ecdat oturmuş olsaydı bugünkü Türkiye Cumhuriyeti olmazdı.
Yedi yaşında hayal etmiştir. İstanbul’un fethini gerçekleştirecektir. 21yaşında orduları ile Bizans’ın kapılarına dayanır. 
Veziri Çandarlı Halil Paşa, (oturanlar, oturtanlar kısmındadır) genç padişahın huzuruna çıkar;
“Hünkârım, İstanbul sizden önce 36 defa kuşatıldı. Kimse bu fethi gerçekleştiremedi. Ümmeti Muhammed’in ordusunu kırdırmayalım, kuşatmayı kaldırıp geri çekilelim…”
Ve o cihan padişahı,  7 yaşında hayal eden, hayalini gerçekleştirmek için hep ayakta kalan, hayalini diri tutan, oturmayı, oturtmayı, oturanı, oturtanı sevmeyen Hünkâr, vezirine cevap verir;
“Ya İstanbul beni alır, ya ben İstanbul’u…”
Oturanlara, oturtanlara bu pazar günü bir “OTURTMA” yapalım dedik, inşallah oturmazsınız, oturtmazsınız…
Oturmayın, haydi kalkın bir tur atın…
İyi pazarlar…