Bursa Hakimiyet

“Ağbi, dur ben seni Alsancak’a götüreyim”

İzmirlinin yaşayamadığı, hatta haberi bile olmadığı bir futbol heyecanı geldi geçti Ege'nin kıyısından köşesinden.
Atatürk Stadı, bir başka deyişle Olimpiyat Stadı, İzmir'den çok bu defa Eskişehir ve Bursa'ya daha yakındı. Tribün şovları, rekabet ve goller sadece bizleri ilgilendirdi.
İzmir yerel basını sadece,"Bu coşkuyu görünce kıskandık. İzmir futbolu neredeydi, nerelere geldi" görüşlerini taşıdılar sayfalarına.
Koskoca şehir, sırtı minderden kalkmayan güreşçiye dönen takımları yüzünden kopmuştu futboldan. Altay, Karşıyaka, Göztepe bile umurlarında değildi.
Bursaspor ve Eskişehir ise hiç değil.
Şehirden maça gitmek için bindiğim taksi şoförüne "Olimpiyat Stadı'na" deyince adam arabayı yolun kenarına çekti ve "Ağbi yanlış olmasın, Olimpiyat Stadı'nda maç ne arar. Sen yanlış biliyorsun. Dur ben seni Alsancak'a götüreyim. Bir bak" dedi.
Kordon'da  maç öncesi dolaşan Bursasporlu ve Eskişehirsporlu taraftarları görenler ise şaşkın şaşkın bakıyordu:
"Yahu kim bunlar, ne diye gelmişler buraya"
Bu yüzden "İzmir'in haberi bile olmadığı bir yarı final" cümlesi ile başladım yazıya.
Gece ise durum çok farklı.
Yine yarı final mücadelesi var ama bu defa TV'de. Yani Şampiyonlar Ligi'nde.
7'den 70'e herkesin haberi var, 7'den 70'e herkes maçlarla ve takımlarla iç içe. Herkes Bayern'in, Chelsea'nin bile nasıl oynayacağını, kimin penaltılarda başarılı olacağını, İddaa oranlarını, kırmızı kartları bile biliyor ve tahmin ediyor.
Kahvelerde, kafelerde, parklarda hararetli tartışmalar saatlerce sürerken İzmir gecelerinden yeni başlayan güne bile sarkıyor. Yani İzmir  içerde yok, dışarda çok.
Bunun suçlusu kim acaba?
Yöneticiler mi? Futbolcular mı? Medya mı? Federasyonlar mı?
Yoksa, hepsi birden mi?
Anlayacağınız, Türk futbolu bitmiş sanki İzmir'de.