Bursa Hakimiyet

2010 yılı ekim ayını hatırlayalım

İllaki olacak diye yazmıyorum, "Yaşananlardan ders almak lazım"dan yola çıkarak sadece hatırlatıyorum.
Çünkü bu da bir hayat gerçeği.
2010 yılı Ekim ayı.
"Bülent Uygun, kötü giden Bucaspor'dan istifa edecek, Eskişehir'e gidecek" haberleri ile çalkalanıyor kulisler ve gazete sayfaları. Bülent Uygun bunun üzerine "Eskişehir ile görüşmedim. Zaten bu haberlerden sonra Eskişehir ihtimali kalmadı" demişti ve ardından istifa geldi.
Küme düşme sürecine giren Buca, ortada kaldı.
Bülent Uygun da tüm yalanlamalara rağmen hemen Eskişehir ile anlaştı.
Es Es camiası bile ayağa kalktı,"Etik değil" diye. Ve kader ağlarını örmeye başladı.
O sezon Eskişehir 7.olurken, Bülent Uygun da Metris'te konuk oldu. Daha sonra Elazığspor devri başladı ama aynen Buca gibi başarısızlıklar bu defa doğuya atladı ve yine istifa geldi. Elazığlılar," İyi ki gitti, sonumuz Buca gibi olurdu valla" diye kaleme bile sarıldılar.
2013 yılı Şubat ayı.
Hikmet Karaman-Gaziantepspor-Bursaspor üçgeni içinde, gelecek, gidecek, yalanlama ve anlaşma açısından yaşananların 2010 yılı Ekim ayından bir farkı var mı?
"Etik değil" olayı da şimdi Bursa'ya sıçradı.
Bursa'da da tepkiler var. Hem Hikmet Karaman'a, hem de yaşananlara.
Hep sert bir tahtaya veya masaya parmak kenarı ile vurulur ya, "Aman sonu iyi olsun" diye. Bizim de bugün bundan başka yapacak bir şeyimiz yok.
Başkan Yazıcı için ayrı bir olay daha var. Bu işler neden hep Marmaris'te oluyor? Hatırlarsanız Brezilyalılar rezaleti de oradaydı.
Yani, kulüpten uzak.
"Aman sonu iyi olsun" diye bir kez daha vuruyorum masaya.

KARŞILIĞI BU MU OLMALI?
Hep teknik adamları tartışıyoruz. Aslında iyi yapıyoruz.
Çünkü mal, yani Türk Futbolu'nun hali ortada.
O, bugün burda, yarın orda. Hem de koşarak gelip gidiyorlar. Futbolumuzda ise değişen bir şey var mı?
Yok.
Hatta gün gün götüye gidiyor. Bugün Çekler, yarın belki Andorra bile yenecek bizi. "O geldi, bu geldi" diye kendi kendimizi avutmaya devam ediyoruz. Bugün Türkiye'de genelde insanlar hayat boyu çalışıp ancak 1 ev alabiliyor. Teknik direktörler ve futbolcular ise 1 yılda 10-15 ev alıyor. Bunun karşılığı böyle rezalet futbol mu olmalı?
100-150 bin euroluk adamlar bile bizim tozumuzu atıyor.
Yazık değil mi içerde akıttığımız milyar eurolara?
Onun için zihniyet değişmedikçe, teknik adamlar değişse ne olur?